Rabia Naz dosyasında gözler atılacak somut adımlarda

Adalet Bakanı Akın Gürlek’in faili meçhul olaylar ve şüpheli ölümlerle ilgili açıklamaları, Giresun’daki Rabia Naz dosyasını yeniden gündeme taşıdı. Eynesil’de 11 yaşında hayatını kaybeden çocuğun ailesi, yıllardır dile getirdiği itirazların kapsamlı biçimde değerlendirilmesini bekliyor. Dosyada bakanlık incelemesinin yanı sıra uluslararası yargı süreci de sürüyor.

Rabia Naz dosyasında gözler atılacak somut adımlarda

Adalet Bakanı Akın Gürlek, kamuoyunun yakından takip ettiği şüpheli ölüm ve kayıp dosyalarına ilişkin açıklamasında Rabia Naz Vatan’ın adını da anarak bu olayların üzerine kararlılıkla gidileceğini bildirdi. Açıklama, 12 Nisan 2018’de Giresun’un Eynesil ilçesinde evinin önünde yaralı bulunan ve kaldırıldığı hastanede yaşamını yitiren Rabia Naz’ın ölümüne ilişkin tartışmaları yeniden öne çıkardı.

Gürlek’in açıklamaları dosyanın incelenmesine yönelik iradeyi ortaya koyarken, incelemenin hangi somut adli işlemlere dönüşeceği önem taşıyor. Bakanlığın dosyayı ele alması, tek başına geçmişte verilen takipsizlik kararının kaldırıldığı veya yeni bir ceza davası açıldığı anlamına gelmiyor.

BAKANLIK RABİA NAZ’I DA GÜNDEMİNE ALDI

Gürlek, 8 Mayıs 2026 tarihli açıklamasında, toplumda soru işaretleri bırakan olayları değerlendirirken Gülistan Doku ve Rabia Naz dosyalarını örnek gösterdi. Bu kapsamda Ceza İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı kurulduğunu anlattı.

Bakan, aynı açıklamada soruşturma yetkisinin sınırına da dikkat çekti. Bakanlığın savcılık makamının yerine geçerek soruşturma yapma yetkisi bulunmadığını belirtti. Dolayısıyla Rabia Naz dosyasında delillerin değerlendirilmesi ve adli kararların alınması, yetkili soruşturma makamlarının yürüteceği sürece bağlı.

2020’DE TAKİPSİZLİK KARARI VERİLMİŞTİ

Rabia Naz’ın ölümüyle ilgili soruşturma, 16 Temmuz 2020’de kovuşturmaya yer olmadığı kararıyla sonuçlandı. Giresun Cumhuriyet Başsavcılığı, o tarihte yaptığı açıklamada ölümün yüksekten düşme sonucu meydana geldiği kanaatine varıldığını bildirdi.

Başsavcılık, başka bir kişinin kasten veya taksirle ölüme neden olduğuna ilişkin bulguya ulaşılamadığını açıkladı. Telefon kayıtlarının, kamera görüntülerinin ve adli tıp değerlendirmelerinin incelendiğini belirtti.

Baba Şaban Vatan ise kızına bir aracın çarptığını ve olayın ardından evinin önüne bırakıldığını ileri sürdü. Başsavcılık, bu iddianın araştırıldığını ancak elde edilen bulgularla doğrulanmadığını bildirdi. Ailenin itirazlarıyla soruşturma makamlarının değerlendirmesi arasındaki bu farklılık, dosyaya ilişkin tartışmaların merkezinde yer aldı.

ANAYASA MAHKEMESİ İHLAL BULDU

Dosyada önemli dönüm noktalarından biri, Anayasa Mahkemesinin 29 Mayıs 2025 tarihli kararı oldu. Atika Vatan ve Şaban Vatan’ın başvurusunu değerlendiren Yüksek Mahkeme, ölümün araştırılmasına ilişkin süreçte yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine hükmetti.

Karar, soruşturmanın etkili yürütülüp yürütülmediğine ilişkin itirazları yargısal bir değerlendirmeye taşıdı. Bununla birlikte ihlal tespiti, ölümün bir cinayet olduğunun veya belirli bir kişinin sorumluluğunun saptandığı anlamına gelmiyor. Kararın odağında, şüpheli ölümün gereği gibi araştırılması yükümlülüğü bulunuyor.

AİHM SÜRECİNDE ÜÇ KRİTİK BAŞLIK

Dosyayla ilgili son gelişmelerden biri de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi sürecinde yaşandı. 6 Ekim 2026’da kamuoyuna yansıyan bilgilere göre AİHM, Şaban Vatan’ın başvurusunu 14 Eylül 2026’da Türkiye’ye bildirdi.

Mahkeme, soruşturmanın etkinliği, hükmedilen 350 bin liralık manevi tazminatın yeterliliği ve Anayasa Mahkemesi önündeki sürecin uzunluğu konusunda Türkiye’den yanıt istedi.

Başvuru hakkında henüz nihai karar verilmedi. Süreç, ölümün araştırılmasına ilişkin yükümlülüklerin yerine getirilip getirilmediğinin değerlendirilmesini kapsıyor.

AİLE İNCELEMENİN SONUCUNU BEKLİYOR

Şaban Vatan, 6 Ekim’de yayımlanan açıklamalarında bakanlıkla görüşmelerini sürdürdüğünü ve sunduğu belgelerin inceleme aşamasında olduğunu söyledi. Vatan, incelemenin içeriğine ilişkin kendisine henüz bilgi verilmediğini belirtti.

Soruşturmada görev alan savcılar ve kolluk görevlileri hakkında 30 Nisan 2026’da suç duyurusunda bulunduğunu açıklayan Vatan, bu başvuru kapsamında müşteki olarak ifade verdiğini de aktardı. Söz konusu başvuru, ilgili kişiler hakkında kesinleşmiş bir suç tespiti anlamına gelmiyor.

Rabia Naz dosyasında şimdi beklenen, incelemenin sonucunun ve atılacak adli adımların açıklığa kavuşması. Sekiz yılı aşan süreçte ailenin talebi, kızlarının ölümüne ilişkin itirazların yanıtlanması ve olayın bütün yönleriyle aydınlatılması.

 

 


2
Bir Yorum Yazın
Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.