Görele’de rüzgâr tersine dönüyor

Görele’de bu ara hava bir tuhaf.

Sokakta yürüyorsun, kahvehaneye uğruyorsun, manava selam veriyorsun, herkes aynı soruyla başlıyor söze: “Burada neler oluyor?” İlçe, seçimlere yıllar olmasına rağmen erken ısınmış bir sahneye dönmüş durumda. Bu sahnenin merkezinde ise Görele’nin asırlık sülalelerinden biri var: Melikoğlu.

Bizim Gagaliçoğlu gibi… Bu toprağın suyu, kokusu, emeği bu ailelerle yoğruludur.

Soyadı ne olursa olsun, mesele kişinin özünün sözüyle uyumlu olup olmadığıdır. Bugün Görele’de yaşanan tartışmalar da tam buradan yükseliyor. Ve son günlerde Melikoğlu’nun sosyal medyaya bıraktığı o sert, kısa, ama etkisi büyük cümle her şeyin fitilini ateşledi: “40 ay kaldı, geliyorum.” Bu bir hatırlatma değil, bir uyarı. Görele’de yeni bir dönemin kapısının aralandığının işaretidir.

Melikoğlu’nun eleştirilerinin merkezinde, kendi döneminde 27 bin TL bedelle belediyeye kazandırdığı Tekel Binası var. Şu anki güncel değeri 80-100 milyon!

Bir sabah kalktık, yapı sessizce ortadan kaldırılmış. “Niçin?”, “Neye dayanarak?”, “Kamu yararı nerede?” gibi soruların hiçbirine doyurucu cevap verilmedi. Görele’nin hafızasında önemli bir yeri olan bu yerin böyle yok edilmesi doğal olarak halkta ciddi bir kırılmaya yol açtı.

Gündemdeki diğer tartışma ise Öğretmenevi. Melikoğlu, mevcut yönetimin açıkladığı bilgilerin gerçekle örtüşmediğini, tribünlere oynandığını söylüyor. Görele’de siyaset doğrudan konuşulur, laf dolandırılmaz. Bu tartışmanın daha büyüyeceği, şimdiden belli.

Ama iş burada bitmiyor. Asıl meselenin göbeğinde seçim öncesi meydanlarda söylenen bir söz var. Mevcut başkan o günlerde ne diyordu? “Belediyenin borcu çokmuş, beni korkutmuyor; gerekirse babamın dükkânlarını satarım.” O sözler o dönem alkış aldı, mertlik olarak görüldü. Peki bugün ne oluyor? Kültür merkezi ve düğün salonunun olduğu yer yıkılacak deniyor. Tekel Binası alanı yıkılacak deniyor. Altı dükkân, üstü konut, beş kat yapılarak satılacak ve oradan kaynak oluşturulup hizmet yapılacak deniyor.

İyi de, 40 esnaf ne olacak? Ne dediler onlara? “Tahliye edin, kendinize yer bulun.”

Sayın Hasbi Dede, Görele merkezde kiralık dükkân mı var ki esnaf yer bulsun? Esnafın yıllardır kurduğu düzen ne olacak? İnsanların ekmeği, müşterisi, alışkanlığı, emeği… Bu mudur sosyal belediyecilik? Bu mudur halkı düşünmek?

Kusura bakmasın kimse ama Görele bunu çok açık şekilde konuşuyor: Bu yapılanın adı sosyal belediyecilik değil, rantsal belediyecilik. Eğer seçim döneminde çıkıp da “Göreve gelirsem bu esnafı çıkaracağım, şuraları yıkıp şuralara konut+dükkân yapacağım ve satacağım” deseydiniz, millet de bunu bilerek oy verseydi, bugün kimse bir kelime edemezdi. Ama öyle olmadı. Planlar seçimden sonra ortaya çıkınca halk da doğal olarak hesap soruyor.

Bu tartışmaların ortasında Melikoğlu çok net konuşuyor: “Gök kubbeyi başınıza indiririm!” Bu söz bir tehdit değil, yılların belediyecilik tecrübesiyle gelen bir tepki. Şeffaflık talebinin yüksek sesle dile getirilmiş hâli. Melikoğlu, göreve dönüş sinyalini verirken de açık konuşuyor: Tekel Binası alanını yeniden belediye hizmet alanı ilan edip kamulaştıracağım. İlk işim bu olacak. Ve devam ediyor: “Allah ömür verirse, hemşerilerim teveccüh gösterirse yeniden hizmete hazırım.”

Görele hafızası güçlü bir ilçedir. Kimse sanmasın ki unutulur gider. Halk, bir kefeye sözleri koyar, diğerine icraatları. Eğri olan zaten orada kendini belli eder.

Bugün Görele’de yükselen rüzgâr yarın fırtınaya dönüşecektir. Kimin savrulacağı, kimin güçleneceği elbette zamanla belli olur. Ama bir gerçek değişmez:

Bu memlekette özü sözü bir olan kazanır.

Rantı değil hakkı savunan kazanır.

Ve Görele doğruyu seçmekte asla yanılmaz.

Vesselam.

Tekil Yazı Reklamı - Alt – Masaüstü 336x280 piksel