Hevasını Tanrı Edinenler

Hevasını Tanrı Edinenler

Tâbir Kur’an’a aittir. Furkan suresi 43.ayette geçer. Devamla 44. Ayette, bunlar hayvana benzetilmişlerdir.

Heva, Arapça bir kelime olup bizde az kullanılır. Türkçede heva sözcüğü yerine arzu, istek, heves, tutku, meyil, meyletme sözcükleri kullanılmaktadır. İlgili ayetleri yazarak konuya girmek istiyorum.

Furkan suresi 43.ayet: Hevasını Tanrı edinen kimseye de baksana! Peki, onu savunacak vekil sen mi olacaksın? 44. Ayet: Yoksa sen onların çoğunun gerçekten dinlediklerini ve akıllarının erdiğini mi sanıyorsun? Onlar, hayvan gibidirler; hatta yolca hayvandan daha da sapıktırlar.

                Heva, yani arzu, istek, heves insanın fıtratında vardır. Doğuştan Allah tarafından insana verilen ve olması gereken bir duygudur. Bu duygunun olmaması hastalık halidir. Burada kınanan arzu ve isteklerin, dinin emir ve yasaklarına, akla uymayan, sınırsız aşırı heveslerdir.

Yoksa Allah’ın kanunlarına uygun isteklere, normal yollarla ulaşmaya; kimse karşı değildir. Din, insanın arzularına ulaşmak için, her yolun mübah olmadığını yüksek sesle dillendirmektedir. Haram-helal demeden, zaman-mekân gözetmeden, istediğini istediği yerde, istediği kadar yapan kişi, “Hevasını Tanrı edinenler” olarak nitelendirilmiştir.

Yine Allah’ın Elçisi Hz. Muhammed bu konuda, “Allah indinde, semanın gölgesi altında; Allah’tan başka tapılan mabutlar içerisinde, hevadan daha büyüğü yoktur.” Buyurmaktadır. (Elmalılı, Hak Dini Kur’an Dili. VI/3590)

Ayetlerde elçi Muhammed’e de Allah’ın ikaz vardır. İstek ve arzuları tavan yapmış, benleri her durumda öne çıkmış olanları savunma, sahip de çıkma, onlar seni dinler görünüyorlar. Halbuki onlar akletmiyorlar, düşünmüyorlar, onlara inanma diyor. Hatta daha da ileri giderek: Onların hayvana benzediği hatta hayvanlardan daha da sapık oldukları vurgulanmaktadır.

Hayvanlar alemini bilenler bilir. Onlarda da kendi içerisinde hiyerarşik bir düzen vardır. Aynı türler genelde birbirine bağlı toplu yaşarlar. Enam suresi 38. Ayet: Yeryüzünde yürüyen hayvanlar ve gökyüzünde iki kanadıyla uçan kuşlardan ne varsa hepsi sizin gibi topluluklardır… Tam göremesek de hayvan guruplarında da lider özelliği taşıyanları vardır ve gurubunu idare eder. İçgüdüleriyle hareket etseler de dikkatli incelendiğinde sosyal bir hayatın olduğunu, paylaşımlarında bile, heveslerini Tanrı edinmiş insanlara göre daha adil olduğunu gözlemleyebiliriz. Hayvanlar, içgüdüleriyle kendilerine zararlı olacak şeyleri bilip onlara yaklaşmazken, sahiplerini dinlerken, Allah’ın akıl-irade verdiği insanların sahibi olan Allah’ı dinlememeleri düşündürücü değil mi? Gittikleri yollarının hayvanlardan daha sapık olduğunun bildirilmesi, zararlı şeylerden uzaklaşmayı değil, üzerine gittiklerinin ikazıdır.

Hayvanlar, ekmeğini çalanlara tepki gösterir, güç kullanmaya çalışır, başarır başaramaz ama sessiz kalmaz. Zamanımızda şeyh, şıh, gavs gibi efendilerini kıble yapan Müslümanlar, ekmeğini çalanlara bırakın tepki göstermeyi; tam tersi onun her türlü yanlışlıklarını alkışlamaktan zevk alıyor.  Celladına aşık olmuştur bir kere.  Akıl devre dışı kalmış, arzu ve heveslerine ulaşmak için her yol geçerlidir artık.

Efendi insan olduğu gibi; mal-makam-kadın vs. de olur.

Mala, makama, kadına sahip olma hevası her şeyin önüne geçer. Adının önünde Müslüman olması, hakkı olmadan mala, makama, kadına sahip olmasına mâni değildir. Ne Nisa/58’i dinler ne İsra/32 ne de Bakara/188 ve ilgili diğer Kur’an ayetleri onu durduramaz. Ulaşılması gerekenler onun için Tanrı olmuştur. Gözü başka bir şey görmez. Hak, adalet onun hiç duymak istemediği kavramlardır. Zihninden çıkarmıştır.

Cennet mi mal mı? Cennet mi makam mı? Cennet mi kadın mı? Cennet mi para mı? Diye soracak olsak, hevaları cennet olmayacakların sayısı Müslüman toplumlarında on milyonları aşmıştır.

Bu benim hakkım değil, alamam diyen Müslüman sayısı gittikçe azalmaktadır. Nefsinin açlığı doymak bilmemekte, heveslerine hâkim olma yerini, heveslerinin emrine girmeye bırakmıştır.  Yani mevki, makam, parayı kendi kullanacak yerde, onlar insanı kullanacak duruma gelmiştir.

Yolca, hayvanlardan daha sapık olan toplumlardan, sağlıklı bir gelecek beklemek; olmayacak duaya âmin demektir.

Çıkış, Kur’an’a yüzden değil özden uymaktan geçer. Başka yol yoktur.

Selam ve dua ile

 

Nurettin Bölük 0.08.2026

 

 

Tekil Yazı Reklamı - Alt – Masaüstü 336x280 piksel
Bir Yorum Yazın
Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.