Namazda dua adabı

 

Namazda dua adabı

 

Namazda dua adabı mı da olur? Sorusu aklınıza gelebilir. Benimde aklımdan geçti. Yazayım mı yazmayayım mı? Diye epeyce düşündüm. Sonunda benim gibi düşünenlerin azda olsa olabileceği düşüncesiyle yazmaya karar verdim.

Yazmama sebep ise, bugün (02.11.26) Giresun Çınarlar camiinde kıldığımız öğle namazı sonrası, namazı kıldıran görevlinin namaz bitiminde yaptığı duanın 10 dakika kadar sürmesiydi.

Ha bitecek ha bitecek derken, baktım biteceği yok! Duanın sonunu beklemeden çıktım. Benden sonra ne kadar sürdü bilmiyorum. Bir müddet sonra beraber camiye gittiğim arkadaş telefonla aradı. “Sen benden daha sabırsızmışsın, bende çıkmak istedim sabrettim” dedi.

Yapılan duaların çoğu, birbirinin tekrarı, herkesi ilgilendirmeyen konuları içermesi bakımından da sıkıcıydı.

Duaların bir kısmı Allah’tan istemden öte, Allah’a emir verme niteliği taşıması da hoş değildi. Mesela: “Allah’ım camiye gelenlerin sayısını artır, namaz kılanların sayısını artır.” Bu işleri Allah yapacaksa, sen ne işe yararsın? Çevredeki esnafları dolaştın mı? Camiye davet ettin mi? Namazlardan on dakika önce gelip; cemaatin birbirine sorduğu herkesi ilgilendiren kelam, fıkıh konularında aydınlanmalar yapıp, camiye bilgilenme için gelmelerini, cazip hale getirdin mi?

Yok! Caminin banisinden, yaşayan imam, müezzin, ahirete göç eden bütün imam, müezzinlere, çocuklarına dua etmek benim işim değil, herkes kendi yakınları için duasını yapsın, ben tanımadığım kişilere, vesile olanlara dua etmek zorunda değilim. Zamanımın beni ilgilendirmeyenlerle doldurulmasını istemiyorum.

Ben öğretmen emeklisiyim. Hiçbir imamın öğretmenler, yakınları, ölenleri hakkında dua ettiğini duymadım. Ki onları yetiştiren öğretmenlerdir. Bizleri yetiştiren, bilgilenmemizi ve bu öğrendiğimiz bilgileri size aktarmamızı sağlayan öğretmenlerimizden ölenlere Allah’tan rahmet, yaşayanlara iyilik, sağlık istediklerini duymadım. Aynı dua özel olarak zikredilecekse, diğer meslek grupları içinde geçerli olmalıdır.

Sonra Allah bu gösteriş dualarını da hoş görmemektedir. Araf suresi 55. Ayette: Rabbinize alçak gönüllüce ve için için dua edin. Çünkü O haddi aşanları sevmez. Yine yüce Allah, kulu ve peygamberi olan Hz. Zekeriya’yı Meryem suresi 3.ayette: Gizli bir sesle yalvardığı için övmüştür.

Biz, camilerimizde yüksek sesli cihazlarla ve uzun yapılan dualarla övünür olduk.

Uzun uzun dualar yapılırken, cemaatin yaş, iş, amir-memur olma, öğle arası yemek ve ibadet zamanı, küçük abdestini tutup tutamayacağı görevliler tarafından dikkate alınmaz.

Çalışanlar öğle arası yemeğini yiyecek, namazını kılacak; dairesine, okuluna, esnafsa iş yerine yetişecek. Abdestini tutamayan yaşlı ihtiyacını hızla giderecek zaman ararken; görevli imam efendi cemaatin kendine uymasını uzun dualarına âmin denmesi hevesinde olamaz.

Burada işi olan gider, dinlemek zorunda değildir, dua etmek isteyen kalır; düşüncesi uygun düşmez. Cemaatin ben çıkarken manalı gözlerle süzdüğünü fark ettim.

Duaların kısa ve özlü olması faziletlidir. Sonra herkes kendine lazım ve ihtiyaç duyduklarını Allah’tan halis bir duygu ile ister, istemelidir. Herkesin adına yapılacak ortak dualarda kısa olmalıdır. Bu dualar da Kur’an’da geçen Rabbena dualarıdır. İmam Rabbena dualarını okur, Fatiha isteyerek namazı bitirir, herkes işine gücüne bakmak için camiden ayrılır.

Aynı yanlışlıklar, Cuma Namazları bilhassa Cenaze Namazları sonrasında yapılmaktadır.

Cenaze Namazlarında uzaktan gelen cemaatler bir an önce gitme hesabı yapar. Görevli imam, Fatiha ile namazı bitirmesi gerekirken; alır eline mikrofonu başlar duaya. Bulmuş hazır cemaati bırakır mı? Cemaat âmin derken dinlendiğini zanneder. Cenaze sahibi bir an önce defin işlerinin tamamlamasını isterken, işi-gücü olanlar işine gitme, uzaktan gelenler geri dönme hesabı içinde olduklarının imam farkında bile değildir. Halbuki aynı imam kürsüden, rahmetlinin bekletilmemesini bir an önce toprakla buluşturulması gerektiğini baskılı olarak söyleyendir.

Dua gereksiz demiyorum. Allah ayetinde, “Duanız olmasa ne işe yararsınız.” (Furkan/77) buyurmaktadır.

Beni anlayan Müslümanların ve cami görevlilerinin haklarını helal etmeleri dileği ile.

Nurettin Bölük 02.11.2026

 

 


2
Bir Yorum Yazın
Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.