
Bu Giresunspor neymiş yahu…
Bir futbol kulübünden çok daha fazlası. Kimi için geçim kapısı, kimi için güç alanı, kimi için de susturma aparatı.
Bir dönem kurucu yazı işleri müdürlüğünü yaptığım Öncü Gazetesinde köşe yazılarıma ara verdikten sonra, “adam sandığım” Mustafa Cici’nin yönetimindeki Gündem Gazetesinde yazmaya başladım. Ne olduysa orada oldu. Bir köşe yazımda dönemin Giresunspor Başkanı Hakan Karaahmet’i desteklediğim için yazım yayımlanmadı.
Telefon açıp sorduğumda, Yazı İşleri Müdürü Mustafa Cici bana eften püften gerekçeler sundu. Kibarcası şuydu: “Sen bizim gazeteye yazma daha.”
Olur ciğerim gazete seninse kalem benim dedim.
Gazetecilikte insan, bazı cümleleri ilk duyduğunda anlamaz. Sonradan dank eder.
Ardından, eline kalem verdiğim, gazeteciliğe ilk adımı attırdığım Mesut Erdoğan’ın yönetici olduğu ve yıllar öncesinde sevgili Haluk Aktan’ın döneminde en uzun süre Editörlüğünü yaptığım İleri Gazetesinde yazmaya başladım. Bu kez de yine aynı gerekçe…
Hakan Karaahmet’i savunduğum için yazılarım yayımlanmadı.
İddialar vardı. Belge yoktu. “Varsa belge koyun” dedim.
Söz vardı, ima vardı, suçlama vardı ama belge yoktu.
Ve ironinin en acı tarafı şuydu: Gazeteciliğe adım atmasına vesile olduğum kişi, tıpkı Mustafa Cici gibi, tek kelimeyle yazılarımı kesmişti. Aynı yöntem, aynı sessizlik, aynı kapı gösterme biçimi.
Bu yaşananlardan sonra yeniden kurucu Yazı İşleri Müdürlüğünü yaptığım Öncü Gazetesi’ne döndüm. “Bitti” dedim, “burada yazılır, burada kalem susmaz.”
Sağ olsunlar en uzun süreli bana tahammül ettiler.
Ama dün itibarıyla bir haber daha aldım: Yazılarım artık yayımlanmayacakmış.
Sebep yine aynı: Giresunspor ve bir eklemeyle Gazeteciler Derneği seçimi.
Gündem ve İleri Gazetesi’nde, Hakan Karaahmet’e yönelik belgesiz suçlamalara karşı çıktığım için kovulmuştum.
Bu kez ise, Hakan Karaahmet’in ortağı olduğu söylenen Öncü Gazetesi’nde, Hakan Karaahmet’i savunmadığım ve Gazeteciler Derneğinde onlardan taraf olmadığım için kapı gösterildi.
Bakın burası önemli.
Dün savunduğum için kovuldum.
Bugün savunmadığım için.
Gazetecilikte bir düstur vardır: Doğruyu yazmak.
Bir de bedeli vardır: Yazdığın için kovulmak.
İnanın, bu madalya gibidir. Parlamaz belki ama ağırdır. Taşıyana yük olur, ama onur verir.
Eğer Mustafa Cici, Mesut Erdoğan, Hakan Karaahmet ve Murat Yakarışık aynı çizgide buluşmuşsa, bu bana yeter.
Çünkü o çizgi benim çizgim değildir.
Allah yolunuzu, izinizi açık etsin.
Benim yolum zaten belli.
Kaldı ki kurucusu olduğum Giresun Gazete Işık, İnternet Gazete, Giresun Spor Gazete, Manşet Giresun ve Türk Amerikan Gazete fazlasıyla yeter.
Kalemim de.