Batlama’nın adı var, sahibi nerede?

Bazı meseleleri yalnızca parayla açıklayamazsınız.

Batlamaspor’un bugün içine düştüğü durum da bunlardan biri.

Elbette ortada ekonomik bir sorun var. Lige katılımın, deplasmanın, malzemenin, futbolcunun, teknik ekibin, ulaşımın ve daha nice kalemin bir bedeli bulunuyor. Amatör futbol artık eskisi gibi birkaç eşofman, birkaç top ve iyi niyetle yürümüyor.

Ama Batlamaspor meselesinde insanın aklına takılan başka bir soru var:

Batlama Vadisi gerçekten bu kadar mı sahipsiz?

Çünkü konu sıradan bir mahalle takımından ibaret değil.

Adında “Batlama” yazıyor.

Arkasında koca bir vadi, onlarca köy, binlerce insan ve güçlü bir aidiyet duygusu bulunuyor.

Daha da önemlisi, bugün Giresun siyasetinde, ticaretinde ve yerel yönetimlerinde Batlama kökenli veya Batlama ile güçlü bağı bulunan birçok etkili isim var.

Milletvekilleri var.

İş dünyasının önemli temsilcileri var.

Yerel yönetimlerde söz sahibi isimler var.

Siyasetin farklı kanatlarında güçlü insanlar var.

Peki futbol takımına gelince neden ortalık sessiz?

***

Eski Başkan Oğuzhan Konal’ın açıklamasındaki en çarpıcı cümle bana göre şuydu:

“Biz çaldık, biz oynadık.”

Aslında birkaç kelimeyle bütün hikâyeyi anlatıyor.

Geçen sezon takımın ayakta kalabilmesi için maddi sorumluluk üstlenildi. Nakit ve teminat bırakıldı. “Belki birileri çıkar, kulübe sahip çıkar” düşüncesiyle para geri alınmadı.

Sonuç?

Beklenen olmadı.

Kimse çıkıp, “Bu takım Batlama’nın takımıdır, yükü birlikte taşıyalım” demedi.

Sonra yine dönüp aynı insanlardan fedakârlık beklendi.

Olmaz.

Bir insan bir sezon fedakârlık yapar, iki sezon yapar. Ama koskoca bir bölgenin spor kulübü sürekli birkaç kişinin cebine ve vicdanına emanet edilemez.

Hele herkes başarı günlerinde fotoğrafa girmeye meraklıysa, zor günlerde de o fotoğrafın içerisinde bulunmak zorundadır.

Spor kulübüne sahip çıkmak sadece şampiyonluk kutlamasında atkı takmak değildir.

Asıl sahiplenme, kasada para olmadığı gün belli olur.

***

Burada kimseye “Kulübün bütün borcunu cebinden öde” denilmiyor.

Mesele zaten bu değil.

Mesele organizasyon.

Bir milletvekili öncülük eder.

Bir iş insanı katkı verir.

Bir diğeri sponsor bulur.

Bölgedeki esnaf elinden geleni yapar.

Yerel yönetimler yasal imkânları çerçevesinde destek mekanizmaları oluşturur.

Bir kampanya başlatılır.

Bir masa kurulur.

Yüz kişinin küçük katkısıyla bir kişinin altında ezildiği yük hafifletilir.

Bu kadar zor mu?

Batlama Vadisi’nden çıkan siyasetçiler Ankara’da aynı masaya oturabiliyor da Batlamaspor için Giresun’da bir masanın etrafına oturamıyor mu?

İnsan ister istemez soruyor.

Batlama’nın adı seçim zamanı mı hatırlanacak?

Köy ziyaretlerinde mi?

Düğünde, cenazede, bayramlaşmada mı?

Peki o bölgenin adını formasının göğsünde taşıyan kulüp kapıya kilit vurma noktasına geldiğinde Batlamalılık nereye gidiyor?

***

Bir de meselenin gençler tarafı var.

Biz yıllardır gençlere ne söylüyoruz?

Spor yapın.

Kötü alışkanlıklardan uzak durun.

Kulüplere gidin.

Sahaya çıkın.

Takım ruhunu öğrenin.

Peki sonra?

O gençlerin forma giyeceği kulübü ekonomik gerekçelerle yaşatamıyoruz.

Bu ciddi bir çelişki değil mi?

Batlamaspor’un tabelasının yerinde durması yalnızca birkaç futbolcunun maç yapması anlamına gelmiyor.

Bir çocuk o formayı giydiğinde kendisini bir yere ait hissediyor.

Bir köyün çocuğu diğer köyün çocuğuyla aynı takım için ter döküyor.

Batlama adı sahada temsil ediliyor.

Bunların ekonomik karşılığını hesaplayamazsınız.

***

Yerel sporda yıllardır değişmeyen kötü bir alışkanlığımız var.

Takım başarılı olduğunda herkes gelir.

Protokol tribünü dolar.

Fotoğraflar çekilir.

Tebrik mesajları yayımlanır.

“Gençlerimizin yanındayız” denilir.

Ama para gerektiğinde telefonlar sessize alınır.

İşte asıl sorgulanması gereken zihniyet budur.

Batlamaspor’un bugün yaşadığı tablo yalnızca Oğuzhan Konal’ın meselesi değildir.

Konal zaten kendi açısından noktayı koymuş:

“Biz üzerimize düşeni fazlasıyla yaptık. Bundan sonra biraz da seyirci olalım.”

Bu söz aslında bir istifadan çok daha ağırdır.

Bir kırgınlığın ifadesidir.

Çünkü insan yorulduğu için değil, yalnız bırakıldığını hissettiğinde böyle konuşur.

***

Bugünden sonra yapılması gereken de bellidir.

Kimsenin birbirini suçlamasına gerek yok.

Kimse geçmişin hesabını tutmasın.

Batlamaspor için ortak bir masa kurulsun.

Siyasetçisi, iş insanı, yöneticisi, esnafı, gurbetçisi, eski futbolcusu, taraftarı otursun.

Kulübün gerçek mali tablosu ortaya konulsun.

Ne gerekiyor?

Ne kadar gerekiyor?

Kim ne kadar katkı sağlayabilir?

Bunlar konuşulsun.

İnanıyorum ki mesele doğru şekilde organize edilirse Batlama’nın altından kalkamayacağı bir yük değildir.

Ama önce irade gerekir.

Ve biraz da aidiyet…

Çünkü Batlama’nın adını taşımak yalnızca nüfus kâğıdında doğum yeri yazmasıyla olmuyor.

Bazen o ismin yükünü de taşımak gerekiyor.

Bugün o yükün adı Batlamaspor.

Şimdi dönüp Batlama’nın güçlü isimlerine sormak gerekiyor:

Batlamaspor daha ne kadar yalnız kalacak?

Ve daha önemlisi;

Batlama’nın ileri gelenleri, kendi adlarını taşıyan bu kulübün kapısına kilit vurulduktan sonra mı harekete geçecek?


2
Bir Yorum Yazın
Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.