Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu

“Sanatçı, esaslı kültür sahibi olmalı ve tarihi iyi bilmelidir.”
“Sanatkâr el öpmez; sanatkârın eli öpülür!”
“Hayatlarını büyük bir sanata vakfeden bu çocukları sevelim.”
“Türk milletinin tarihî bir vasfı da güzel sanatları sevmek ve onda yükselmektir. Bunun içindir ki milletimizin güzel sanatlara sevgisini mütemadiyen ve her türlü vasıta ve tedbirle besleyerek inkişaf ettirmek millî ülkümüzdür.”
Kaynaklarıyla Atatürk’ün Sanat Hakkında Söyledikleri
“Sanat, güzelliğin ifadesidir. Bu ifade sözle olursa şiir, nağme olursa musiki, resim ile olursa ressamlık, oyma ile olursa heykeltıraşlık, bina ile olursa mimarlık olur.”
Kaynak: Muhit Mecmuası, Yıl: 1, Sayı: 2, 1928.
“Sanatkâr da toplumda uzun mücadele ve gayretten sonra alnında ışığı ilk hisseden insandır.”
Kaynak: Atatürk’e Ait Hatıralar, 1949.
“Biz, çok defa bu musikinin tam haysiyetini bulamıyoruz. İşte bu dinlediğimiz, hakiki Türk musikisidir ve hiç şüphesiz yüksek bir medeniyetin musikisidir. Bu musikiyi bütün dünyanın anlaması lazımdır. Fakat onu bütün dünyaya anlatabilmek için bizim milletçe bugünkü medeni dünyanın seviyesine yükselmemiz lazımdır.”
Kaynak: Mesut Cemil Anlatıyor, Nükte, Fıkra ve Çizgilerle Atatürk II, 1954.
“Dünyada medeni olmak, ilerlemek ve olgunlaşmak isteyen herhangi bir millet mutlaka heykel yapacak ve heykeltıraş yetiştirecektir. Abidelerin şuraya buraya tarihî hatıralar olarak dikilmesinin dine aykırı olduğunu iddia edenler, din hükümlerini gereği gibi araştırıp incelememiş olanlardır.”
Kaynak: Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, Cilt: II, 1952 (1923).
“Aydın ve dindar olan milletimiz, ilerlemenin sebeplerinden biri olan heykeltıraşlığı en üst derecede ilerletecek ve memleketimizin her köşesinde atalarımızın ve bunlardan sonra yetişecek evlatlarımızın hatıralarını güzel heykellerle dünyaya ilan edecektir.”
Kaynak: Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, Cilt: II, 1952 (1923).
“İnsanlar olgunlaşmak için bazı şeylere muhtaçtır. Bir millet ki resim yapmaz, bir millet ki heykel yapmaz, bir millet ki tekniğin getirdiği şeyleri yapmaz; itiraf etmeli ki o milletin ilerleme yolunda yeri yoktur. Hâlbuki bizim milletimiz, gerçek nitelikleriyle medeni ve ileri olmaya layıktır ve olacaktır.”
Kaynak: Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, Cilt: II, 1952 (1923).
“Bir milleti yaşatmak için birtakım temeller lazımdır ve bilirsiniz ki bu temellerin en önemlilerinden biri sanattır. Bir millet sanattan ve sanatkârdan yoksunsa tam bir hayata sahip olamaz. Böyle bir millet, bir ayağı topal, bir kolu çolak, sakat ve hasta bir kimse gibidir. Hatta kastettiğim manayı bu söz de ifadeye yeterli değildir. Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş olur. Bir millet sanata önem vermedikçe büyük bir felakete mahkûmdur. Birçok unsurlar o felaketin derecesini fark etmez. Fark ettiği gün de ne kadar müthiş bir etkinlikle çalışmak gerektiğini tahmin edemez.”
(1923)
“Hayatta musiki lazım mıdır? Hayatta musiki lazım değildir. Çünkü hayat musikidir. Musiki ile alakası olmayan yaratıklar insan değildirler. Eğer söz konusu olan hayat, insan hayatı ise musiki mutlaka vardır. Musikisiz hayat zaten mevcut olamaz. Musiki, hayatın neşesi, ruhu, sevinci ve her şeyidir. Yalnız musikinin nevi üzerinde düşünmeye değer.”
Kaynak: Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, Cilt: II, 1952 (1925).
“İnsanlarda birtakım ince, yüksek ve temiz duygular vardır ki insan onlarla yaşar. İşte ince, yüksek, derin ve temiz duyguları en ziyade duyabilen ve diğer insanlara duyurabilen şairdir.”
Kaynak: Muhit Mecmuası, Yıl: 1, Sayı: 2, 1928.
“Efendiler! Hepiniz mebus olabilirsiniz, vekil olabilirsiniz, hatta reisicumhur olabilirsiniz. Fakat bir sanatkâr olamazsınız. Hayatlarını büyük bir sanata vakfeden bu çocukları sevelim.”
Kaynak: İ. Galip Arcan Anlatıyor, Ses dergisinden iktibas, Sümerbank Dergisi, Cilt: 3, Sayı: 29, 1963 (1930).
