
Çocukların deprem gibi travmatik olayları nasıl algıladığını anlamak, onlara daha etkili psikolojik yardım ve destek sağlamayı mümkün kılmaktadır. Metaforik algılar, çocukların bu tür olayları nasıl işlediğini ve anlamlandırdığını ortaya koyarak, gelecekteki iyileşme süreçlerini ve tepkilerini şekillendirebilmektedir. Bu anlayış, eğitimciler, psikologlar ve acil durum hizmetleri için çocuklarla etkili iletişim kurma stratejileri geliştirmede kritik bir rol oynamaktadır.

Afetler, çevresel yıkımın yanı sıra psikolojik zorluklara da yol açabilmektedir. Kayıplar, yaşam değişiklikleri ve günlük rutin bozuklukları, travma sonrası stres bozukluğu, kaygı ve depresyon gibi psikolojik sorunlara neden olabilmektedir. Çocuklar, afetlere karşı daha hassas olup, travmatik olaylar uzun vadeli psikolojik etkiler bırakabilmektedir. Deprem gibi yıkıcı olaylar sırasında çocuklar evlerinin yıkılması, aile üyelerinin yaralanması veya hayatını kaybetmesi gibi korkutucu deneyimler yaşamaktadır. Ayrıca çevrelerindeki kişilerin kayıpları, üzüntüleri ve korkuları da çocuklar için travmatik olabilmektedir. Bu tür travmalar, çocukların duygusal ve psikolojik gelişimini olumsuz yönde etkilemekte ve iyileşme süreçlerini zorlaştırmaktadır. Afet sonrası çocukların yaşadığı psikolojik sorunlarla başa çıkabilmesi için duyarlı bir yaklaşım ve profesyonel psikolojik destek sağlanması büyük önem taşımaktadır. Bu, onların gelecekteki ruhsal sağlıkları üzerinde önemli bir fark yaratmaktadır.
ÇOCUKLARIN DEPREMLE İLGİLİ METAFORİK ALGILARI İNCELENMEKTEDİR
Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Arş. Gör. Gamze Saatçi, Öğr. Gör. Muhammed Köstekçi ve Yüksek Lisans Mezunu Türkan Saatçi’nin “Kahramanmaraş Depreminden Etkilenen Çocukların Deprem Kavramına İlişkin Metaforik Algıları” adlı çalışmasında depremden etkilenen çocukların deprem kavramına ilişkin algılarının metafor aracılığıyla ortaya çıkarılması amaçlanmaktadır. Bu amaca ulaşmak için bu çalışmada 6 Şubat 2023’te Kahramanmaraş depremini yaşayan çocukların depremle karşılaştıklarında oluşturdukları görüntülerden hareketle çocukların depreme ilişkin algıları ve depremin çocuklar üzerindeki psiko-sosyal etkileri değerlendirilerek yorumlanmaktadır.
Araştırma, Kahramanmaraş’ın Oniki Şubat ilçesinde yaşayan 125 depremzede çocukla yüz yüze görüşmeler yapılarak veri toplamaktadır. Görüşmeler, depremin hemen ardından sığınma alanlarında yapılmış ve araştırmanın temelini oluşturmaktadır. Veriler, depremin 10. günü itibariyle toplanmaya başlanmakta ve fenomenolojik araştırma deseniyle analiz edilmektedir. Fenomenolojik yaklaşım, katılımcıların yaşadığı deneyimleri ve bunlara atfettikleri anlamları çözümlemek için kullanılmaktadır. Araştırmacılar, katılımcıların açık uçlu ifadelere verdikleri cevapları dikkate alarak verileri toplamaktadır.
DEPREMZEDE ÇOCUKLARIN PSİKOLOJİK İYİLEŞME SÜRECİNE YÖNELİK ÖNERİLER SUNULMAKTADIR
Avrasya Sağlık Bilimleri Dergisi’nde yayınlanan araştırma sonuçları, katılımcıların depremle ilgili 55 farklı metafor geliştirdiğini göstermektedir. Bu metaforlar, ortak alanlar ve kullanım nedenlerine göre 6 farklı kategori altında toplanmaktadır. Kategoriler; korku ve kaygı teması, doğal felaketler ve din teması, oyun ve çocukça eşyalar teması, kırılma ve zarar görme teması, ölümcül temalar, kentsel ve yapısal temalar olarak belirlenmektedir. Çalışmaya katılan çocuklar, depremi çeşitli metaforlarla ifade etmektedir. Doğal felaket ve din teması kapsamında, deprem “yıkım, kıyamet, cehennem” gibi kavramlarla ilişkilendirilirken, oyun eşyaları temasında “salıncak, kaydırak, balon” gibi nesnelerle benzetilmektedir. Kırılma temasında ise “çatlak bardak, cam kırıntısı” gibi kırılgan eşyalarla tasvir edilmektedir. Ölümcül temada “vahşi aslan, ölüm” gibi zarar verici unsurlar kullanılırken, kentsel yapılarla “gökdelen, enkaz” gibi kontrol edilemeyen yapılarla tarif edilmektedir. Bu metaforlar, çocukların deprem deneyimlerini anlamlandırma biçimlerini yansıtmaktadır.
Çocukların ürettiği bu metaforlar, deprem deneyimlerini anlamlandırma ve anlatma biçimlerini çarpıcı bir şekilde ortaya koymaktadır. Elde edilen veriler doğrultusunda, çocuklara deprem hakkında teorik bilgi verilmesinin yanı sıra duygusal destek sağlanarak, duygularını ifade edebilecekleri bir ortam sunulması gerektiği vurgulanmaktadır. Korkuları hakkında açıkça konuşabilecekleri alanlar yaratmak, korkularını hafifletebilmektedir. Ayrıca, ölüm gibi zor konuların konuşulması, çocukların korkularını azaltabilmektedir. Rutinlerin sürdürülmesi, çocukların normal yaşantılarına dönmelerine yardımcı olabilmektedir. Deprem algısının ve eğitim sürecinin daha iyi anlaşılması için, metafor çalışmalarının yanı sıra nitel ve nicel araştırma yöntemlerinin bir arada kullanılması önerilmektedir. (Bilimin Kamusal İletişimi (bil-ki) TÜBİTAK 1001, proje no:123KO63)
MUHABİR: SİNEM KAYA
2