
TBMM tarafından 1924 tarihinde, aralarında Trabzon ve üç gönüllü alayı ile Giresun’un da dahil olduğu bazı illerimiz ve Kastamonu’nun ilçesi İnebolu “İstiklal Madalyası”na layık görülmüş, ancak her nedense bu madalyalar bir kenarda unutulmuş.
Her işte olduğu gibi, bu konuda da güçlü lobileriyle komşu ilimiz Trabzon söke söke madalyasını aldı.
Kendilerini bir kez daha yürekten kutluyor, darısı başımıza diyorum.
Gelelim, Kurtuluş Savaşımız’a üç gönüllü alay (42, 44 ve 47’inci) gönderen Giresunumuz’a…
Tarih Araştırmacısı genç kardeşimiz Murat Bıyık’ın, namı diğer “Çatlak Tarihçi”nin ortaya çıkardığı belgelere göre, meğer Giresun’un üç gönüllü alayının sancağına takılan üç adet İstiklal Madalyası varmış ama maalesef bundan hiçbir Giresunlu’nun haberi olmamış. Tabir yerinde ise resmen uyumuşuz!
. Kendisini bu azimli ve kararlı çalışmasından dolayı bir kez daha kutluyorum.
Giresun’u ilgilendiren her milli olayda olduğu gibi, bu olayda da Giresun Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (GESOB) Başkanı değerli dostum Ali Kara ve madalyaların varlığını gün yüzüne çıkaran sevgili Murat Bıyık işaret fişeğini atarak imza kampanyasını başlattılar.
İYİ Parti İstanbul Milletvekili Espiyeli hemşehrimiz Burak Akburak, CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık ve MHP Giresun Milletvekili Ertuğrul Gazi Konal da olayı TBMM kürsüsünden ülke gündemine taşıdılar.
İmza kampanyası ise çığ gibi büyüyor.
Bu kampanyaya katılmak ve imza vermek her Giresunlu’nun milli ve vicdani borcudur.
Umarız muktedirlerin arka bahçesi haline gelen ve “Keşke Yunan galip gelseydi” diyen bir alçağın tabutuna omuz veren bazı Giresun STK’ları da bu olaya sessiz kalmaz!
Çoğunuz bilir, bilmeyenlere de hatırlatalım.
Osman Ağa ve Giresun Uşakları hakkında bugüne kadar bildiğim kadarıyla 16 kitap ve binlerce yazı kaleme alınmış, türküler yakılmış, bir opera bestelenmiş, iki film ve bir de çizgi roman yapılmıştır.
Bir kitap ve onlarca makale ile biz de bu kervana dahil olanlardanız.
Bilindiği üzere Osman Ağa ilk şöhretini, gönüllü olarak katıldığı 2.Balkan Harbi’nde sağ dizinden yaralanıp, “Ağa” lakabının yanına “Topal” lakabını almasıyla kazanmıştır.
Teşkilat-ı Mahsusacı olarak 1.Dünya Harbi’ndeki Harşit Müdafaası ve Ruslar’ın Batum’a kadar kovalanmasında üstlendiği roller şöhretini daha artırmıştır.
Mustafa Kemal Paşa, Ankara’da TBMM’ni açtığı sıralarda bir koruma birliğini ihtiyaç duyar. Hemen aklına, bir yıl önce 29 Mayıs 1919’da Havza’da gizlice görüşüp, el sıkıştığı Osman Ağa gelir. Sonuçta, 12 Kasım 1920 tarihinde Osman Ağa komutasındaki 10 gönüllüden oluşan “Giresun Gönüllü Maiyet Müfrezesi” resmen kurulur.
Giresunlu gönüllü sayısı zamanla 200’e kadar çıkarak, adı “Riyaset-Celile Muhafız Bölüğü” ve “Meclis Muhafız Taburu” adlarını alır.
