
Şehir meydanının kenarında ki yuvarlak beton oturakların etrafında toplanmış otuz kırk yaş arasında ki zenci delikanlılar avaz avaz bağırarak konuşuyorlar. Az ötede Almanya’nın her yöresini karıncalar gibi dolduran sözde bağımsız olan herhangi bir yardım örgütü standının etrafında daha yüzlerinde tüyleri bitmemiş gencecik çocuklar, etraflarında ki insanları avlamağa çalışıyorlar! Bayanlı baylı ve bir kaç çocuklu Afrika’lı bir aile, sabahın dokuzun da, ellerinde ki kocaman dondurmaları iştahla yalarken pardon yerken, aynen yanımızda ki zenciler gibi çok yüksek ses tonuyla alamanca konuşuyorlar. Sırtında sırt torbası, elinde bastonuyla yaşlı bir alman hanımcağız, sessizce, korku dolu şaşkın gözlerle etrafında olup bitenleri izliyor. Aynısını biraz ilerisinde ki ahşap oturak da ki yaşlı amca da yapıyor. Memleketlerinin kötü gidişatını şaşkınlıkla, üzüntüyle izliyor oldukları gözlerinden okunuyor. İnsanın içinden ulan yaptığınızı görüyormusunuz diye haykırmak geliyor ama yapamıyorsunuz. Bu güzelim Almanya’nın ve tertemiz düzeninin göz göre göre (sehendes Auge) çamura batırılmasına önayak olanlara, yapılanları sessizce sineye çekenlere lanet okuyorsunuz.
Köyünüzde ki ilkokulun yeni öğrenim yılı açılış törenin de, birinci sınıfa kaydolan 48 çocuktan sadece yedi veya sekizinin alman isimli olduğunu görünce, memleketin geleceğinin pek aydınlık olmayacağını hissediyor ve yetmişli seksenli yıllarda yaşamış olduğunuz Almanya’nın artık hiç geri gelmeyeceğine çok üzülüyorsunuz! Bu halk bunu haketmedi! Duygudaş olduğunuz arkadaşlarınız, dostlarınız ve komşularınız, Nazi’likle suçlanmak korkusundan, memleketin tam gaz felakete gittiğini söyleyemiyorlar!
Merz’in sınırlarda başlattığı kontrol meyvelerini vermeğe başladı: İçbakan Dobrindt iki ay da 11.900 yağmacıyı! memlekete sokmadıklarını beyan etti. Sosyal Demokratlar ve Yeşiller cıyak cıyak bağırıyorlar. İran kökenli Alman Sendika Konfederasyon başkanı Yasmin Fahimi hanım, sınırları Romenlere, Bulgarlara, Polonyalılara kapatın, sakın araplara, afrikalılara dokunmayın fetvasını veriyor! Emriniz olur efendim! Sınırlarda kontröller başlayınca, istilacıların inim inim inlettiği, sosyal yaşamını darmadağın ettiği şehirler, kazalar ve köylerde yaşayan insanlar da birazcık nefes almağa başladı! Dankeschön (Teşekkür) Merkel, üüüüüfüüffff Teşekkürler sevgili Merz! Ağustos’da bazı eyaletlerde ki yaz tatilinin bitmesiyle, memleket sınırları tatillerinden araçlarıyla dönen onbinlerle doldu. Türkiye’den ve diğer memleketlerden gelen binlerce aracı Macaristan gümrük her zamanki gibi sıkıca kontrol ediyor. Avusturya’ya giriş ve çıkışlar da yine her zamanki gibi kontrol yok. Almanya sınırından da pıt diye içeri giriyorsunuz ama kilometrelerce sadece 10 km/s ile yol alıyorsunuz! Her taraf kamera, sağlı sollu kulübeler, adım başı polis! Trafik akışı aniden durdurulup, kontrol yapılıyor. Binlerce kilometrenin yorgunluğuna rağmen, yaşadığınız memleket kapısının gelen gidene, pardon gelip gitmeyene açık olmadığını görmek, insanı sevindiriyor.
