“Asıl mesele bozayı değil, yaşam alanları”

Slow Food Giresun İl Koordinatörü Ömer Hacıahmetoğlu, son dönemde Giresun ve Türkiye’nin farklı bölgelerinde bozayılarla ilgili yaşanan gelişmeler üzerine dikkat çeken bir açıklama yaptı. Hacıahmetoğlu, yaban hayatıyla yaşanan karşılaşmaların yalnızca sonuçları üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, doğal yaşam alanlarının korunmasının hem biyolojik çeşitlilik hem de gıda güvenliği açısından hayati önem taşıdığını vurguladı.

“Asıl mesele bozayı değil, yaşam alanları”

Slow Food Giresun İl Koordinatörü Ömer Hacıahmetoğlu, son aylarda Giresun’da ve Türkiye’nin farklı bölgelerinde bozayılarla ilgili yaşanan olayların kamuoyunda geniş yankı uyandırdığını belirterek, yaban hayatına ilişkin tartışmaların doğa hakları ve sürdürülebilir gıda sistemleri perspektifiyle ele alınması gerektiğini söyledi.

Hacıahmetoğlu, Giresun’da üç bozayı için verilen özel avlanma izni, yerleşim yerlerine yaklaşan ayılar, trafik kazalarında yaşamını yitiren yaban hayvanları ve sosyal medya içerikleri uğruna yaban hayatının rahatsız edildiğine ilişkin iddiaların insan ile doğa arasındaki ilişkiyi yeniden gündeme taşıdığını ifade etti.

“ASIL SORUN YAŞAM ALANLARININ DARALMASI”

Yaban hayvanlarıyla yaşanan karşılaşmaların yalnızca görünen sonuçları üzerinden değerlendirilmesinin doğru olmayacağını dile getiren Hacıahmetoğlu, esas sorunun doğal yaşam alanlarının giderek daralması olduğunu belirtti.

Ormanların parçalanması, doğal geçiş koridorlarının kesintiye uğraması ve yaşam alanlarının küçülmesinin bugün yaşanan olayların temel nedenleri arasında yer aldığını ifade eden Hacıahmetoğlu, insan ile yaban hayatı arasındaki temasın bu nedenle arttığını söyledi.

Hacıahmetoğlu, “Asıl mesele ayılar değil, yaşam alanlarının giderek daralmasıdır. Bu bakış açısıyla değerlendirildiğinde, yaban hayvanlarıyla yaşanan karşılaşmaları yalnızca sonuçları üzerinden okumak yeterli değildir. Ormanların parçalanması, doğal geçiş koridorlarının kesintiye uğraması ve yaşam alanlarının giderek daralması, bugün yaşanan olayların arka planındaki temel nedenler arasında yer almaktadır.” dedi.

“GIDA HAKKI, DOĞA HAKKINDAN AYRI DÜŞÜNÜLEMEZ”

Açıklamasında Slow Food hareketinin kurucusu Carlo Petrini’nin “Yemek yemek bir tarım eylemidir.” sözünü hatırlatan Hacıahmetoğlu, gıdanın yalnızca sofraya gelen bir ürün olmadığını, toprağın, biyolojik çeşitliliğin ve kültürün ortak ürünü olduğunu vurguladı.

Giresun’da fındığın hikâyesinin yalnızca bahçelerde başlamadığını belirten Hacıahmetoğlu, üretimin ormanlar, dereler, arılar, toprağın görünmeyen canlıları ve yaban hayatıyla birlikte şekillendiğini ifade etti.

Fındık bahçeleri ile ormanların birbirinden bağımsız alanlar olmadığını dile getiren Hacıahmetoğlu, bunların aynı yaşam ağının parçaları olduğunu belirterek, doğanın yaşama hakkını korumanın yalnızca yaban hayatını değil, yerel üretimi, biyolojik çeşitliliği ve geleceğin gıdasını da korumak anlamına geldiğini söyledi.

“NASIL BİR GİRESUN İSTEDİĞİMİZİ KONUŞUYORUZ”

Açıklamasının sonunda kamuoyuna önemli bir çağrıda bulunan Hacıahmetoğlu, bugün tartışılması gereken konunun yalnızca bozayılar olmadığını ifade etti.

Her olayın yalnızca yaşanan karşılaşmalar üzerinden değerlendirilmesi halinde benzer krizlerin devam edeceğini belirten Hacıahmetoğlu, asıl konuşulması gereken konunun bu karşılaşmalara neden olan ekolojik değişim olduğunu söyledi.

“Giresun’un ormanları, dereleri ve fındık bahçeleri birbirinden bağımsız değildir; aynı yaşam ağının parçalarıdır.” diyen Hacıahmetoğlu, bu yaşam ağı korunmadan ne biyolojik çeşitliliğin ne de geleceğin gıda güvenliğinin korunabileceğini ifade etti.

Bozayıların tartışıldığı her olayın aslında nasıl bir Giresun’da yaşamak istendiği sorusunu da beraberinde getirdiğini belirten Hacıahmetoğlu, doğa hakları yaklaşımının yalnızca yaban hayatının korunması açısından değil, biyolojik çeşitliliğin, yerel üretimin ve sürdürülebilir gıda sistemlerinin geleceği bakımından da daha fazla tartışılması gerektiğini kaydetti.

SLOW FOOD GİRESUN NE YAPIYOR?

Uluslararası Slow Food hareketinin Giresun topluluğu olarak faaliyet gösteren Slow Food Giresun, yerel üretimin desteklenmesi, biyolojik çeşitliliğin korunması, gastronomi mirasının yaşatılması ve iyi, temiz, adil gıdanın yaygınlaştırılması amacıyla çalışmalar yürütüyor.

Topluluk ayrıca doğa hakları, ekolojik farkındalık ve sürdürülebilir gıda sistemleri konusunda kamuoyunda bilinç oluşturmayı hedefleyen faaliyetler gerçekleştiriyor.

 

 


2
Bir Yorum Yazın
Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.