Bu kısa girizgahtan sonra gelelim, Milis Yarbay Osman Ağa komutasındaki 47’inci Giresun Gönüllü Alayı (Osman Ağa Alayı), Tirebolulu Binbaşı Hüseyin Avni Alpaslan komutasındaki 42’inci Giresun Gönüllü Alayı (Nizamiye Alayı) ve Binbaşı Ahmet Kemal Bey komutasındaki 44’üncü Giresun Gönüllü Alayı’nın İstiklal Savaşı’ndaki rollerine…
Düşman Sakarya’ya dayanmış, Ankara’ya ulaşması an meselesiydi. Bu çok kritik durumda bir de arkamızdan vurulma tehlikesi vardı. Nitekim Sivas’a bağlı İmranlı kasabasında Koçgiri Aşireti, Samsun ve Amasya’nın Merzifon Amerikan Mektebi’nde de Pontus eşkiyası isyan bayrağını açmış, katliamlara başlamıştı. Bu isyanların bastırılması için, Sakallı Nurettin Paşa’nın komutasında Merkez Ordusu kurulur. Merkez Ordusu’nun asker sayısı yeterli olmadığından, Osman Ağa komutasındaki 47’inci Giresun Gönüllü Alayı, Koçgiri, Hüseyin Avni Alpaslan komutasındaki 42’inci Giresun Gönüllü Alayı ise Pontus İsyanı’nı bastırmak üzere Merkez Ordusu’nun emrine girer.
Sözü burada, Kurtuluş Savaşımız’ın 2.adamı İsmet Paşa (İnönü)’ya bırakalım:
“Karadenizli milli kuvvetlerin başında ‘Osman Ağa’ isminde bir kumandan bulunuyordu. Bunlar Karadeniz’den, Giresun’dan gelmişlerdi. Bir askeri kuvvet olarak hemen bütün muharebelere sevk olundular. Muharebelere iştirak ettiler, kahramanca cansiperane çalıştılar. Muharebelerden sonra çok itibarlı ve çok fedakar bir milis kuvveti olarak Atatürk’ün muhafızı durumunda bulunuyorlardı.”( İsmet İnönü’nün Hatıraları, s.611)
***
Bunlar da, Kuvayı Millye’nin “Galip Hocası”, TC’nin 3.Cumhurbaşkanı Celal Bayar’ın sözleri (Koçgiri Kürt isyanını anlattığı bölümden):
“…Koçkiri bence hepsinden mühimdir. (…) Sonra Giresun’dan 1200 kişi ile gelen Topal Osman –çok yakın dostumdur, cahil bir adamdı- ın büyük gayretleri oldu. O 1200 kişinin 1000 kişisi sonra orduya, Yunanlılar’a karşı verilmiştir. 200 kişisi de Atatürk’ün Muhafızı olarak Çankaya’da muhafaza edilmiştir.” (Kurtul Altuğ, “Celal Bayar Anlatıyor: Kritik Olayların perde Arkası” Tercüman Gazetesi, 10 Eylül 1986)
Şu satırlar da, Hasan İzzettin Dinamo’nun, “Kutsal İsyan” adlı 5 ciltlik eserinden:
“Osman Ağa, alayını Samsun’a getirmiş, hükümet konağına yerleştirmişti. Samsun sokaklarında ateş eğitimi yapan Pontosçular, dağların en kuytu mağaralarına çekilmek zorunda kaldılar. Osman Ağa, Samsun bölgesinin hem asker, hem de sivil biricik gücüydü. Bütün bölgeyi kontrol ediyordu. Dağlarda, bayırlarda saklandığı öğrenilen Pontosçu çete grupları üzerine atılan Karadeniz uşakları, acımadan vuruyor, öldürüyor, Türk toprağını temizlediklerinin inancı içinde içleri rahat dönüyorlardı.” (c.5, s.210-211)
“…Mustafa Kemal, Merzifon’daki Amerikan kuruluşlarının, Tavşandağlı Rumlarının yataklık ettiği Pontosçularla sıkı ilişki kurduğunu biliyordu. Bu sorunun da çözümlenmesine sıra geldiğini anladığından Pontosçuların azraili Topal Osman’ı Ankara’ya çağırttı.” (Kutsal İsyan, c.5, s.504)
Sonuç olarak, Osman Ağa ve H.Avni Alpaslan, Koçgiri ve Pontus gibi iki büyük belayı savmıştı savmasına da…
Peki, Sakarya ne olacaktı?
TBMM Başkanı ve Başkomutan Mustafa Kemal Paşa’nın “yetişin” emri üzerine önce H.Avni Alpaslan Komutasındaki 42’inci, on gün sonra da Osman Ağa komutasındaki 47’inci Alayımız Sakarya’ya yetişir. Komutanları H.Avni Alpaslan dahil 42’inci Alay’ın tamamına yakını şehit düşer.
Sıra bu kez, 47’inci Alayımızdadır.
