Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu

Bir zamanlar yöreye has evler fotoğraflarda kalırken aralarda kalmış, can çekişen, harap olan evler de az değil. Çeşitli nedenlerle kullanılabilir hâle gelemiyorlar. Vâris sayısı ve tarihî eser olmaları en önemli etkenler. Yani kimse cesaret edemiyor, mamur hâle getirmek de kimsenin işine gelmiyor.
Bu tarafını bir kenara bırakalım, bazı örneklere bakalım. Mesela Safranbolu, Gerze, Kıbrıscık, Beypazarı vb. Bunların vârisleri yok mu? Nasıl oldu da turizm adına kentlerinin lokomotifi oldular? Sanırım sayılardan yola çıkılacak, “Görele’de o kadar çok ev yok.” denilecek. “Mevcutlar işe yaramaz.” deyip kaderine, yıkılmaya mı terk edilecek? Bir ev dahi olsa kurtarmaya değmez mi?
Yerel yönetimler, mülki idare ve sahipleri güç yetiştiremeyebilir. Buna hiç sözümüz yok. Ama bununla ilgili başka yerlerde nasıl olduysa o yollardan geçilemez mi? Her ev bir hazine değerinde; ister sahibi değerlendirsin, ister kurumlar. Yeter ki istensin. Gidin vakıflara ya da tarihî eserlerle ilgili mercilere, yolunu öğrenin. Akçaabat nasıl becerdi, kurtardı evlerini? Akın akın insanlar geliyor ziyarete.
Görele’nin en önemli ihtiyacı kültür turizmidir ve başka çıkışı da yoktur!
Bir örnek vereyim: Adliye karşısında, şehrin göbeğinde harika bir taş bina var, Gürel ailesine ait. Burada bir müzemiz olsa, nitelikli birkaç eleman istihdam edilse kötü mü olur? Bunu üstlenecek, sahiplenecek bir kurum olsa aile buna asla karşı çıkmayacaktır. Adı bile hazır bence: “Görele Melahat Gürel Müzesi”.
Bütün mesele, bunu dert edecek, sorumluluk olarak düşünecek bir yüreğin olması. Elbette kolay değil ama olmaz bir şey de değil. En azından deneyelim yahu!
Fotoğraftaki evlerden biri Soğuksu’da Cüceoğlu ailesine ait ve yıkıldı, resmi hatıra kaldı. Göğsüne sarmaşıklar dolanmış olan ise Kumyalı’da, Mebus Şevket Efendi’den kalma ve direniyor. Ama gitti gidecek. Bununla ilgili yerel yönetime bilgi verdik, ailede kurtarılması adına gönüllü kişilerle de görüştük. Ne yazık ki sözde kaldı.
Başka da kaderine terk edilmiş evler var ilçede. Bunun karşılığı şudur: Sorumsuzluk ve popülist kavramlara teslimiyettir.
Görele’nin geleceğini dert eden yok ne yazık ki. Bütün STK’larımız da aynı gaflet içinde ve memleketlerini bile tanımaktan aciz.
Siyasi yanımızı bir kenara koyup Görele ortak paydasında gerekli kapıları ortak akılla zorlamanın vakti gelip geçmedi mi?
2