“Bizim hakiki musikimiz Anadolu halkında işitilebilir.”
Kaynak: Ayın Tarihi, Sayı: 73, 1930.
“Vatan, bütün evlatlarının çalışması ile ve yardımı ile yaşar ve bundan başka toplumun mekanizmasında faydasız hiçbir parça yoktur. Devleti idare eden bakanla vatanın refahına elinin işi ile yardım eden sanatkâr arasında yalnız küçük bir fark vardır. O da şudur: Birinin vazifesi, bir diğerininkinden daha önemlidir. Fakat her ikisinde de iyi yapılmak şartıyla ahlaki değer aynıdır.”
(1930)
“Yüksek bir insan toplumu olan Türk milletinin tarihî bir özelliği de güzel sanatları sevmek ve onda yükselmektir. Bunun içindir ki milletimizin yüksek karakterini, yorulmaz çalışkanlığını, doğuştan gelen zekâsını, ilme bağlılığını, güzel sanatlar sevgisini ve millî birlik duygusunu devamlı olarak ve her türlü vasıta ve önlemlerle besleyerek geliştirmek millî idealimizdir.”
Kaynak: Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, Cilt: II, 1952 (1933).
“Güzel sanatların hepsinde, ulus gençliğinin ne türlü ilerletilmesini istediğinizi bilirim. Bu yapılmaktadır. Ancak bunda en çabuk, en önde götürülmesi gerekli olan Türk müziğidir. Bir ulusun yeni değişikliğine ölçü, müzikte değişikliği alabilmesi, kavrayabilmesidir. Ulusal ince duyguları, düşünceleri anlatan yüksek deyişleri, söyleyişleri toplamak, onları bir an önce modern müzik kurallarına göre işlemek gerekir. Ancak bu düzeyde Türk ulusal müziği yükselip evrensel müzikte yerini alabilir.”
Kaynak: Ayın Tarihi, Sayı: 12, 1934.
“Sinan’ın heykelini yapınız.”
Kaynak: Türk Tarih Kurumu Belleten, Cilt: III, Sayı: 10, 1939, Levha: XCIII. Atatürk, bu ifadeyi el yazısı ve imzasıyla yazmıştır (1935).
“Güzel sanatların her dalı için Kamutay’ın (TBMM’nin) ilgi ve emeği, milletin insani ve medeni hayatı ve çalışkanlık veriminin artması için çok etkilidir.”
Kaynak: Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, Cilt: I, 1945 (1936).
“Güzel sanatlarda başarı, bütün inkılapların başarılı olduğunun en kesin delilidir. Bunda başarılı olamayan milletlere ne yazıktır! Onlar, bütün başarılarına rağmen medeniyet alanında yüksek insanlık sıfatıyla tanınmaktan daima yoksun kalacaklardır.”
Kaynak: Cumhuriyet gazetesi, 10.11.1941, Cevat Abbas Gürer (1936).
ATATÜRK’ÜN EDEBİYAT HAKKINDAKİ GÖRÜŞLERİ
“Edebiyat denildiği zaman şu anlaşılır: Söz ve anlamı, yani insan beyninde yer eden her türlü bilgileri ve insan karakterinin en büyük duygularını, bunları dinleyen veya okuyanların çok ilgisini çekecek şekilde söylemek ve yazmak sanatı. Bunun içindir ki edebiyat, ister nesir şeklinde olsun ister nazım şeklinde olsun, tıpkı resim gibi, heykeltıraşlık gibi, özellikle müzik gibi güzel sanatlardan sayılmaktadır.
İnsanlıkta en müspet ilim ve en ince teknik esaslarına dayanan hayatla ve kanla karşılamak kendileri için kaçınılmaz olan askerlik gibi yüksek bir idealist meslek bile, kendini içinde bulunduğu topluma anlatabilmek ve bu büyük insanlık ve kahramanlık yolculuğunu hazırlayabilmek için uyandırıcı, yönlendirici, harekete geçirici ve nihayet fedakâr ve kahraman yapıcı vasıtayı edebiyatta bulur.
Bu itibarla edebiyatın, her insan topluluğu ve bu topluluğun şimdiki durumunu ve geleceğini koruyan ve koruyacak olan her kuruluş için en esaslı eğitim vasıtalarından biri olduğu kolaylıkla anlaşılır.
Bunun içindir ki Türkiye Cumhuriyeti Kültür Bakanlığı, edebiyat öğretiminde şu noktalara özellikle önem ve kıymet vermelidir:
Bunlar yapılınca netice şu olacaktır:
Türk çocuğu konuşurken onun ifade ve anlatış şekli, Türk çocuğu yazarken onun ifade ve üslubu, kendisini dinleyenleri onun yürüdüğü yola götürebilecek. Bu kabiliyeti sayesinde Türk çocuğu, kendisini dinleyen veya yazısını okuyanları peşine takarak yüksek Türk idealine iletebilecek, ulaştırabilecektir.
Bu edebiyat görüşü, böyle bir edebiyat öğretimi sayesindedir ki edebiyattan anlaşılan amaca ulaşmak mümkün olabilir.”
2