Düşüncelere dalıyor ve kıvranıyorum

Özlenmez mi?

O küçük ve şirin kent olan Giresun’un geçmiş yıllardaki güzellikleri özlenmez mi?

Mahalle aralarını arşınladığımız, mazinin derinliklerine gömülen ve bir daha yaşama fırsatı bulamayacağımız o güzellikleri düşündükçe isyan etmemek mümkün mü?

Uzun eşek oynarken altta kalanlara, “Kılıç mı yoksa topuz mu?” diye sorardık.

Şimdi o yıllara doğru uzanmayı, yine oyunlar oynayabilmeyi nasıl özlemem?

Cadde ve sokaklarının parke döşeli olduğu yıllar aranmaz mı?

Şimdilerde asfalt ve beton yığınına dönüşmüş Giresun sokakları sanki isyan ediyor.

O eski esnaflardan eser kalmamış bir Gazi Caddesi’nde Giresun, yabancı yatırımcılara esir düşmüş durumda değil mi?

Mübalağa etmiyor, gerçekleri yansıtmaya çalışıyorum.

Akşam saat 18.00’de dinlediğimiz spor saati şimdi kayıplarda. Saatler 19.00’u gösterdiğinde Siera veya Delta Radyosu’ndan takip ettiğimiz haber saatini beklediğimiz o yıllar aranmaz mı?

İsterseniz asıl konumuza, yani güncel yaşama dönelim.

Lokantaya gittiğinizde garson başınıza dikilir, menüyü uzattıktan sonra:

“Buyurun efendim, ne arzu etmiştiniz?” derdi.

‘GEÇMİŞ VE BUGÜN’

Şimdi buradan yola çıkarak şöyle bir geçmişe uzanıyorum.

Mahalle aralarında oynayan çocuklar gitmiş; şimdi elinde akıllı telefonlar olan bir toplum gelişmiş.

Dolmuşlara bindiğinizde, Gazi Caddesi’ne çıktığınızda elinde akıllı telefon bulunan insanlara her daim rastlamanız mümkündür.

Geçenlerde gözlerim meydana çok yakın, Giresun’un en eski kırtasiye dükkânlarından İhsan Kaya Kırtasiye’yi aradı ama nafile.

Hemen karşısında ve biraz alt tarafta bulunan Ahmet Irmak’ın halı mağazası da yıllara yenilmiş.

Diğerleri de tarihin derinliklerinde kayıplara karışmış esnaflar gibi.

Sözlerimin sonuna yaklaşırken, “O civardan bir anın yok mu?” diye sorguladığınızı duyar gibiyim.

Şu satırları karaladığım sırada biraz düşünmem gerek diyorum.

Gazete sattığım geçmiş yıllarda birçok olaya tanık olmuşluğum vardır.

Özel aracıyla yolunu şaşırıp yaya kaldırımına çıkan mı, yoksa cadde ortasında düğün konvoyunun yolunu kesen mi istersiniz?

Yine özel aracıyla caddeye yukarı doğru geri viteste çıkan şoför mü istersiniz?

Sözünü ettiğim 1960’lı yıllar nasıl özlenmez?

Şimdilerde ise herkesin elinde akıllı telefonla dolaştığı insanlar Gazi Caddesi’ni işgal etmiş gibi.

Hafif bir Batı müziği parçasında olduğu gibi:

“Bana kaybolan yıllarımı verin.”

Tekil Yazı Reklamı - Alt – Masaüstü 336x280 piksel
Bir Yorum Yazın
Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.