
1885’te Selanik’te doğan Makbule Hanım, Mustafa Kemal’in hayatta kalan tek kardeşiydi. Fatma, Ahmet, Ömer ve küçük kardeşleri Naciye’yi küçük yaşlarda yitiren aile için bu acılar, aralarındaki bağı daha da pekiştirmişti. Babaları Ali Rıza Efendi’nin erken ölümünün ardından aile, dayıları Hüseyin Bey’in himayesinde Rapla Çiftliği’ne taşındı. Mustafa Kemal, bu kır yaşamını ilerleyen yıllarda özlemle anacaktı.
ZOR YILLAR VE AYRILIKLAR
Balkan Savaşları sırasında Selanik’in Yunanistan’a geçmesiyle Makbule Hanım ve annesi Zübeyde Hanım, İstanbul’a göç etmek zorunda kaldı. İşgal yıllarında evleri defalarca İtalyan ve İngiliz askerleri tarafından basıldı. Bu baskınlar, iki kadında derin izler bıraktı.
Mustafa Kemal’in Samsun’a çıkmadan önceki son gecesi, aile için son derece ağırdı. Ağabeyi gideceğini söyleyince annesi Zübeyde Hanım bayılmıştı. Sabaha kadar uyuyamadılar. Zübeyde Hanım, kızına şunu söyledi: “Sen asker kardeşisin. Askerin ardından ağlanır mı hiç?” Üç gün sonra gelen kısa telgraf aileyi rahatlattı: “Samsun’a çıktım, sıhhatteyim. Merak etmeyin.”
CUMHURİYET DÖNEMİNDE MAKBULE HANIM
Yetişme tarzları ve dünya görüşleri çok farklı olmasına rağmen Atatürk, kız kardeşine her zaman derin bir saygı gösterdi; hasta yatağında bile onu ayakta karşıladı. Makbule Hanım bunu şöyle anlatmıştı: “Niçin rahatsız oluyorsun? Senin gelmen kâfi değil mi kardeşim?”
Atatürk, Makbule Hanım’ı Serbest Cumhuriyet Fırkası’nın kurucu üyeleri arasına da dâhil etti. 1935 sonrasında Makbule Hanım, artık çoğunlukla Çankaya’da ağabeyinin yanında yaşıyor, önemli sofralarda bulunuyordu. Atatürk’ün nöbet defterinde ise kendisinden “Büyük Bayan” olarak söz ediliyordu.
MİRAS MESELESİ
Atatürk, mirasının yalnızca Makbule Hanım’a kalacağını öğrenince buna karşı çıktı. “Her şeyimiz, yalnız ve yalnız, bize bunları veren milletin olacaktır.” dedi ve 1937’de tüm mal varlığını millete bağışladı. Makbule Hanım’a ise vasiyetle İş Bankası gelirlerinden aylık 1.000 lira ve Çankaya’daki küçük köşkte yaşam hakkı tanındı.
SON YILLAR
Atatürk’ün 1938’deki ölümünün ardından İstanbul’a dönen Makbule Hanım, İkinci Dünya Savaşı’nın getirdiği ekonomik sıkıntılar nedeniyle bazı mülklerini satmak zorunda kaldı. 1946’da eşinden ayrıldı ve artık “Boysan” soyadı yerine, ağabeyinden yadigâr anlamı taşıyan “Atadan” soyadını kullanmaya başladı.
Kansere yenik düşen Makbule Atadan, 18 Ocak 1956’da 71 yaşında Gülhane Askerî Hastanesinde hayatını kaybetti. Cenaze törenine Cumhurbaşkanı Celal Bayar, Başbakan Adnan Menderes ve İsmet İnönü de katıldı.
Makbule Atadan; savaşları, sürgünleri, yoksulluğu ve ayrılıkları göğüslemiş, tarihin büyük dönüm noktalarını sessizce yaşamış bir kadındı.