
Hayat denilen döngü, doğum ile başlayan ve ölümle sona eren bir yolculuktur. Bu yolculuk esnasında, doğumundan çocukluk yıllarına, gençliğinden yaşlılık hallerine kadar yaşadığın veya yaşattığın her şey bir iz olarak hatıralarda kalır. Bu bazen insanların zihninde kötü bir iz olabilirken bazense senin yüzünde tebessüm oluşturacak olan küçük bir iyiliğin izi de olabilir. Ancak bir gerçek vardır ki; yaşamı boyunca herkesin bu hayatta birbirinden bağımsız ve benzersiz birer iz bıraktığıdır. Bu iz; bir hatıra, bir sanat eseri veya bir hayrat da olabilir. Ancak bu izler, zamanla ilk günkü tazeliğini yitirmeye başlayabilir. En büyük iz ise, bir insanın yaşamı boyunca yüreğinde barındırdığı ve sevdiği insanın onda bıraktığı izdir.
Ancak yüreğinde barındırdığın ve kendi hayatına bir yoldaş olarak hissettiğin kişi ile, hayata karşı kalıcı izler bırakılabilirsin. Bu kalıcı iz ise; sevgi, saygı, anlayış ve sadakat içinde hayırlı bir birliktelik ve akabinde yuva kurmaktır. İlk günkü tazeliğini yitirmeye başlayan tüm izlerin aksine bir yuva kurmak, önce kendi içinizde bir filiz açmak; akabinde ise dünyaya bir çiçek vermek gibidir. Ve o çiçek, hayatın boyunca bırakacağın en büyük birer iz olacaktır. Ve bu hayatta bir iz bırakmak kolay olmayacaktır elbette. Bu filizi yeşertmek, büyütmek ve çicek olmasını sağlamak için ortak çaba ve fikirler gerekecek, hatta iyi ve kötü günde birlik ve beraberlikten vazgeçilmeyecektir. Zira bir çiçeğin hem yağmura hem rüzgara hem de güneşe ihtiyacı vardır. En küçük olumsuzlukta çiçek solmamalı veya koparılmamalıdır zira… Dolayısıyla hayat dediğimiz bu döngünün tüm zorlukları bir nevi aslında geleceğe dair yapılmış olan bir yatırım fırsatıdır. Dolayısıyla sevginin en büyük iz olduğunu ve bu sevginin hayatta bizlere getireceği tüm güzelliklere dair inancımızı yitirmeden Seni Seviyorum diyebilmek gerekmektedir.
Derya’dır yüreğim,
En kuytu köşelerinde seni ararım.
Razı değilim, sensiz olmaya zira kendimi tanırım.
Yaprak gibi dökülsek de bahar da yeniden açalım.
Anla beni isterim, ben sana aşığım