Fındıkta yanlış politikalar üreticiyi çıkmaza sürüklüyor

Fındık sektörüne ilişkin çarpıcı değerlendirmelerde bulunan CHP Tarım ve Orman Politika Kurulu Başkanı Sencer Solakoğlu, Türkiye’nin stratejik ürünü olan fındıkta uygulanan politikaların üreticiyi zayıflattığını ve dünya pazarındaki üstünlüğün hızla kaybedildiğini söyledi.

Fındıkta yanlış politikalar üreticiyi çıkmaza sürüklüyor

Cumhuriyet Halk Partisi gölge kabinesinde Tarım ve Orman Politika Kurulu Başkanlığı görevini yürüten Sencer Solakoğlu, YouTube üzerinden yaptığı açıklamalarda fındık üretimi, fiyat politikaları ve sektörün geleceğine ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Solakoğlu, sahadan kopuk kararların üreticiyi yalnız bıraktığını belirterek, mevcut yapının sürdürülebilir olmadığını vurguladı.

SAHADAN KOPUK KARARLAR ÜRETİCİYİ YALNIZ BIRAKTI

Solakoğlu, masa başında karar alanların üretimin gerçeklerini anlamadığını belirterek, “Masa başında oturan kravatlıların bunu anlama şansı yok. Sahadan kopuklar, sahanın gerçeklerinden kopuklar” dedi. Fındığın yalnızca bir geçim kaynağı olmadığını ifade eden Solakoğlu, aynı zamanda engebeli arazilerde erozyonu önleyen, toprağı tutan hayati bir unsur olduğuna dikkat çekti.

Bu nedenle fındık üretiminin sadece ekonomik değil, ekolojik bir zorunluluk olduğunu vurgulayan Solakoğlu, yanlış politikalar, siyasallaşma, sivil toplumun zayıflaması ve kooperatiflerin ortadan kaldırılmasıyla üreticinin tüccar karşısında güçsüz kaldığını ifade etti. Üreticinin doğru şekilde temsil edilemediğini belirten Solakoğlu, “Üretici adeta kaderine boyun eğmiş durumda” dedi.

DÜNYA LİDERLİĞİNDEN GERİYE DÜŞÜŞ

Fındığın Türkiye için en önemli ihracat kalemlerinden biri olduğunu hatırlatan Solakoğlu, Türkiye’nin uzun yıllar bu alanda üretim üssü olduğunu söyledi. Ancak geçmişte Antep fıstığında yaşanan sürecin bugün fındıkta da yaşandığını ifade etti.

1960’lı yıllarda dünyada Antep fıstığında tek tedarikçi konumunda olan Türkiye’nin bugün bu üstünlüğünü kaybettiğini belirten Solakoğlu, “Bugün dünyanın en büyük Antep fıstığı üreticisi ABD’dir ve pazarın yüzde 51’ine sahiptir. Bunu nasıl kaybettiysek, fındıkta da aynı süreci yaşıyoruz” ifadelerini kullandı.

Bugün gelinen noktada Türkiye’nin fındıkta dünya hakimiyetinin yüzde 59 seviyelerine gerilediğini söyleyen Solakoğlu, yanlış politikaların bu düşüşte etkili olduğunu belirtti.

FİSKOBİRLİK SÜRECİ VE SİYASALLAŞAN FİYATLAR

Solakoğlu, 2006 yılından sonra Karadeniz sahilinde yapılan bir gösteri ve sonrasında yaşanan süreçlere dikkat çekerek, bu gelişmelerin ardından FİSKOBİRLİK’in devre dışı bırakıldığını ve TMO üzerinden alım yapılmaya başlandığını ifade etti.

Bu değişimle birlikte fındık fiyatlarının siyasallaştığını belirten Solakoğlu, yüksek fiyat açıklamalarının üreticinin oyunu almak amacıyla kullanıldığını söyledi. Ancak bu durumun alıcı tarafı da harekete geçirdiğini vurgulayan Solakoğlu, yaklaşık 20 yıl önce alıcıların Güney ve Kuzey Amerika’da üretim yatırımlarına başladığını ifade etti.

ALICILAR ALTERNATİF PAZARLARA YÖNELDİ

Fiyatların kontrol dışına çıkmasıyla birlikte alıcıların farklı coğrafyalarda üretim arayışına girdiğini belirten Solakoğlu, bunun uzun vadede Türkiye’nin pazar payını düşürdüğünü söyledi.

Bu yıl ana alıcılardan birinin sözleşmenin tamamını yerine getirmeme kararı aldığını ifade eden Solakoğlu, Rekabet Kurumu’nun da devreye girdiğini belirtti. Dünya fiyatlarının Türkiye fiyatlarının altında olduğuna dikkat çeken Solakoğlu, “Türkiye fiyatı diye tek bir fındık fiyatı olmaz” dedi.

