Üretici maliyetin altında ezilirken Ankara’ya bu rakamı kim taşıdı?

Giresun’da bugünlerde bahçeye giren üreticinin sırtında yalnızca fındık çuvalı yok.

Gübrenin, ilacın, mazotun, tırpanın, patozun, taşımanın ve işçiliğin yükü de onun omuzlarında. Bir yıl boyunca bahçesine bakan, dalını budayan, otunu temizleyen, hastalıklarla ve hava şartlarıyla mücadele eden üretici, şimdi aynı sorunun cevabını arıyor:

Bu emeğin karşılığını alabilecek miyim?

Tam da böyle bir dönemde kamuoyuna yansıyan son derece ciddi bir iddia, açıklanan fındık fiyatından daha büyük bir tartışmanın kapısını araladı.

İddiaya göre bölge milletvekilleri, 2026 ürünü fındık için Ankara’ya kilogram başına 240 liralık bir taban fiyat önerdi.

Bu iddia doğru mu?

Henüz bilmiyoruz.

Ancak böylesine önemli bir iddia karşısında, Giresun’u Ankara’da temsil edenlerin sessiz kalma hakkı yoktur.

Çünkü konu kişisel bir tartışma değildir. Mesele, bu şehrin temel geçim kaynağıdır. Tirebolu’dan Espiye’ye, Keşap’tan Bulancak’a, Dereli’den Yağlıdere’ye kadar binlerce ailenin sofrasına giren ekmektir.

Kamuoyuna taşınan 240 liralık teklif iddiası, üreticiye yapılmış büyük bir haksızlık olarak değerlendiriliyor. Bu, ağır bir suçlamadır. Elbette böylesine ciddi bir iddianın belgeyle ve açık bilgilerle desteklenmesi gerekir.

Aynı şekilde iddianın muhataplarının da kamuoyunun karşısına çıkarak açık bir cevap vermesi şarttır.

Ankara’ya gerçekten 240 liralık bir teklif sunuldu mu?

Bu rakam kimler tarafından belirlendi?

Hangi maliyet hesabına dayanılarak hazırlandı?

Üreticinin görüşü alındı mı?

Ziraat odalarının ve üretici temsilcilerinin talepleri karar vericilere hangi rakam üzerinden iletildi?

İddia doğru değilse açıkça yalanlanmalıdır.

Doğruysa da 240 liralık hesabın hangi gerekçeyle yapıldığı anlatılmalıdır.

Çünkü üretim maliyetinin 300 lira seviyesine ulaştığının konuşulduğu bir dönemde üreticiyi 240 liraya razı göstermek, yalnızca ekonomik bir hata değildir.

Bu, aynı zamanda ciddi bir temsil sorunudur.

 

MALİYET 300 LİRA, TEKLİF NEDEN 240 LİRA?

Toprak Mahsulleri Ofisi, 2026 ürünü için levant kalite fındığın kilogram fiyatını 250 lira, Giresun kalite fındığın fiyatını ise 255 lira olarak açıkladı.

Giresun fındığının kilogramına levant kaliteden yalnızca 5 lira fazla verilmesi bile başlı başına tartışılması gereken bir konudur.

Dünyada adıyla, aromasıyla, yağ oranıyla ve kalitesiyle bilinen Giresun fındığının farkı gerçekten yalnızca 5 liradan mı ibarettir?

Üretici, açıklanan fiyatın emeğinin karşılığı olmadığını söylüyor.

Ziraat odaları, üretim maliyetinin 300 liraya dayandığını belirtiyor.

Siyasi partiler ve üretici örgütleri, açıklanan rakamın maliyetleri karşılamadığını, fiyatın refah payı içerecek şekilde yeniden düzenlenmesi gerektiğini savunuyor.

Bütün bu açıklamaların ortasında cevaplanması gereken temel soru şudur:

Üreticinin maliyeti 300 liraysa, Ankara’ya 240 liralık bir teklif götürüldüğü iddiası nasıl açıklanacaktır?

