
Türkiye, dünya fındık üretimi ve ihracatında tartışmasız lider konumdadır. Küresel çikolata ve gıda sanayisinin temel hammaddelerinden biri olan fındıkta, Türk üreticisinin payı ve emeği büyüktür. Ancak bu liderliğin sürdürülebilir olması, yalnızca miktarla değil, kaliteyi koruyacak doğru fiyat ve destek politikalarıyla mümkündür.
Bu noktada özellikle Giresun kalite fındık, ayrı bir parantezi hak etmektedir. Aroma, yağ oranı, lezzet ve dayanıklılık gibi kriterlerde dünya standartlarının üzerinde olan bu ürün, uluslararası alanda da “üst segment” olarak tanımlanmaktadır. Ne var ki, iç piyasada Giresun kalite fındık ile daha düşük nitelikli fındıklar arasındaki fiyat farkı yeterince net ve kayda değer değildir.
Kalite farkının fiyatlara yansımadığı bir sistem, uzun vadede kaliteyi cezalandırır. Giresunlu üretici; daha zor coğrafyada, daha yüksek maliyetle ve daha fazla emekle üretim yapmasına rağmen, emeğinin karşılığını alamamaktadır. Bu durum yalnızca bölgesel bir sorun değil, aynı zamanda Türk fındığının dünya pazarındaki itibarını doğrudan ilgilendiren stratejik bir meseledir.
Unutulmamalıdır ki, Türk fındığının dünya kalitesindeki yerini koruyabilmesi için üreticinin kaliteyi sürdürmeye motive edilmesi şarttır. Eğer yüksek kalite ile standart ürün arasında belirgin bir ekonomik fark oluşmazsa, üretici ya bahçeden kopacak ya da kalite düşecektir. Her iki durumda da kaybeden Türkiye olacaktır.
Bu nedenle Giresun kalite fındık, ayrı bir ürün kategorisi olarak ele alınmalı ve fiyatı, diğer fındıklardan net bir biçimde ayrıştırılmalıdır. Bununla birlikte, Giresunlu üreticiler yalnızca piyasa koşullarına bırakılmamalı; pozitif yönde desteklenmelidir. Prim uygulamaları, doğrudan gelir destekleri ve markalaşmayı teşvik eden politikalar bu sürecin temel araçları olmalıdır.
Giresunlu üretici, yıllardır Türk fındığının kalite standardını ayakta tutmaktadır. Bu emeğin karşılığını vermek, sadece bölgesel bir adalet meselesi değil; Türkiye’nin tarımsal marka değerini koruma sorumluluğudur.
Artık açıkça ifade edilmelidir: Giresun fındığı dalda değil, markada kazanmalıdır.
Ham madde olarak ihraç edilen her kilo fındık, Türkiye’nin potansiyel kazancından eksilen bir değerdir. Oysa işlenmiş, paketlenmiş ve markalaşmış Giresun fındığı; üreticiye daha yüksek gelir, ülkeye daha güçlü bir tarımsal itibar kazandıracaktır.
Kalitenin karşılığı verilmezse, kalite zamanla yok olur. Giresun kalite fındığa hak ettiği değer sağlanmadığı sürece, Türk fındığının dünya pazarındaki liderliğini koruması da giderek zorlaşacaktır.
Bugün atılacak doğru adımlar, Türkiye’yi yalnızca fındık üreten değil; fındıkta kaliteyi ve fiyatı belirleyen ülke konumuna taşıyabilir.