
“Bir genç evleneceği zaman aslı, nesli, soyu sopu herkesçe malum bir kız aylarca aranır. Nihayet kız bulunur, nişan onu müteakip nikah düğünü yapılır. Artık hazırlık başlar oğlan tarafı ağırlık tabir ettikleri mücevherat kısmını; kız tarafı da evi donaltacak eşyaları hazırlarlar.
Nihayet, mükemmel çalgılarla 5 gün devam eden düğün başlar. Her günün ayrı ayrı ismi ve eğlentileri vardır.
İlk gün, gelin hamamı yapılır, o gün hamamda mükemmel bir düğün kurulur.
Bu düğünde türlü oyunlar ve maniler söylenir:
“Tokat yolu döşeme
Can can Allah
Araplar gider Şam’a
Can sana kurban aAllah”
Salı günü uslu hanımlar davet edilir. Eğlenti başlamadan evvel mükemmel bir ziyafet verilir. Bu ziyafette istediğiniz yemekleri bulabilirsiniz.
Çeşitli çorbalar envai çeşit tatlılar börekler baklavalar saymakla bitmez ki… yemek bittikten sonra hanımlar arasında düğün yapılır. O gün yalnız yaşlı hanımlar bulunur.
Düğünün en eğlentili geçen zamanı çarşamba günü gecesidir.
O gün oğlan evinden kızı giydirmek için bir sandık elbise getirilir, geline tel, duvak takarlar, beyaz bir entari giydirirler. Sanırsınız bir, melek o gün şehrin genç kızları önceden hazırladıkları üç etek ve ona benzer eski usul elbiselerle süslenirler, her biri birer melaike gibi ortaya çıkarlar. Sabaha kadar eğlenirler, bu geceye kına gecesi derler.
Kına gecesinde bir âdet daha vardır. O da bahşiş verme usulüdür.
Bakarsınız elinde bir def olan bir kadın ortaya çıkar, hem def çalar hem de verilen bahşişleri veren adamların künyesi ile okur.
İlk defa bahşişi kızın anası verir, eğer vermeyecek olursa bir beyit söylerler:
“Anası gelmeyince
Bahşişi vermeyince
Kız vermez elini kınaya”
Anasından sonra sıra ile yakın akrabaları ve davetliler tarafından beşibirlik, osmanlı, gazi ve ona benzer kıymetli altınlar; ve onluk beşlik liralarla def çalan kadının elindeki kap dolar. Bu gece gelinin parmaklarına kına koyarlar.
Kına konduktan sonra oyun başlar genç kızlar, yürüme ve çifte telli dedikleri oyunları oynarlar, çalgı durmadan devam eder, türküler şarkılar ve fıdık şakırtıları ile sabahı bulurlar.
Hele o maniler, dertli, dertli gelin ağlayıncıya kadar söylerler. Şayet gelin inatlık edip ağlamazsa tekrar başlarlar:
“Çevirdim eteğimi soktum belime
Ayrılık yollarını aldım elime
Küçük bacımı anam koydum yerime
Eyvah anam eyvah ben gelin oldum.
Sacıyak yerde yücedir, Yarın ayrılık günleri. Duracağım bu gecedir, Gelinim … hatunum… Kınan kurtlansın…
Harap yere ev yapma.
Uzak yere kız verme,
Bu eğlenceler gece sabaha kadar sürer. Sabaha karşı oğlan evinden çalgılı bir kafile kız evine baskın verirler. İki taraf birleşince eğlenti artar ve daha güzel bir şekilde sabahı bulurlar.
Perşembe günü oğlan evinden bir kafile kızı almağa gider, giderken şu türküyü söylerler:
“Bir taş attım aman pencereye tık dedi,
Binnaz hânım anam annem evde yok dedi
İnanmazsan aman çık yukarı bak dedi”
Kesif bir kalabalık arasında ya kardeşi veyahut en yakın akrabasından biri tarafından kız, oğlan evine teslim edilir. Gelirken şu türkü söylenir:
“Biz gelini aşırabilsek
Büyük evin avlusuna düşürebilsek
Anasın babasın şaşırabilsek
Altı aydır saydığımız gelini almağa geldik
Allarını pullarını dermeğe geldik”
Gelin eve geldimi tekrar düğün başlar.
Gelin eve girdimi eline bir kepçe verilir ocakta bulunan çorbayı karıştırır ondan sonra ortaya çıkar. Ve şu şarkılar şöylenir.
“Çam başına çıra yaktım yanmadı,
Ben anama mektup yazdım gelm ed., Kardaş küçücekti halden bilmedi. Anamın bacası kabaca tüter, Babamın ekm eği burnumda tüter.
El kadarcık olsa o bana yeter.”
Evde düğün devam ederken ayrıca güvey hamamı yapılır. Akşam erkeklere yemek daveti verilir ve damatla birlikte camiye yatsı namazı için gidilir. Namazdan sonra güvey, beraberindeki kalabalık kafile tarafından türkü ve şarkılarla eve getirilir ve geline teslim edilir. Ve böylece düğün sona erer.”[1]
[1] Aksu Dergisi, Sayı 18-2, Işık Matbaası, 1940, s.33 v.d.

2