Kar ve Gürültü

Kış mevsimindeyiz, Kar yağıyor! Sabah yağsın akşam gitsin! Gündüz yağsın gece gitsin! Gece ve gündüz yağsın, istediği kadar kalsın! Akşam yağıp sabah donmasın. Sabah yağıp, öğlen donmasın. İstediğimiz kadar uzatabiliriz. Bu ara Kar ile aramız hiç iyi değil: Kısa aralıklarla yağıyor, her yağış sonrasında yaya kaldırımının üstündeki karı dondurmadan süpürmemiz, yolu açmamız gerekiyor. Uzun yağıp yükünü boşaltsa, bizim işimizi kolaylaştırır ama yapmıyor!

Kar yağmaya başlayınca gözler evlerimizin önündeki yaya kaldırımına ve saate gidiyor! Evimizin önünden geçen yaya kaldırımını yedi ile yirmibir arasında, iki kişinin ayakları kayıp düşmeden, birbirlerine çarpmadan yürüyecekleri şekilde temizlememizi istiyor kanun koyucu.

Gündüzleri kar yağışını izleyip, saat 21’e kadar kaldırımı temizlemeye alıştık, pek zorluk çekmiyoruz. Gece temizlik yok ama sabah var.  Sabahın zifiri karanlığı ve kışın soğuğun da kalkıp, saat yediye varmadan, kaldırımı ayna gibi yapmak var. Eğer gece yağan karın üstünde yürüyen olmamışsa  ve Derece sıfırın altına gitmemişse, işimiz kolay; süpürgeyle süpürüveriyor veya Kar küreğiyle yola sürüyoruz.  Kaldırımın uzunluğu ve üstündeki donun kalınlığı sabah jimnastiğimizin süresini belirliyor. Biz de bol oksijenli Kar süpürme veya Don kazıma antrenmanı, 30 – 45 veya 60 Dakika sürüyor. Tuz atmak yasak değil ama, Tuz doğaya ve hayvanlara zararlı olduğu için kullanmak istemiyoruz. Buz kaldırımın üstünde çelik olmuşsa, kürekle, kazmayla çıkmıyorsa, mecburen tuzluyoruz.

Bütün bu zahmeti neden çekiyoruz? En başta tabi ki kanuna uymak geliyor. Kanun istemiyor olsa bile, toplum da alışkanlık haline gelmiş. Yarın kaldırsalar, biz aynı alışkanlığı yine sürdürürüz. Sabahın yedisin de değil de, onunda, onbirin de yaparız! Evimizin önünden geçen sokağımızın kenarını da (Kaldırımın yanı) her Cumartesi günü temizliyoruz. Kaldırımın karını temizlemezsek ne olur? Karı temizlenmemiş bir kaldırım da, birisi kayıp, kolunu, bacağını, kafasını kırsa,  tedavi ücretini bize ödetirler. Tedavi ile bitmiyor, bunun bir de tazminatı, işgücü kaybı olursa, ömür boyu aylık ödemeğe mahkum edilmek rizikosu var! Birisinin ayağı kayıp yuvarlanırsa, faturası bize çıkarılır korkusunun da muhakkak etkisi var, kaldırım temizliğinde bu kadar titiz olmamızın! Kaldırım temizleme görevini yerine getirmeyenlere, eyaletlere göre değişen para cezası veriliyor. Kanun koyucu karlı, buzlu kaldırım da insanların düşerek, yaralanmasını beklemez. Bizim eyalette kaldırımını kardan temizlemeyenin cezası 500 Euro!

Çift şeritli, gelişli gidişli ve sağı solu geniş yaya kaldırımları olan yakınımızda ki bir kasabanın içinden geçerken yolun temposunun 30 km/h olduğunu, 4 kilometreyi bulan şehir içi güzergâhında bayağı yol aldıktan sonra fark ediyoruz. 30 – 40 – 50 yıl boyunca 50 km/h ile yol aldığımız kasaba da  neden trafik yavaşlatılıyor! Yolun kıyısı kısa aralıklarla asılmış 30 levhalarıyla dolu. Normal değil. Dönüşümüz de kasabaya girerken ilk 30 levhasının altında küçük boyutta 22:00 – 09:00’u görüyoruz! Takip eden günler de bazı sürücülerin iki taraftan da kasabaya girişler de 30 levhasının altında ki 22-09’u dikkate almadan yol aldıklarını, bütün sürücülerin de kuzular gibi 30 km/h ile (biz de aralarında) gidiyor olduklarını, 30 km/h’nin verdiği rahatlıkla izliyoruz. Okuyucunun da kolaylıkla anlayacağı üzere, taşıtlar akşam on, sabah dokuz arası 30 km/h ile gidecekler. Bu noktayı okumayan, görmeyen bir sürücü dört kilometreyi 30km/h ile gidiyor. Arkasında yol alan araç konvoyunun hiç birinden bir itiraz veya düüüttt çıkmaması insanın hoşuna gidiyor!

Sınır köyümüz bu trafik kuralını yedi sekiz yıldır uyguluyor. 1 kilometre civarında ki kasaba yolunun hızını, Almanya’nın her sokağında, caddesinde, girişinde köy, kasaba, nahiye, şehir ismi levhasından sonra geçerli olan 50 km’den 30’a düşürdü ve altına nedenini  yazdı: Lärm. Yakın kasabamızın da şehir içi trafik hızını 30 ile sınırlamasının nedeni aynı: Lärm, yâni Gürültü!

Tekil Yazı Reklamı - Alt – Masaüstü 336x280 piksel
Yazarın Son Yazıları