Aradaki 60 lirayı kim görmezden gelmiştir?

Gübre parasını kim ödeyecek?

Bahçede çalışan işçinin yevmiyesini kim karşılayacak?

Patozun, taşımanın, çuvalın, yemeğin ve diğer giderlerin hesabını kim yapacak?

Ankara’daki masada yalnızca rakamlar konuşuluyor olabilir. Fakat o rakamların Giresun’daki karşılığı bazen bir çocuğun okul masrafı, bazen bankaya ödenecek kredi borcu, bazen de kış boyunca yakılacak odun ve kömürdür.

Fındık fiyatı bizim için kuru bir ekonomi verisi değildir.

Hayatın kendisidir.

 

DAHA ÖNCE DE AYNI SORU SORULMUŞTU

TMO’nun elindeki eski mahsul fındıkları satışa çıkarması daha önce de ciddi tartışmalara neden olmuştu.

2022 yılı ürünü için 125, 2023 yılı ürünü için 135 ve 2024 yılı ürünü için 145 liralık satış fiyatları açıklanmıştı. Ürünlerin aynı anda piyasaya verilmeyeceği, satış miktarının sınırlı tutulacağı ve önce eski mahsulün çıkarılacağı belirtilmişti.

Ancak üreticinin sorduğu temel soru o gün de tam olarak cevaplanmadı:

Bu satış kime yarayacak?

Fiyatın yükselişe geçtiği bir dönemde TMO’nun piyasaya düşük fiyatlı ürün vermesi üreticiyi mi koruyacak, yoksa sanayicinin elini mi güçlendirecek?

Hasat zamanı borcu nedeniyle ürününü satmak zorunda kalan üretici, aylar sonra yükselen fiyattan zaten yararlanamıyor. Fiyat yükselmeye başladığında devletin elindeki stokların piyasaya sürülmesi ise üreticinin önündeki yükseliş ihtimalini sınırlıyor.

Üstelik vadeli satış ve kredi kartı gibi imkânlar üreticiye değil, güçlü sermayeye sunuluyor.

Üretici, ürününü çoğu zaman borçlarını kapatabilmek için peşin paraya satıyor. Büyük alıcı ise fındığı teslim alıp ödemesini daha sonra yapabiliyor.

Böyle bir sistemde risk kimin sırtında, kazanç kimin kasasında kalıyor?

TMO’nun temel görevi piyasaya ucuz ürün sunmak değildir. Asıl görevi, üreticinin ürününün değer kaybetmesini önlemek ve piyasa dengesini çiftçinin lehine korumaktır.

Kamu kurumları büyük alıcıların ucuz ürün bulmasını kolaylaştıran bir mekanizmaya dönüşürse, üreticinin devlete olan güveni de yara alır.

 

MİLLETVEKİLİ KURUMLARIN SÖZCÜSÜ DEĞİLDİR

Milletvekillerinin görevi, kamu kurumlarının aldığı her kararı savunmak değildir.

Milletvekili, kurumların basın sözcüsü değildir.

Milletvekili, halkın Ankara’daki sesidir.

Giresun milletvekillerinden beklenen, alınan kararları halka kabul ettirmeleri değil; halkın itirazlarını karar vericilere kabul ettirmeleridir.

Uzun süredir siyasetin en büyük sorunlarından biri de budur.

Ankara’dan bir karar gelir, teşekkür edilir.

Bir yatırım açıklanır, teşekkür edilir.

Bir fiyat belirlenir, yine teşekkür edilir.

Peki itiraz ne zaman edilecek?

Yanlış bir karara karşı ne zaman ses yükseltilecek?

Üretici, milletvekilini yalnızca iyi haberleri duyursun diye seçmez. Zor gününde yanında dursun, gerektiğinde kendi siyasi anlayışının yönettiği kurumlara karşı da hemşehrisinin hakkını savunsun diye seçer.

Fındık fiyatı maliyetin altında kalıyorsa bunun adı başarı değildir.

