Fındıkta çözüm tarlada başlar, masada biter

Geçen yazımızda, fındık tarımının kaderini değiştirebilecek basit ama köklü bir önerinin altını çizmiştik: makinalı tarım için teraslı dikim ve traktörle bakım. Bugün dönüp baktığımızda görüyoruz ki, mesele yalnızca teknik bir tercih değil; fındığın geleceğini belirleyecek bir zihniyet değişimidir bu.

Fındık tarımında en büyük gider kalemi nedir diye sorarsanız, cevabı nettir: işçilik. Daha da somutlaştıralım; fındığın altındaki otu biçmek. Her yıl aynı döngü, aynı masraf, aynı yorgunluk… Oysa teraslı dikim yapılmış bahçelerde bu sorun büyük ölçüde ortadan kalkar. Traktör girer, pulluk çalışır, hem otla mücadele edilir hem de toprak işlenir. Böylece ne ısırgan ilacına ihtiyaç kalır ne de kimyasalla toprağı yormaya.

Ama bu dönüşüm “hadi yapalım” demekle olmuyor. Bunun bir bedeli var ve o bedeli çiftçi tek başına karşılayamaz. Makinalı tarım için devlet desteği şart. Daha da önemlisi, yeniden dikilen fındık bahçeleri için en az beş yıl ürün destek ödemesi yapılmalıdır. Çünkü fındık, sabırsız çiftçinin değil, sabırlı politikanın ürünüdür.

Teraslamanın bir başka önemli sonucu da bahçelerin gençleşmesidir. Yeni dikim demek, verim demek, kalite demek, geleceğe yatırım demektir. Bugün Giresun’un birçok yamacında yaşlanan bahçelerle üretim yapmaya çalışıyoruz. Gençleştirmeden, yenilemeden bu yük taşınmaz.

Ancak mesele sadece bahçe ölçeğinde de kalmamalı. Fındıkta asıl verimlilik, parsel birleştirmeyle sağlanır. Kooperatifler ya da şirketler aracılığıyla bitişik bahçelerin birleştirilmesi, küçük küçük alanların büyük işletmeler haline getirilmesi maliyetleri ciddi biçimde düşürür. Yani “küçük olsun benim olsun” anlayışıyla değil, “birlikte büyüyelim” anlayışıyla yol almak zorundayız.

Üretimi yaptık diyelim… Peki pazarlama? İşte orası hâlâ en zayıf halkamız. Fındık borsası elimizdeki en önemli araçlardan biri ama ne yazık ki alım satımlar hâlen borsa üzerinden yapılmıyor. Oysa borsa aktif çalışsa, fiyat istikrarına büyük katkı sağlar. İlçelerde muhafazalı depolar çoğaltılmalı ve elektronik olarak Giresun Fındık Borsası’na bağlanmalıdır. Mevcut borsa kapasitesi 20 bin tonla sınırlı. İlçelere yeni depolar yapılarak bu kapasite artırılmalıdır. Çünkü borsa oyuncusu ne kadar artarsa, pazar da o kadar dengelenir. Aksi halde oyun tek oyunculu kalır; adı da herkesin malumu.

Bir de işin katma değer tarafı var. Küçük aile işletmeleri şeklinde fındık kırma, kavurma ve paketleme tesislerini teşvik etmek, fındığın kaderini değiştirir. Üretici sadece ham madde satan değil, ürünü işleyen taraf haline gelir. Bunun bir adım ötesi ise yine aile işletmesi ölçeğinde çikolata atölyeleridir. Fındık, çikolataya dönüştüğü yerde para eder. Bu alanda makine parkı teşvikleri ve uygun krediler sağlanmalıdır. Aksi halde fındığı biz üretir, çikolatayı başkaları yer.

Tabii ki Fiskobirlik de ıslah etmek en büyük şart. Fiskobirlik fındıktan başka bir şeyle uğraşmaması lazım. Hele marketleri çok acil kapatması lazım. Fiskobirlik yönetim kurulu başkanı 20.000 ton fındık işlendiğini söylemiş ancak ben rakamı abartılı buluyorum eğer seçim yılıysa 10.000 tona çıkmışlardır. PİSCO yönetim kurulu başkanı bunu resmi bilgi olarak açıklamalıdır ki inandırıcı olsun.

Özetle; çözüm ne sadece tarlada ne sadece masada. Çözüm, terasta başlar, kooperatifte büyür, borsada değer bulur, çikolatada markaya dönüşür. Giresun’un yamaçları bunu kaldırır mı? Fazlasıyla. Yeter ki biz, fındığa hâlâ dedemizin yöntemiyle değil, torunumuzun geleceğiyle bakalım.

Tekil Yazı Reklamı - Alt – Masaüstü 336x280 piksel