
Türkiye dünya fındık üretiminde lider. Ama sorulması gereken asıl soru şu:
Lideriz ama gerçekten kazanıyor muyuz?
Bugün Karadeniz’de milyonlarca insanın geçim kaynağı olan fındıkta temel sorunlarımız yıllardır aynı başlıklar altında dönüp duruyor:
Özetle üretim var, ama stratejik bütünlük yok.
Asıl Mesele: Fındığı Biz Yetiştiriyoruz, Çikolatayı Başkası Markalıyor
Türkiye büyük ölçüde kabuklu ya da iç fındık ihraç ediyor.
İşlenmiş ürünlerin — krema, çikolata girdisi, ileri mamul — payı ise hâlâ sınırlı.
Küresel çikolata devleri pazarı domine ediyor. Hammadde Karadeniz’den çıkıyor, katma değer Avrupa’da ya da başka ülkelerde kalıyor.
Bu durum, orman köylüsünün odun satıp mobilyayı ithal etmesine benziyor.
Sorun üretmek değil. Sorun, ürünü markaya dönüştürememek.
2001’den 2026’ya: Aynı Başlıklar
1 Üretim Alanlarının Sınırlandırılması
Yıllar önce hazırlanan raporlarda, fındık ekim alanlarının ekolojik sınırlar içinde tutulması gerektiği vurgulanmıştı.
Bugün alan bazlı destek modeli uygulanıyor, ruhsatsız dikimler tartışılıyor.
Ama Karadeniz’de ciddi bir söküm başarısından söz etmek zor.
Alan daraltma meselesi büyük ölçüde kağıt üzerinde kaldı. Halbuki Karadeniz illerinin dışında yani Ordu Giresun Trabzon dışında Alan bazlı destek ödemesi yapmamak lazım. Çünkü zaten Ordu Giresun ve Trabzon’un alternatif bitki ya da meyve imkanı yok. Fındık da dikilmese bahçeleri erozyon götürecek. Dolayısıyle fındık üretimi 3 ilden 43 ile çıktı. Dünya tüketiminin 2 katını sadece biz üretiyoruz.
Karadeniz illerinde üretim maliyeti fazla. Çünki makinalı tarıma uygun değil. Bir müddet sonra fındık üretimi karadenizde hepten terkedilecek. Ve Giresun dışında levant kalite olan alanlarda fındık üretimi devam edecek.
2 Verim Artışı ve Bahçe Gençleştirme
Öneri açıktı:
Yaşlı ocaklar gençleştirilmeli, teknik bakım yaygınlaştırılmalı.
Tarım il müdürlükleri projeler yürüttü, modern budama ve tek dal sistemine geçiş teşvik edildi.
Ama ortalama verim hâlâ İtalya’nın gerisinde.
Karadeniz insanı ocağı kesmeye kıyamıyor.
Duygusal bağlılık anlaşılır.
Ama verim duygusallıkla artmıyor.
Araziden daha fazla ürün almak, alan genişletmekten daha akıllıca.
3 Lisanslı Depoculuk ve Piyasa Yapısı
Lisanslı depolar kuruldu.
TMO aktif alım yapıyor.
Bu başlıkta ilerleme var.
Ancak serbest piyasa hâlâ birkaç büyük alıcının etkisinde.
Fiyatın gerçek anlamda üretici lehine oluştuğunu söylemek zor.
4 Katma Değerli Üretim: Asıl Oyun Burada
Türkiye hâlâ ağırlıklı olarak iç fındık ihraç ediyor.
Oysa yapılması gereken çok net:
Dünya raflarında gördüğümüz markaların çoğu Avrupa merkezli.
Biz üretici konumundayız ama fiyat belirleyici değiliz.
Ne Yapılmalı?
1 Verim Devrimi
Hedef açık: Dekar başına verimi rakip ülkeler seviyesine taşımak. Maliyeti düşürmek.
2 Katma Değer Stratejisi
Türkiye’nin sorunu üretim değil, markalaşma. Ham madde ihracatından ileri mamule geçmeden gelir artışı mümkün değil.
3 Üretici Örgütlenmesi
Güçlü kooperatif modeli,
Bölgesel işleme tesisleri,
Ortak markalaşma…
Bitişik bahçeler birleşerek şirketlere dönüştürmek
Üretici bireysel kaldıkça fiyatı belirleyemez.
Birlik olursa pazarı etkileyebilir.
4 Fındıkta İleri Vizyon
Karadeniz’de bir “Fındık Araştırma ve organize sanayii Merkezi” kurulmalı.
Dünyanın fındık aklı Türkiye’de olmalı.
Büyük Resim
Bugün Karadeniz üretici. Ama oyun kurucu değil.
O gün geldiğinde —
yani marka, teknoloji ve fiyat belirleme gücü Türkiye’nin eline geçtiğinde —
Karadeniz sadece bahçe değil, küresel bir merkez olur.
Fındıkta mesele ağaç değil. Mesele akıl.