Memlekette insanı mutlu eden başka gelişmeler de var: Meslek eğitimi kapsamında çıraklık yapan kızların ayda ortalama 1302, oğlanların 1187 Euro kazanması, komşu köyümüz de ikinci „okul çantası şenliği“ yapılması, Benzin fiyatının 160 Kuruş’da (Cent) kazıklaması ve Merz’in işyerlerinin ardından, vatandaşlara da elektrik fiyatlarında indirim yapması! Galler’li bir vatandaşın başına gelenler güzel mi bilmiyorum! Claire isimli bayan 2010 yılında, evinin arkasında ki çok yaşlı kurumağa yüz tutmuş ıhlamur ağacını, bir bahçıvana kestiriyor. On yıl sonra tesadüfen ağacın çürümüş parçalarını gören bir vatandaş da dava açıyor. Mahkeme Claire hanıma, koruma altındaki bir ağacı haber vermeden kestiği için 134.000 Euro ceza veriyor. Bizim burada da Mart başından Eylül sonuna kadar ağaçlara dokunmak yasak! Onbeş yıl önceKöyümüzün kıyısında ki bir parça alanın imarına karar verildi. Orada ağaçlara yuva yapan kuşların, geceleri orada konaklayan tavşanların ve diğer canlıların yan tarafta ki yeşil alana alıştırılmaları yıllar sürdü. Ağustos’un ilk haftasında altyapı çalışmaları başladı! İçinde kuş yuvası barındıran bir ağaca bütün yıl elinizi süremiyorsunuz, kendi bahçeniz de bile olsa! Sürmeğe kalkmanın cezası 100 bin gaymeyi (Euro) bulabiliyor!
Şehir meydanına kurulan NGO standından bir çocuk yanıma yaklaşıp bana gazel okumağa başlarken, önce ben konuşacağım diyerek, yaşını, işini ve geleceğini soruyorum. 18 yaşındaymış, Ukrayna’lı mıymış ama burada doğmuşmuş. Çevremizi dolduran ve kulaklarımızı patlatarak çatırdayan insanları buraya kimlerin, ne için getirdiklerine açıklama getirmesini ve son olarak da; burası Almanya, hani almanlar nerede? Sus pus oluyor ve aval aval gözlerime bakarak standına dönüyor.
Anketler aşırı sağcı AfD’yi %30, Merz’i %30, sosyal demokratları %13 gösteriyor. Sosyaller iyice küçüldüklerine aldırış etmeden, vatandaşın parasını Bürgergeld (aylık maaş) olarak, en az %80’i şehir meydanını dolduranların tayfasından olanlara verilmesi yetmezmiş gibi, Merz’in sınırlarda kontrol yaptırmasına da karşı çıkıyor. Anlayabilen beri gelsin! Buna karşılık, avrupanın en mutlu ülkesi Danimarka’nın sosyal demokrat başbakanı Mette Frederiksen hanım halkına bir soru yöneltiyor: Açık sınır veya sosyal devlet? Sadece birisi mümkün! Chapaeu, Mete hanım! Halk sosyal devlet diyor. Frederiksen istilacılara sınırlarını kapatıyor. Bunu yapmayan Hollanda, Fransa ve Belçika halkı, sınırlarını gerektiği şekilde koruyamadıklarından, insanca yaşamın temeli, sigortası ve garantisi olan sosyal devlet hizmetlerini kaybediyor, İsveç, Norveç ve Finlandiya’da eşikte! Eğer Merz, bu istilacı akınını durduramazsa Almanya’da bu kervana katılacak!
60’lı 70’li yıllarda buraya gelen ebeveynlerimiz Almanca’yı fabrika da, yaşamı sokaklar da öğrendi. Devletten yardım olmadı. Almanların yapmak istemediği meşakketli işleri yaptılar. Bizlerin de içinde olduğu ikinci nesil onların yolunu takip etti! 80’li 90’lı yıllar da sovyet kökenlilere çok çeşitli kolaylıklar sağlanınca, ev sahibi, yer ve köpek sahibi Karl isimli arkadaşım, Kazakistan’a gidip, çoban köpeğimle (Schaeferhund) memlekete giriş yapacağım ve ben de bunlara verilenlere hak kazanacağım diyordu. Hayaline ulaşamadan vefat etti! Günümüzde ki istilacılara verilenlerden çok rahatsız olan gencecik Klaus’da, Suriye kimliği satın alacağım, mülteci olarak Almanya’ya gireceğim, ben de onlar gibi ömür boyu sosyal devletten yaşayacağım’la, feryat ediyor!