Cehalet Bağırır, Bilgelik Sessizdir

Cehalet, sesini yükselterek kendini önemli göstermeye çalışan bir gölge gibidir.
Bilgelik ise ışığını sessizliğinden alan bir dağ gibidir: sağlam, sakin ve ağırbaşlı.

Cahil insan konuşarak büyür;
bilge insan susarak derinleşir.

Çünkü cehalet, kendini kanıtlama telaşındadır;
bilgelik ise zaten kendini ispatlama ihtiyacı duymaz.

Neden cehalet bağırır?

Çünkü içi boştur, sesi çoktur.

Bilmediğini bilmez; bu yüzden en kesin cümleleri o kurar.

Tartışmayı kazanacağını zanneder; oysa tartıştığı aslında kendi egosudur.

Sessizliği korkaklık sanır, açık kapı bırakmayı zayıflık zanneder.

Cahil, sustuğu zaman yok olacağından korkar;
bu yüzden bağırarak var olmaya çalışır.

Neden bilgelik sessizdir?

Çünkü bilir ki her söz yerinde söylenmelidir.

Her gerçeğin bir zamanı, her hakikatin bir kapısı vardır.

Sessizlik bazen en güçlü cevaptır; çünkü kalbe ulaşır.

Bilge insan için neyi bildiğinden daha önemlisi,
neyi bilmediğini bilmektir.

Bu farkındalık onu alçakgönüllü kılar.
Sözlerini seçer, gereksiz tartışmalara girmez, sesini yükseltmez.

Sükûnetinin içinde bir güven saklıdır:
Doğrunun gürültüye ihtiyacı yoktur.

Sessizlik bir kaçış değildir

Bilgelik susarak kaçmaz;
susarak korur:

kendi huzurunu,
karşısındakinin seviyesini
ve hakikatin değerini.

Bazı sözler boşa konuşur,
ama bazı sessizlikler çok şey anlatır.

SONUÇ

Cehalet gürültülüdür, çünkü derinliği yoktur.
Bilgelik sakindir, çünkü kökleri güçlüdür.

Sesin yüksekliği değil,
sözün ağırlığı belirler insanı.

Bazen bir insanı tanımak için onun söylediklerine bakmak yetmez;
susarken kim olduğuna bakmak gerekir.

Tekil Yazı Reklamı - Alt – Masaüstü 336x280 piksel