Sözü burada Başkomutan Mustafa Kemal Paşa’ya bırakalım:
“Harpte nutkumda söylemediğim meçhul noktaları şimdi sizlere söylemeyi bir vicdan borcu biliyorum. Fevzi Paşa siperden sipere koşuyordu. Askerleri teşçi ediyor, alınması icap eden tedbirleri tamamlıyor, sonra da sipere diz çöküp, Kur’an okuyor, Tanrı’dan medet ve yardım niyaz ediyordu. Bu adam insan değil bir evliyadır.
Sakarya Muharebesi sıralarında ,cephemizin bir tarafında gedik açan düşmanın gediği genişletmekte ve ilerlemekte olduğunu bildirdiler. Derhal yedekte bulunan kuvvetlerimizden yeterli miktarda imdat gönderilmesini ve süngü hücumu ile düşmanı eski mevzilerine tard etmelerini emrettim. Fakat aldığım cevap: ‘İhtiyatta kuvvetimiz kalmadı, hepsi mevzilerde çarpışıyor, yalnız Giresunlu Topal Osman Ağa’nın askerleri vardır.’ oldu. Tekrar verdiğim emirde: ‘Kim olursa olsun, süngü hücumu yapacaklardır’ dedim. Cevap verdiler: ‘Bunların süngüsü yoktur.’
Osman Ağa’nın Karadenizli gönüllüleri milli kıyafetleri ile gelmişlerdi. (Aslında Büyük Millet Meclisi Muhafız Kıtası olan bu birlik, cephede kritik durum doğması üzerine acele cepheye sevkedilmişti). Süngüleri yoktu. Süngü yerine bellerinde eğri bıçaklar vardı. Hemen: ‘Osman Ağa’nın askerleri bellerindeki bıçaklarla düşmanın üzerine atılıp, eski mevzilerine tard edeceklerdir’ emrini verdim.
Eğri bıçaklarıyla düşmana saldıran bu yiğit çocuklar, Yunanlılar’ı eski mevzilerine atmağa muvaffak oldular. Fakat yüzde altmış kayıp verdiler.” (Kaynak: Kurtuluş Savaşı’nın Mali kaynakları, s.419-420; Çankaya, Falih Rıfkı Atay; Atatürk’ün Muhafızı Topal Osman; Ö.Sami Coşar; Yakın Tarihimiz, Damar (Zamir) Arıkoğlu…)
İki büyük iç isyanı bastıran Giresun Uşakları, yüzde altmış kayıp verme pahasına bu kez de Sakarya Meydan Muharebesi’nin kazanılmasında etkin rol oynamış…
Bir yıl sonraki Büyük Taarruz’da da Afyonkarahisar’ın İscehisar ilçesine bağlı Sivritepe’deki tel örgüleri keserek İzmir yolunu açarak son görevlerini de yerine getirmişlerdir.
***
BUNLAR DA OSMAN AĞA VE GİRESUNLULARLA İLGİLİ ÖVGÜ DOLU SÖZLERDEN BAZILARI:
Atatürk: “…Topal Osman değil, Cumhuriyetin banisi (kurucusu) Osman Ağa!”(Erden Menteşeoğlu, Yakın Tarihimizde Osman Ağa ve Giresunlular, s.202 )
***
Atatürk: “…Çarşı içersinde bir yere Osman Ağa’nın altından bir heykeli yapılsa azdır!”(M.Şakir Sarıbayraktaroğlu, Osman Ağa ve Giresun Uşaklaır Konuşuyor,, a.g.e. S.94)
***
Atatürk: “Afyonkarahisar’da, Dumlupınar’da Sizin Uşaklar da Vardı!” (Giresun’daki Atatürk anıtının kaidesi)
***
Kazım Karabekir (Kurtuluş Savaşı’nda Şark Ordusu Komutanı):
“… Mustafa Kemal’in durumu çok zayıflamıştı. Kendisine destek olacak bir kuvvet, Topal Osman’ı ve kuvvetlerini gönderdim.” (Kazım Karabekir, İstiklal Harbimiz)
***
Tunalı Hilmi (I.Meclis Bolu Milletvekili ünlü hatip):
“Giresun’un gösterdiği fedakarlık, cür’et, kahramanlık ve cesaret kalbimi sevinçle doldurdu!”(Sabahattin Özel, Milli Mücadele’de Trabzon, Ankara, 1991, s.418)
***
Dr.Abidin Bey (I.Meclis’te Rize Milletvekili):
“Giresun’un gösterdiği fedakarlık, Osmanlı ve İslam tarihinde altın kalemle yazılacak
şeylerdir..”((Sabahattin Özel, Milli Mücadele’de Trabzon, TTK Yayın.,1991)
***
Miralay Hacı Hamdi Bey (37. Fırka Komutanı):
Daha önceden Osman Ağa’nın adını duyan Mustafa Kemal Paşa, yaptığı bir
görüşmede, Harşıt Müdafaası’nda bulunan 37.Fırka Komutanı Miralay Hacı Hamdi Bey’e,“Nasıl bir insandır? diye sorar. O da:
“Son derece güvenilir, Timurlenk gibi bir cengaverdir.” cevabını verir. (Erden Menteşeoğlu, a.g.e., s.24)
***
Genel Kurmay Başkanlığı ATASE Başkanlığı:
“Sayın: Seyfullah ÇİÇEK,
(…)
Görülüyor ki, Sakarya Meydan Muharebesi’nin kazanılmasında Milis Binbaşısı
Osman Ağa’nın kahraman gönüllü 47. Giresun Alayı’nın da diğer muvazzaf alaylar gibi çok büyük kahramanlık göstererek katkısı olduğu muhakkaktır.”