Üretici borçlanarak bahçesine giriyorsa ortada övünülecek bir tablo yoktur.

Giresun kalite fındığa 255 lira verilirken üretim maliyetinin yaklaşık 300 liraya ulaştığı söyleniyorsa, burada savunma değil mücadele gerekir.

Yapılması gereken, sosyal medya üzerinden genel ifadeler kullanmak değildir.

TMO yönetimiyle görüşmek, ilgili bakanlığın kapısını aşındırmak, karar vericilere üreticinin gerçek maliyetini anlatmak ve fiyatın yeniden değerlendirilmesini sağlamaktır.

Sonuç alınamıyorsa da neden alınamadığı çıkıp dürüstçe açıklanmalıdır.

 

ELEŞTİRİYİ GİZLEMEK SORUNU ORTADAN KALDIRMAZ

Fındık politikalarına ilişkin yapılan bazı sosyal medya paylaşımlarının altındaki sert eleştirilerin “gizlenen yorumlar” bölümünde yer alması da ayrıca tartışma konusu oldu.

Bunun sosyal medya platformunun otomatik filtresinden mi, yoksa hesap yönetiminden mi kaynaklandığını bilmiyoruz.

Ancak bildiğimiz bir şey var:

Üreticinin sesini görünmez hâle getirmek, üreticinin öfkesini ortadan kaldırmaz.

Fındık bahçesindeki maliyet, sosyal medya filtresinden geçmez.

İşçinin yevmiyesi gizlenemez.

Gübre faturası silinemez.

Patozcuya ödenecek para, yorumlardan kaldırılarak yok sayılamaz.

Siyaset yalnızca alkışlayanları duyarak yapılmaz. Asıl mesele, eleştiren insanın ne söylediğini anlayabilmektir.

Muhalefetin de yalnızca sert açıklamalar yapmakla yetinmemesi gerekir.

Fiyatın yetersiz olduğunu söylemek önemlidir ancak yeterli değildir. Üretici artık yalnızca tepki açıklaması değil, somut bir yol haritası bekliyor.

Fiyatın artırılması için hangi girişimler yapılacak?

Meclise hangi teklifler sunulacak?

TMO’nun alım ve satış politikası nasıl değiştirilecek?

Doğrudan gelir desteği ne kadar olmalı?

Giresun kalite fındığın farkı hangi sistemle korunacak?

Üreticinin lehine bir piyasa düzeni nasıl kurulacak?

Bu soruların cevabını yalnızca iktidar değil, muhalefet de vermelidir.

Çünkü fındık, seçim dönemlerinde hatırlanıp fiyat açıklandıktan sonra unutulacak bir ürün değildir.

 

FINDIK ÜRETİCİSİ SADAKA DEĞİL, HAKKINI İSTİYOR

Bugün mesele yalnızca 250 veya 255 lira meselesi değildir.

Asıl mesele, üreticinin Ankara’da hangi rakamla temsil edildiğidir.

Üretici 300 liranın üzerini konuşurken birilerinin 240 lirayı önerdiği iddiası doğruysa, ortada büyük bir kopukluk var demektir.

Bahçedeki gerçek ile Ankara’daki masa birbirinden bu kadar uzak olmamalıdır.

Fındık üreticisi devletten sadaka istemiyor.

Yaptığı masrafın, çektiği zahmetin ve bir yıl boyunca verdiği emeğin karşılığını istiyor.

Giresun’u temsil edenler de bu talebi küçültmeden, makaslamadan ve aşağıya çekmeden Ankara’ya taşımak zorundadır.

Şimdi cevaplanması gereken soru açıktır:

Ankara’ya gerçekten 240 liralık bir teklif sunuldu mu, sunulmadı mı?

Bu soru cevapsız bırakılmamalıdır.

Çünkü bazen sessizlik, söylenen sözden daha ağırdır.

Fındık dalında bekliyor.

Üretici bahçede bekliyor.

Giresun ise savunma değil, açık bir cevap ve somut bir sonuç bekliyor.


2
Bir Yorum Yazın
Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.