
Fiskobirlik yıllardır üreticinin gözünde hem umut olmuş hem de hayal kırıklığı yaratmıştır. Ama bu sezon farklı bir şey oluyor. Kurum, fındık alım fiyatlarını dördüncü kez artırdı ve Giresun kalite 50 randıman fındık için 350 TL fiyat açıkladı. Üstelik her randıman için 7 TL ek verileceğini duyurdu. Yani 56 randıman bir fındık neredeyse 400 TL’ye dayandı. Bu karar, yıllardır beklenen ve üreticiye güven veren bir adım oldu. İlk defa Fiskobirlik’e bu çalışması için teşekkür etmek gerekiyor.
Ama burada durmamak lazım. Çünkü mesele sadece yüksek fiyat açıklamak değil. Asıl mesele, Fiskobirlik’in bütün yatırımlarını ve çalışmalarını fındık üzerine yoğunlaştırmasıdır. Bugüne kadar neler gördük? Arsalar satıldı, market zincirleri kuruldu, otel ve dükkan projeleri gündeme geldi, GES yatırımlarından söz edildi. Bunların hiçbiri fındıkla doğrudan ilgili değildi. Oysa Fiskobirlik’in kimliği, varlık sebebi ve gücü fındıktır.
Arsa satmak yerine ilk önce marketleri satmalıdır. Ve marketler halen zarar etmektedir. Zaten kar etmesi de mümkün değildir hem yerel hem de ülke çapında marketler zinciri vardır ve rekabet kıran kıranadır. Marketleri satarsa hem de bilançosu düzelecektir. Ama orada siyasi endişe devreye giriyor. Lütfen siyaset düşünmeyi bırakmalı esas rekabet edebileceği fındığa yönelmelidir.
Eğer bir yatırım yapılacaksa, bu fındık tüketimini artıracak yönde olmalı. Bugün özel sektör kırma ve kavurma tesislerini çoğalttı; hatta bazı aileler küçük işletmelerle bu işi yapıyor. Dolayısıyla Fiskobirlik’in yeni bir kırma fabrikası kurması artık anlamlı değil. Onun yerine katma değerli ürünlere yönelmek gerekiyor.
Dünya pazarına bakıldığında fındık sadece kabuklu ya da iç olarak satılmıyor. Çikolatalar, fındık unları, fındık ezmeleri, pastalar, sağlıklı atıştırmalıklar… Hepsi büyük bir pazarın parçası. Türkiye dünyanın en büyük fındık üreticisi ama bu pazarda yeterince yer alamıyor. İşte Fiskobirlik tam da burada devreye girmeli.
Unutmayalım: Fiskobirlik 1938’de kuruldu. Cumhuriyet’in kooperatifçilik vizyonu, köylünün emeğini korumak ve ürününü değerinde pazarlamak üzerine inşa edilmişti. O günkü anlayış şuydu: üretici bir araya gelirse güçlenir, birlikte hareket ederse emeğinin karşılığını alır. Bugün hâlâ aynı noktadayız. Kooperatifçilik, sadece ekonomik bir model değil; aynı zamanda dayanışmanın, ortak aklın ve hakkaniyetin simgesidir.
Üreticinin elindeki ürünü değerlendirmek, dünya markalarıyla yarışabilecek ürünler çıkarmak zorundayız. Çünkü fındığın gerçek değeri kabukta değil, çikolata paketinde, unlu mamulde, tatlı rafında saklıdır. Eğer Fiskobirlik bu vizyonu yakalarsa hem üretici kazanır hem ülke ekonomisi.
Bugün açıkladıkları fiyat, doğru yönde atılmış bir adımdır. Ama yetmez. Asıl mesele doğru yolu bulup orada yürümektir.
“Fiskobirlik, fındığı fındık gibi değerlendirirse hem üretici hem tüketici tatlı tatlı güler.”