GİRESUN VE OVADA BÜYÜK MALİYET UÇURUMU

Solakoğlu, Ordu ve Giresun’da yapılan incelemelerde bölgenin engebeli ve zorlu koşullara sahip olduğunun açıkça görüldüğünü belirtti. Bu bölgelerde küçük bahçelerde üretim yapıldığını ifade eden Solakoğlu, buna karşılık Samsun’un Çarşamba Ovası’nda düz arazilerde makineli tarımın mümkün olduğunu söyledi.

Ovada bir yevmiye ile yapılan işin Giresun’da 6-7 yevmiye ile yapılabildiğini vurgulayan Solakoğlu, bunun ciddi bir maliyet farkı yarattığını ifade etti. 230 lira civarındaki fiyatın ovada üretim yapan için kârlı olduğunu, ancak Giresun’da maliyetlerin 200-250 lira arasında olduğu için üreticinin zarar ettiğini belirtti.

Bu şartlar altında üretimin sürdürülebilir olmadığını vurgulayan Solakoğlu, bu durumun devam etmesi halinde üreticinin üretimden vazgeçebileceğini söyledi.

ÇÖZÜM MARKALAŞMA VE KOOPERATİFLEŞME

Solakoğlu, çözüm önerilerini de detaylı şekilde sıraladı. Giresun kalite fındığın ayrıştırılması gerektiğini belirten Solakoğlu, markalaşma ve yeniden kooperatifleşmenin önemine dikkat çekti.

Küçük bahçelerin kooperatifler aracılığıyla bir araya getirilmesi gerektiğini ifade eden Solakoğlu, üretim ve pazarlamanın birlikte yürütülmesi gerektiğini söyledi. Elde edilen gelirin kooperatif üyelerine geri dağıtılmasıyla üreticinin daha fazla kazanç elde edebileceğini belirtti.

Kooperatiflerin siyasetten bağımsız, üretici odaklı ve milli bir yapıda olması gerektiğini vurgulayan Solakoğlu, mevcut yapının bu ihtiyacı karşılamadığını ifade etti.

KISA VADEDE DESTEK ŞART

Kısa vadede özellikle yamaç arazide üretim yapan üreticilere doğrudan destek verilmesi gerektiğini belirten Solakoğlu, bu desteğin maliyet farkını karşılayacak düzeyde olması gerektiğini söyledi. Ancak bunun geçici bir çözüm olduğunu, asıl çözümün markalaşma ve katma değerli üretim olduğunu vurguladı.

Türkiye’nin her bölgesine aynı destek modelinin uygulanamayacağını belirten Solakoğlu, bölgesel koşullara göre farklı politikalar geliştirilmesi gerektiğini ifade etti.

KATMA DEĞERLİ ÜRETİM VE SANAYİ VURGUSU

Solakoğlu, mevcut entegre tesislerin düşük kapasiteyle çalıştığını belirterek, bu tesislerin aktif hale getirilmesi gerektiğini söyledi. Ürün çeşitliliğinin artırılması ve katma değerli ürünlerin dünya pazarına sunulması gerektiğini vurguladı.

“Çok çalışmak tek başına yeterli değildir; akıllı çalışmak gerekir” diyen Solakoğlu, makarna örneği üzerinden Türkiye’nin üretimde güçlü olmasına rağmen katma değeri başka ülkelerin elde ettiğini ifade etti. Aynı hatanın fındıkta yapılmaması gerektiğini söyledi.

ÜRETİM AZALIRSA EKOLOJİK SONUÇLAR DAĞIR OLUR

Fındığın sadece ekonomik değil aynı zamanda ekolojik bir değer olduğuna dikkat çeken Solakoğlu, erozyonu önleyen bu ürünün üretiminin azalmasının çevresel sorunlara yol açacağını belirtti.

ABD ve Şili’nin üretimi artırdığı bir dönemde Türkiye’nin üretimi sınırlamasının yanlış olacağını ifade eden Solakoğlu, rekabette fiyat yerine kalite ve markalaşmanın ön plana çıkarılması gerektiğini söyledi.

Aksi halde Antep fıstığında yaşanan kaybın fındıkta da tekrar edebileceğini belirten Solakoğlu, özellikle Giresun’da birkaç yıl içinde üretimin tamamen terk edilebileceği uyarısında bulundu.

Solakoğlu, üreticinin refah içinde yaşayabileceği bir sistem kurulması gerektiğini belirterek, bunun ancak kooperatifleşme, ortak akıl, katma değerli üretim ve ihracatla mümkün olacağını ifade etti. Tekstil sektöründe yaşanan fason üretim sürecinin uzun vadede kayıplara yol açtığını hatırlatan Solakoğlu, aynı hatanın fındıkta yapılmaması gerektiğini söyledi.

Kırsalda refahın artırılması için tarımsal üretimin değerinin yükseltilmesi gerektiğini belirten Solakoğlu, üretim, katma değer ve doğru pazarlamanın birlikte yürütülmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

 

 


2
Bir Yorum Yazın
Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.