Rabb’ine karşı nankör olanlar

 

Rabb’ine karşı nankör olanlar

Son yazımda Adiyat suresinin savaşlarla ilgili bölümünü yazmıştım. İkinci bölümünde insanın yaratıcısına karşı son derece nankör olduğundan söz edilmektedir. Bu konuda suredeki ayetler şöyle: 6.ayet: İnsan hakikaten Rabb’ine karşı son derece nankördür. 7. Kendisi de buna şahittir. 8. Zira ondaki mal sevgisi/hırsı çok şiddetlidir. 9-11. Acaba bu insan, kabirdekiler dışarı saçıldığı ve kalplerdeki sırlar ortaya döküldüğü gün, Rab’lerinin o gün her şeyden kesinlikle haberdar olduğu gerçeğini bilmiyorlar mı?

                Nankör, kendisine yapılan iyiliklerin değerini, kıymetini bilmeyen, nimetin sahibini tanımayan, teşekkür etme yerine kötülükle muamele yapan, insani değerlere sahip olmayan, hakikatsiz kişilerdir.

Kur’an’da ayetler gelişi güzel değil, bir olaya, bir olguya, bağlı olarak indirilmiş olup, indirildiği zaman, mekân, şartlar ve evrensel değerler ışığında; ihtiyaçlara cevap olarak verilmiş İlahi buyruklardır.

Bu ayetlerde açık olarak verilmek istenen, insanda bulunan aşırı mal edinme hırsı, mala olan tutku ve sevgisinin çok şiddetli olmasının; ona dünya ve ahirette büyük zararlar vereceği vurgusu yapılmaktadır.

6.ayette: Nankörlük, ‘Kenut’ kelimesi ile ifade edilir ki verilen nimetleri bırakın inkâr etmeyi; yaşadığı musibetleri bile tek tek sayarak, kendine nimetleri bahşeden Allah’a sitem edip başa kakar, yakınmalarda bulunur, tam bir isyan ruhu taşır.

  1. ayette, “Kendisi de buna şahittir” vurgusu ise insanların bunu bilerek ve isteyerek yaptığını anlatmaktadır. İnsanın, kendi malını artırması; başkalarının malının eksilmesine sebep oluyorsa, istenmeyen durum budur. Yoksa helal yoldan artırılan mal istenmeyen bir durum değildir. Burada ihtiyaç mallarını, fiyatlarının çok artırmak gayesiyle piyasaya sürmeyip depolarda saklanması, istifçilik stokçuluk yapılarak; yokluk yaratılması yasaklanmıştır. Günümüzde karaborsa denilen bu yapılanma kul hakkını ihlaldir. Kesinlikle haramdır. 9-11. Ayetler: Hesap günü sır gibi görünenlerin (kalplerdeki dahil) ortaya döküldüğü günden, herkesin haberdar olduğunu/olması gerektiğini, bilmeme nankörlüğünde oldukları ifade edilmektedir.

Son ayetlerde ise bu kişiler, nankörlüğü o kadar ileri götürürler ki ahireti ve hesap gününü bile inkâr edip; yok sayma cesaretini bile gösterirler buyurulmakta, devamında: Yaşadığı dönemde kimseye söylemediği kötülüklerin, bir gün her şeyi, gizli olanı da açık olanı da bilen, kayda geçiren Allah tarafından açıklanıp rezil-rüsva olacağını hesap etmeyi düşünmediği ikazı vardır.

Nankörlük yapan kişi ve toplumların cezalandırılması, sadece ahirette hesap gününde olmamakta; Kur’an, çeşitli ayetlerde cezalandırmanın dünyada da yapıldığını bildirmektedir. Cezalandırmaların zalimlik, büyük günah işlemelerinin yaygınlaşması, şirk, nimetleri inkâr gibi suçların yanında esas nankörlük sebebiyle olduğu vurgusu vardır.

Mesela Sebe suresi 17. Ayet: Nankörlükleri sebebiyle onları işte böyle cezalandırdık. Biz nankörlük edenden başkasını cezalandırmayız.

                Bilindiği gibi Sebe halkına dönemlerinde büyük nimetler verilmişti. Yedikleri önde yemedikleri arkasında, imarlı yerleşim yerlerine sahip: huzurlu bir hayat yaşıyorlardı. Fakat onlar zaman içerisinde nimetleri veren Allah’a şükredecek yerde, inkâr etmeyi seçtiler. Allah, nankörlükleri sebebiyle onları büyük bir sel felaketi ile cezalandırdı. Üretim alanları, bağ ve bahçeleri tamamen yok oldu. Sefil bir hayatla yok oldular.

Allah bu ayette, verilen cezaların keyfi olmadığını; ancak nankörlük yapanların cezalandırdığını bildirmektedir.  Bu hüküm geçmişte nasıl uygulandı ise kıyamete kadar da uygulanacaktır. Çünkü Allah, birçok ayetinde hiç ibret/öğüt almıyor musunuz? İkazını yapmaktadır. (Bakara/66, Hicr/4-5, Enbiya/11, Enam/6, Yunus/13, Şuara/208)

Bu ayetlerde özetle verilmek istenen, şükrün verilen nimetler karşılığı; nimetin kaynağı olarak Allah’a yapılması, kibir-gurura kapılarak nimetin kendinden bilinmesi, yaratıcının devre dışı bırakılması yani nankörlük, dünyada ve ahirette cezasız kalmayacağıdır.

Allah, şükürde de devamlılık ister. İbrahim suresi 7 ayette, “Şükrederseniz artırırım.” demektedir. Şükür nimeti artırırken, şükürsüzlük azaltır. Bereket gider. Şükrün belirtisi sadece sözle Allah ile bağ kurmak değildir. Nimetin fazlasının ihtiyaç sahiplerine dağıtılmasıdır. Veren ve alan kalp birbirine yaklaşır ve yumuşar. Allah’ın kullarına en yakın olduğu an bu andır. Gösteriş ve riya olmamak şartıyla.

Selam ve dua ile

 

Nurettin Bölük 03.04.2026

 

 

 

 

 


2
Bir Yorum Yazın
Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.