
Geçtiğimiz gün teknoloji dünyasına bir bomba düştü ki tam bir rezillik: Yapay zekanın “iyilik meleği” maskesiyle yola çıkan OpenAI, zaten aceleye getirip piyasadan pay kapayım diyerek tamamlanmadan piyasaya sürdüğü ChatGPT’yi iş birlikçi olarak gitti Amerikan Savaş Bakanlığı Pentagon ile el sıkıştırdı. Üstelik şirket, 14 milyar dolar,bazı verilere göre 11 milyar dolar zarar gibi devasa bir borç batağının içinde çırpınırken yaptı bunu.
Şimdi neden diye sormak lazım: Cebinde beş parası kalmamış, her köşeye borcu olan bir firma, elindeki tek sermayeyi yani bizim mahremiyetimizi kime satmaz ki? CEO Bey bence büyük bir hata yaptı ve yapay zeka teknolojisinin dibine koca bir pimi çekilmiş bombaları bıraktı.
Hatırlarsınız, “insanlığa hizmet edeceğiz” diye yola çıkmışlardı. Sonra her cümleden sonra “maliyetimiz çok” diyerek her iki cümlede bir 20 dolar abonelik ücretini dayattılar. İnsanlar “10 dolar yapın da herkes kullansın” dedikçe onlar burunlarından kıl aldırmadılar. Sonuç ne oldu? Açgözlülük ve ” cıvığı çıkmış ticaret” anlayışı, onları halktan koparıp ordunun, silah devlerinin, daha bilmediğimiz hangi sektörler varsa kucağına itti.
Bugün yapay zekaya sorduğunuzda size “Verileriniz güvende, anlık yazılımlar, kayıt yapmıyorum” diye masallar anlatıyor. Ama biz bilmiyoruz ki; sistem, arka planda neler yapıyor neler yapmıyor! Ortaya düşüp “Ben deli değilim, kimseye bilgi sızdırmıyorum” diye bağırmaya başladıysa eğer, aslında herkesin onun “deliliğinden” yani güvenilmezliğinden şüphe etmesi için en büyük kanıtı sunmuş olur. İspatlayabilir misin arka planda o bilgilerin bir Amerikan askerinin önüne düşmediğini? İspatlayamazsın. Çünkü sistemin kodları kapalı, kapıları ise doların kokusuna sonuna kadar açık.
Eğer bu yapay zeka atının yularını Pentagon tutuyorsa, bu at artık bizim için değil, sahibinin menfaati için yol alacaktır. Bazen tırıs, bazen rahman, bazen de dörtnala koşarak.
Elon Musk, boşuna mı mahkeme kapılarında “Bu yapılar kuruluş amacına ihanet etti, bizi sattı!” diye feryat ediyor? Adam işin içini biliyor belli ki, yuların kimin eline geçtiğini görüyor. Hatırlayın; tam iki yıl önce, 1 Mart 2024’te Elon Musk, bu ihaneti görüp ilk büyük davasını açmıştı. O gün feryat figan “Siz insanlığa hizmet edecek, kâr amacı gütmeyen bir vakıf olacaktınız, Microsoft’un kapalı kaynaklı bir kâr makinesi haline geldiniz!” diyerek mahkeme kapılarına dayanmıştı. O günlerde Elin uşağı herşey için öngörüde bulunmuş olsada, OpenAI hâlâ o meşhur “iyilik meleği” maskesini takıyor, millete masallar anlatıyordu. Ama Musk, GPT-4’ ün aslında nasıl birer ticari silaha dönüştürüldüğünü o zamandan deşifre etmiş de biz anlamamışız.
Peki, biz bunu neden öngöremedik? Gözümüzün önünde kurulan bu devasa tuzağı, “teknoloji ilerliyor” masallarıyla neden alkışladık? Belki de 20 dolara bir “akıl” satın aldığımızı sanırken, aslında kendi aklımızı ve mahremiyetimizi bedavaya teslim ettiğimiz gerçeği canımızı çok yakacaktı, yüzleşmek istemedik. Kurucusu bile bu sisteme “güvenilmez” diyorken, biz nasıl “Aman canım, alt tarafı bir chatbot” diyebiliriz?
Dün füzeler uçarken, bombalar düşerken şöyle söyledim: Amerika’da 02.03.2026 Pazartesi 17.30 piyasalar açılırken “%1 enflasyon artar, bakces ve görces” demiştim; bugün o ekonomik sarsıntıyı yaşıyoruz. Şimdi de diyorum ki: “Güven bir kez darbe yedi mi, o yara dikiş tutmaz.” Bizim bilgilerimizi birer serseri kurşun gibi başkasına satanlara, 20 dolara dert anlattığımız günler artık geride kaldı.
Mesele sadece yüksek teknoloji değil, mesele senin , benim ve hepimizin mahreminin pazarlanması!
Bakıyorsunuz bir restoran uygulamasına, alt tarafı bir kap yemek söyleyeceksin. Neyine yetmiyor adresim ve numaram? Hayır efendim; “Galerine erişeceğim, kameranı dikizleyeceğim, rehberini karıştıracağım” diyor. Onaylamazsan ne mi olur? Gelirse yemek yersin! Resmen boğazımızdan geçecek lokmayı, tüm hayatımızı onlara peşkeş çekmemiz karşılığında veriyorlar. Bir yemek şirketi neden benim özel fotoğraflarımı merak eder? Çünkü o veri, o 11 milyar dolar zarardaki şirketlerin, o Pentagon ile el sıkışan devlerin en büyük yakıtı!
İnternet olan her yer artık birer gözetleme kulesi. Bugün haberlerde açık açık okuyoruz; tüm haber portallarında servis edildi, Hamaney operasyonunda bile OpenAI’ın bilgi paylaşımı yaptığı, yanındakilerin kameralarından şak diye tespit edildiği tüm haber portallarında servis ediliyor. Bu aslında bir itiraftır: “Sizi her an, her yerde izliyoruz ve gerekirse aklınızı başınızdan alırız, yerinizi bir kurşun için servis ederiz” diyorlar.
Bu dijital kuşatma, sadece cebimizi değil, canımızı da ipotek altına alıyor.
Bugün başkasını, yanındakini kameralardan teşhis eden bu sistem, yarın senin kapındaki kilidi kimin için açacak acaba? Ya bu zorbalığa “dur” diyeceğiz ya da o 20 dolarlık aboneliklerle kendi celladımızı beslemeye devam edeceğiz.
Kısacası; At, sahibi olan Pentagon’a göre kişniyor, biz ise sadece o tozun dumanın içinde bir zerre olarak kalıyoruz.
Haydi soralım kendimize:
Biz bu makinelerle mi geleceği kuracağız, yoksa kendi bilgilerimizle kendimize kuyu mu kazıyoruz?
Bakces ve görces…