Erdoğan kuvvetlidir, lâkin kudretsizdir…

Kudret ve kuvvet;

Sanıldığının aksine, bu ikisi çok farklı şeylerdir.

Başkalarına karşı zafer kazanan insan kuvvetlidir.

Kendi nefsine karşı zafer kazanan ise kudretlidir.

Erdoğan, bütün rakiplerini, yıkılamaz bilinenleri, nice General ve bilim adamlarını yerle bir ederek kuvvetini ispat etmesine rağmen, gelip geçen Cumhurbaşkanları içinde en kudretsizi ve iradesi en cılız olanıdır. Hatta kudretinin derecesi sıfırdır!

Nefsiyle olan her mücâdelesini kaybeden Erdoğan’ın sayesinde devlet her saniye biraz daha batağa saplanmaktadır.

Tek adamlık hevesi, önüne gelene çatıp dayılanması, dilinde ki kaba, saba, kırıcı, aşağılayıcı ve ayrıştırıcı üslubu, bunca uçak, emsâli az bulunan SARAY, olmadı yanına bir YAVRU SARAY, yetmedi Marmaris’te bir YAZLIK SARAY.

Bütün bunlar Erdoğan’ın boynuna takılı olup O’nu tepe tepe kullanan nefsinin prangasıdır ki, bir de bunların mahşerde mizan’ın başında hesabını vermek var.

AKP hükumetleri ile yaşanılan;

Fetö belâsı….

Suriye çıkmazı, mülteci adı altında yurdumuza sokulan ve her an kucağımızda patlamaya hazır milyonlarca yabancı….

Terörsüz Türkiye adı altında 50 Bin insanımızın katili Öcalan ile devletin masaya oturtulması….

Eğitim, hukuk, adâlet sistemi ve ekonominin çöküşü….

Fuhşun, uyuşturucunun, adam kayırmanın, torpil, rüşvet ve ahlâksızlığın her türünün tavan yapması….

Yalan- talan- yağma ve vurgunda sınırsızlık…. Bütün bunlar Erdoğan’ın kudretsizliğinin en canlı örneğidir.

Erdoğan, birkaç yıl önce, İstanbul Ensar Vakfındaki konuşmasında ”Partisi’nin yıllardır iktidarda olduğunu ancak sosyal ve kültürel alanda iktidar olamadığını” söylemesi kudretsizliğinin beyanıdır.

Sn. Erdoğan’ın, kontrolsüz, sınır tanımayan  bu kuvveti MADE İN TÜRKEY değil, ithaldir (ABD, Büyükelçisinin imasına göre)

Bugünkü Cuma Hutbesinde Hoca bizlere;

Asr sûresi’nin Müslümanlara yüklediği görevlerden bahsederek ”Hakkı, sabrı ve doğruları anlatın, iyilikleri emredip, kötülüklerden sakındırın” diye nasihatte bulundu.

Ben de, bu yazıyı yazmakla;

Cuma namazında dinlediğim hutbeye uyarak, karşımdakinin makamı, rütbesi ne olursa olsun, bir Müslüman olarak, Asr Sûresi’nde emredilen dini bir vecibeyi yerine getirmiş oluyorum.

Allah’ın arslanı İslâm Halifesi Hutbeden sorar;

”Ey cemaat! Bir Halife olarak ben yanlış yaparsam ne yaparsınız?”

En arka saftan garibanın biri kalkar ve;

”Ey Halife! Senin yanlış yapma şansın yok. Şayet yanlış yapacak olursan, şu kılıcımla seni düzeltirim” der.

Bu söz üzerine Halife memnun olur ve ”İşte bir yanlışlık karşısında Müslüman böyle davranacak” der.

Bugün de yanlış yapılıyor!

Ban de, en arka saftan kalkarak Halifenin yüzüne haykıran o garibanım.

Tekil Yazı Reklamı - Alt – Masaüstü 336x280 piksel