Yok sayılan yiğitler, şehitler!

Daha önce de bu konuda ufak bir paylaşım yapmıştım. İlk fotoğraf, Tarsus Çamalan Türk Şehitliği’ne ait. Burada 20 kadar Göreleli şehidin mezar taşı vardı. Ancak “Hep aynı bölgeden, dağıtalım başka şehirlere.” aymazlığı nedeniyle, gittiğimizde sadece 3 Giresunlu şehidin mezarını bulduk. Oysa 20 Görele evladı olduğu aşikâr. Etrafı araştırdığımızda eski taşların imha edilip çevreye atıldığını gördük. O zaman da “Konu üzerinde araştırma yapacağız.” demiştik.

Konu, düşündüğümüzün çok ötesine vardı. Ecdadın, biz Giresunluların ihanetine, vurdumduymazlığına, vefasızlığına vb. mazhar olduğunu gördük (!). Hilal-i Ahmer (Kızılay) ve MSB kayıtlarına baktığımızda, 1914 ve sonrasında, özellikle Bağdat Demiryolu çalışmalarında amele taburlarında görevlendirilmek üzere silah altına alınan, Giresun genelinden 900 küsur kişinin o bölgede vefat ettiğini öğrendik.

Şimdi buyurun, tabloya bakalım:

Tirebolu: 154
Alucra: 121
Şebinkarahisar: 115
Görele: 91
Merkez: 80
Bulancak: 58
Keşap: 54
Dereli: 32
Yağlıdere: 20
Espiye: 17
Çamoluk: 16
Eynesil: 14
İlçesi belirtilmemiş: 226 kişi (Çanakçı ve Beşikdüzü)
Toplam: 998 kişi.

Umarım ben yanlış bilgiler edinmiş olayım.

Böyle bir utançla yaşanır mı? Nasıl Giresunluyuz biz? Nasıl hâlâ “Osman Ağa torunlarıyız!” diye kabarıyoruz? Buna ne hakkımız var? Şu göklerde dalgalanan bayraktan da ar etmez mi insan?

Bitmedi! Kurtuluş Savaşı kayıplarımız konusunda (42. ve 47. alaylar) farklı tespitler var. Şöyle bakalım o zaman:

42.ve 47. Giresun alaylarının yaklaşık 6.000 kişiyle Mangaltepe’ye gittikleri ve yaklaşık 400 kişinin döndüğü söyleniyor. Bir rivayete göre de 47. Alay’ımızdan 258 kişi, 42. Alay’ımızdan ise 84 kişi kalmış. 42. Alay lağvedildi, 47. Alay Afyon’dan İzmir’e kadar devam etti. Nasıl devam etti? 258 kişiyle mi? Hayır! Binden fazla gönüllü takviyesiyle devam edildi. Hatta Ordulu ve Samsunlu hemşehrilerimiz de var aralarında.

Sonuç, binlerle sayılan şehitler. Peki, nerede bu şehitler? Afyon’da Dedesivri Tepesi’nde 14 kişi var. Sayı verin bakalım, başka şehitlikler gösterin bakalım!

Osman Ağa torunlarıyız, değil mi? Bir gecede Osman Ağa’nın anıtındaki kitabe silindi, değişti. Kocaman Osman Ağa heykeli Giresun’a, ilçelerine sığmadı. Yetmedi kimsenin yüreği, depolarda saklandı. Sağ olsun, duyarlı bir hemşehrimiz çaresizce gitti, Tamdere’ye dikti. Okullara, sokaklara, tesislere bile adını veremiyoruz be! Kaç derneğimiz var Türkiye’de?

Aslanız, kaplanız, civanmert Giresunlularız, öyle mi? Utanın, utanın, utanalım. Deve kuşu gibi başımızı kuma gömmekle yiğitlik olmuyor. Laf değil, fiil gerek.

Evet, Polatlı, Haymana ihya edildi. Ama kim etti? Nerede onca şehit? Tarsus’ta ve Kurtuluş Savaşı’nda Hakk’a yürüyen onca serdengeçtinin suçları, kusurları ne? Vatanı sevmeleri, bizlere bu vatanı emanet etmeleri mi? Bunların çoğu da gönüllü.

Tarsus civarında vefat edenler nasıl ölmüşler, biliyor musunuz? İnşaat işindeki kazalar ve salgın hastalıklar nedeniyle ölmüşler. Niye, niye? O cefayı niye çekmişler, canlarını hiçe sayıp ölümü niye göze almışlar? Biz duvarlarımıza resim asıp sorumluluklarımızdan kurtulalım diye mi?

İşte bu kadar aciz, silik, hatta yok hükmündeyiz. Uyduk kör bir düzene, bindik elin kayığına; kendimizi kandırmakla meşgul yiğit Giresunlularız (!).

 

Not: Bu araştırmada bana destek verip beni teşvik eden sevgili yeğenim Vildan Anıl İyigün’e çok teşekkür ederim. Daha bitmedi! Bir dahaki sefere daha farklı verilerle geleceğim.


2
Bir Yorum Yazın
Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.