(Gn. Kur. Bşk.lığı ATASE Bşk.lığı’nın 26.11.1992 gün ve 92356-92/1. As. T. Krl. yazısı).
***
Falih Rıfkı Atay (Gazeteci-Yazar):
“…Bir zamanlar Topal Osman Karadeniz kıyılarının ‘Destan Kahramanı’ idi. (…)
”(Çankaya, F.Rıfkı Atay, s.262)
***
Emrullah Nutku (Yazar):
“Bütün hayatı ateş ve barut kokuları arasında geçen Osman Ağa’nın İstiklal
Harbi’nde çok hizmetleri vardır.”(Yakın Tarihimiz, c.4, sayı:42)
***
Mahir İz (I.Meclis’te Zabıt Katibi):
“…Topal Osman, herkesin baş üstünde taşıdığı ‘Milli’ bir kahramandı” (Yılların İzi, Mahir İz, s.92)
***
Dr.Rıza Nur (I.Meclis’te Sağlık Bakanı):
“Zavallı Ağa şu vatana üç, dört yıldır bence büyük hizmetler etmiş, kellesi koltuğunda çalışmıştır. (…) Hem pek Türkçü, vatanperver, gayretli ve Müslüman idi.” (a.g.e., c.3, s.1181)
“…O yeni bir ‘Köroğlu’dur. ‘Milli bir kahraman’ dır. ‘Halk Kahramanı’dır”.( Hayat ve Hatıratım, Dr.Rıza Nur, c.3, s.793)
***
H.İzzettin Dinamo (Gazeteci-Tarihi Roman Yazarı):
“…Mangal Yürekli Adam” (Kutsal İsyan, c.2, s.113 “Mangal Yürekli Adamın
Hikayesi”)
“Batum’a ilk kez Topal Osman girdi. ‘Fatih’liklerin armut gibi kolayca devşirildiği bu savaş döneminde Topal Osman’ın Batum Fatihi olması gerekirken, bunu Yakup Cemil sahiplenmişti.”(s.124)
“Pontosçuların azraili Topal Osman”(c.5, s.504)
***
Murat Sertoğlu (Gazeteci-Tarihi Roman Yazarı):
“…Senin yüreğinde muhakkak ki Karadeniz’in engin ufukları kadar büyük bir cesaret vardı. Hiçbir aslanın yüreğinde cesaretin bu kadar büyüğü yer almamıştır. Sen memleketin en kara günlerinde mütevazı varlığınla bir yıldız gibi parladın. Hiçbir fırtınanın bulutları senin parlaklığını gideremezdi. En ümitsiz günlerde bile bir gün bu vatanın mutlak surette kurtulacağından ve düşmanlardan temizleneceğinden şüphe etmedin.
Topal Osman ve vatan hainliği… Acaba yeryüzünde birbirine uymayacak, bundan daha aykırı iki kelime iki tabir bulunabilir mi? ‘Atatürk’ün, bu milletin muhteşem fedaisi’. İşte hepsi o kadar.” ( Tercüman Gazetesi, 3 Mart 1964)
“Kurtuluş Savaşı’nın başlamasından önce Karadeniz kıyılarını Rum çetelerinden
temizleyen Giresun’un cesur ve vatansever milis komutanı Osman Ağa” ( Yıllarboyu Tarih, Ocak 1979, sayı:1, s.36)
***
Ömer Sami Coşar (Gazeteci-Yazar):
“…Sakarya Kahramanı”
“Karadeniz boylarında Pontus Rum Devleti hayallerine darbe vuran adam”
( Atatürk’ün Muhafızı Topal Osman)
***
Prof.Dr.Faruk Sümer:
“Gerçek bir kahraman ve vatansever bir Türk olan merhum Osman Ağa…”(Tirebolu
Tarihi, Prof.Dr.Faruk Sümer, s.139)
***
Ergun Hiçyılmaz (Gazeteci-Yazar):
“…Karadenizliler Milli Mücadelenin en önemli insanlarıdır. Onlar olmasaydı, Anadolu’yu birleştiremezdik. Topal Osman ve Giresun Uşakları özellikle bunlar çok büyük rol oynamışlardır.
