Bir gazetenin sessiz vedası

Bölgesel yayın yapan Karadeniz Gazetesi’nin, ülkenin derinleşen ekonomik darboğazı yüzünden kapandığını duyduğumda adeta beynimden vurulmuşa döndüm.
Bizzat köşe yazarlığını yaptığım bir gazetenin sessiz sedasız aramızdan çekilip gitmesi, tarif etmekte zorlanacağım bir burukluk yarattı içimde.

Benim için Yeşilgiresun neyse, mesleğin inceliklerini öğrendiğim İleri Gazetesi ne anlam ifade ediyorsa, Karadeniz Gazetesi de aynı derecede özel ve kıymetliydi.

Hele ki, üzerimde büyük emeği olan merhum üstadımız Ahmet Kayacık’ın Karadeniz Gazetesi’ne transfer olup orada imza attığı başarılı haberlere duyduğumuz sevinci, bugün bile anlatmaya kelimeler yetmez. Her haberinde ustasının kalemi hissedilir, biz de gururla takip ederdik.

Gazetenin yayın hayatına son verildiği haberini ise sevgili Asım Kemal Güner’den öğrendim. Onun kısa ama her şeyi anlatan mesajı hâlâ kulağımda çınlıyor:
“Mrb. Gazetemizin yayın hayatına bugünden itibaren son verildi. Üzgünüm.”

Bizler ise yine buruk, yine eksilmiş hissediyoruz…

Çünkü sadece bir gazete kapanmıyor; her kapanan gazetenin ardından bir toplumun sesi biraz daha kısılıyor, yerel hayatın hafızası biraz daha siliniyor. Ne yazık ki bu sadece Karadeniz Gazetesi’ne özgü bir durum da değil. Ülkenin dört bir yanında pek çok yerel ve bölgesel basın-yayın kuruluşu, giderek ağırlaşan ekonomik şartlara dayanamıyor.
Kağıt fiyatlarından baskı maliyetlerine, dağıtım giderlerinden reklam gelirlerindeki büyük düşüşe kadar onlarca kalemde artan maliyet yükü, bu kurumları birer birer susturuyor.

Ve belki de en acısı: Bu kapanışlarla birlikte onlarca, yüzlerce gazeteci işsiz kalıyor. Hayatlarını bu mesleğe adamış, sadece geçim değil, bir kamu hizmeti duygusuyla çalışan basın emekçileri, bugün maalesef yarın ne yapacaklarını bilemez halde.

Bir ülkede basın sustukça sadece haber kaynakları değil, demokrasinin damarları da tıkanır. Çünkü özgür ve güçlü bir basın, halkın gerçekleri öğrenme hakkının en önemli teminatıdır.

Karadeniz Gazetesi’nin vedası bir alarmdır. Umarım bir gün bu seslere kulak verilir, yerel basının ayakta kalabilmesi için gerekli adımlar atılır. Aksi takdirde daha çok gazetenin, daha çok meslektaşımızın sessiz vedalarına tanıklık edeceğiz.

Ve bu, hepimizin ortak kaybı olacak.


2