Hoş Geldin Ekim Ayı, Havada Cumhuriyet Kokusu Var

Hazandı, hüzündü derken Eylül de usulca çekiliyor hayatımızdan…

Takvim yaprakları birer birer eksilirken, insan ister istemez kendi ömründen eksilen günleri de düşünüyor. Çünkü bitmeyen ve gitmeyen ne var ki şu hayatta? Mevsimler değişiyor, aylar geçiyor, yapraklar dökülüyor… Ve biz, bütün bu değişimin içinde biraz daha büyüyor, biraz daha eksiliyor, biraz daha öğreniyoruz.

Şimdi Ekim kapıda…

Ardından Kasım’ın yağmurları, Aralık’ın soğukları ve yeni bir yılın heyecanı gelecek. Ama önce Ekim’i yaşayacağız.

Dilerim bu Ekim hepimize biraz huzur, biraz şans ve bolca güzel haber getirir. Giden, yükünü de beraberinde götürsün; gelen, mutluluğuyla gelsin. Çaylar demlensin, yağmurlar yağsın. Evlerimizin pencerelerine damlalar vururken, içimizde umutlar yeşersin.

Güle güle Eylül, hoş geldin Ekim…

İyiliklerle, güzelliklerle, sağlıkla ve huzurla gel İnşallah.

Ekim biraz garip bir aydır aslında. Ne tam yazdır ne de tam kış… Bazen güneş açar, insan kendini yazın ortasında sanır; bazen serin bir rüzgâr eser, ince bir hırkaya ihtiyaç duyarsınız. Bir bakarsınız insanlar denize giriyor, bir bakarsınız herkes sonbaharın serinliğine teslim olmuş.

Belki de bu yüzden Ekim, biraz bizim gibidir.

Bazen sıcak, bazen soğuk…

Bazen neşeli, bazen hüzünlü…

Bazen kararlı, bazen kararsız…

Hayat da böyle değil mi zaten?

Netlik istediğimiz halde çoğu zaman belirsizliklerin içinde yürümüyor muyuz? Bir günümüz diğerini tutmuyor. Sabah başka düşünüyor, akşam başka hissediyoruz. Bazen geleceğe umutla bakarken, bazen geçmişin gölgesinde kalıyoruz.

Ekim işte tam da böyle zamanlarda gelir.

Şairlerin, yazarların, yalnızlığı sevenlerin ve biraz da kendi içine dönmek isteyenlerin ayıdır belki. Yaprakların renk değiştirmesi, yağmurun sesi, akşamların erken çökmesi insana ister istemez düşünmeyi hatırlatır.

Bir bardak çayın buharında geçmişi, yağmurun sesinde geleceği düşünür insan.

Belki bir şarkı duyarsınız…

Bir kitap alıp birkaç sayfa okursunuz. Bir şiir yazmak gelir içinizden. Belki yıllardır söyleyemediğiniz bir cümleyi yeniden kurarsınız.

Geceler uzar Ekim’de.

Karanlıkta bir yıldız kayar…

Gözlerinizi kapatıp bir dilek tutarsınız.

Gerçek olur mu?

Kim bilir…

Ama insanın dilek tutabilmesi bile başlı başına bir umuttur.

Ekim’i biraz da bu yüzden seviyorum.

Çünkü Ekim, insana yeniden başlamayı hatırlatıyor.

Ağaçlara bakıyorum…

Yapraklarını birer birer bırakıyorlar. İlk bakışta bir hüzün gibi görünüyor bu. Sanki ağaçlar eksiliyor, yalnızlaşıyor, güç kaybediyor.

Oysa gerçek bambaşka.

Ağaç, yaprağını dökerken aslında yeni bir bahara hazırlanıyor.

Belki insan da böyle olmalı.

Bazen üzerimizde taşıdığımız yüklerden kurtulmamız gerekiyor. Bizi yoran insanları, geçmişte kalan kırgınlıkları, artık bize ait olmayan düşünceleri geride bırakabilmeliyiz.

Yaprak dökmekten korkmamalıyız.

Çünkü bazen yeniden güçlenebilmek için bazı şeyleri bırakmak gerekir.

Ekim bize bunu sessizce anlatıyor.

“Dök yapraklarını… Ama köklerinden vazgeçme.” diyor sanki.

Hayat da tam olarak böyle değil mi?

Gidenler oluyor. Kaybettiklerimiz oluyor. Yollarımız ayrılıyor. Bazı kapılar kapanıyor. Bazı insanlar hayatımızdan çıkıyor.

Ardından baka kalıyoruz.

Hüzünleniyoruz.

“Keşke”ler biriktiriyoruz.

Ama zaman bize şunu öğretiyor:

Her gidiş, hayatın sonu değildir.

Bazen bir son, yeni bir başlangıcın kapısını aralar.

Bu yüzden Ekim’e yalnızca bir hüzün ayı olarak bakmayalım.

Dökülen her yaprakta yeni bir baharın ihtimalini görelim.

Gidenin ardından üzülürken, gelecek olan güzelliklere de kapımızı kapatmayalım.

Ve en önemlisi…

Dökülen yaprakların arasında, içimizdeki Cumhuriyet ışığını hiç söndürmeyelim.

Çünkü mevsimler değişir, yapraklar dökülür, yıllar geçer…

Ama umut, özgürlük ve Cumhuriyet sevgisi yaşadıkça yeniden baharlar gelir.

Öyleyse…

Hoş geldin Ekim.

Çok üzme bizi.

Çok ağlatma.

Bize sağlık getir, huzur getir, iyilik getir, güzellik getir.

Yurdumuza barış, insanlığa kardeşlik getir.

Çayımızı demli, sohbetimizi güzel, gönlümüzü umutlu eyle.

Dökülecekse yapraklarımız dökülsün…

Ama köklerimiz sağlam kalsın.

Ve biz, her sonbahardan sonra olduğu gibi, yeniden bahara çıkmayı bilelim.

Güle güle Eylül…

Hoş geldin Ekim.

Bize iyi gel…


2
Bir Yorum Yazın
Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.