Bugün ayaklarımızın üzerinde durabiliyorsak, bunu ayaklarından asılanlara borçluyuz.” (Ergun Hiçyılmaz’la yapılan söyleşiden, Giresun Dergisi, sayı:74 ve Giresun Dergisi’nin Dedeman Oteli’ndeki ödül töreninde söylediklerinden…)
***
Yavuz Bülent Bakiler (Gazeteci-Şair-Yazar):
“…Bütün Karadeniz bugünkü huzurunu önce O’na borçludur! Sadece Karadeniz mi? Hayır! Bütün Türkiye! Çünkü Topal Osman ve yiğit arkadaşları olmasaydı, yüreğimiz, Güneydoğu ihaneti yanında bir de Karadeniz kundaklamasıyla dağlanacaktı.” ( Türkiye Gazetesi, 26.08.1995)
***
Suat Yalaz (Çizgi roman üstadı-Yazar):
“…Cumhuriyetimizin temel taşlarına kanlarını karıştıran Topal Osman Ağa gibi bir kahramanın torunları olmakla övünmekte çok haklısınız. Sizlere gıpta ediyorum. Eminim Vatan tehlikeye düştüğünde, bugün bile Giresun’dan daha nice Topal Osmanlar çıkacak ve ilk saflarda yerlerini alacaklardır.”(Suat Yalaz’la yapılan söyleşiden, Giresun Dergisi Sayı:71)
***
Altemur Kılıç (Gazeteci-Yazar):
“…Topal Osman gerçek bir Anadolu yiğidi, gerçek bir kahramandır. Giresun’da ve civarında nesillerden nesillere geçecek bir efsanedir…”(Ortadoğu Gazetesi)
Emin Çölaşan (Gazeteci-Yazar):
“…Yerli Rumlar Kurtuluş Savaşımızda düşman ordusuyla işbirliği yaptılar. Karadeniz’de Pontus Rum devleti kurma sevdasına kapıldılar. Bunları ordumuzla birlikte Giresunlu milis kahraman Topal Osman temizledi. (…)”(Sözcü, 22.9.2010)
Yavuz Bahadıroğlu (Gazeteci-Yazar):
“…Önce Gazi Topal Osman kimdir?
(…) Tarihçi vicdanı, böyle birinin göğsüne rahatlıkla ve hiç çekinmeden ‘kahramanlık
Madalyası’ takabilir. Ancak tarihçinin görevi ‘kahraman’ belirlemek değil, doğru tesbitler yapmaktır.
Birinci tespit: Topal Osman tam bir vatanseverdir…
İkinci tespit: Topal Osman, yeri geldiğinde hayatını vatanı için hiçe sayabilen bir
fedakardır…
Üçüncü tespit: Topal Osman, kendisi için bir şey istemeyen bir insandır…
Dördüncü tespit: Mustafa Kemal’e bağlıdır…(O kadar bağlıdır ki, Atatürk, ondan
başkasına güvenememiş, kendisini koruma görevini ona ve arkadaşlarına vermiştir.”
(Vakit Gazetesi )
Turgut Özakman (Araştırmacı-Yazar):
“…47.Alay hem Sakarya’da, hem Büyük Taarruz’da görev almıştır. M.Kemal
Paşa’nın muhafızları 47.Alayın Giresunlu seçkin gençleriydi. M.Kemal Paşa’yı çok iyi korumuşlardır. (…) (Cumhuriyet Türk Mucizesi, s.425-426)
Yazacak daha çok şey var da…
Uzun yazıların okunmadığını bildiğim için burada kısa kesiyorum.
***
Oldukça uzun olan yazımı sonuna kadar sabırla okuduğunuz için teşekkür ederim.
Sizce Giresun, İstiklal Madalyalarını ve “Yiğit”lik beratını istemekte haklı mı, haksız mı, ne dersiniz?
Buyurun, söz sırası sizde!