Şeytan Kimdir?

 

Şeytan kimdir?

Şeytan deyince aklımıza, “Hayırdan ve rahmetten uzaklaşmış, (uzaklaştırılmış) şerle yoğrulmuş; haddi aşan, azgın kibirli varlıklar gelir.

Arapça “şeyt” ve “şatn” kökünden gelen şeytan: Yanmak, helak olmak, uzak kalmak, muhalefet etmek anlamlarına da gelir. Kelime olumsuz bir mana ifade ettiği kesindir. Halk arasında olumsuz davranış sergileyenlere, “Şeytanlık yapma” denildiğine hepimiz şahit olmuşuzdur.

Kur’an’da surelerin başlangıcı olan besmelenin ilk bölümü: “Euzübillahimineşeytanirraciğim” “Kovulmuş şeytanın şerrinden” diye başlar. Devamında “Bismillahirrahmanirrahim” “Esirgeyen ve bağışlayan Allah’a sığınırım” diyerek tamamlanır.

Şeytanın varlığı Kur’an’da birçok ayetle sabittir. İnkârı bu açıdan uygun değildir. İnkâr eden dinden çıkar.  Allah’ın ayetleriyle varlığını ve görevlerini bildirdiği bu ruhani varlıkları kabul etmemek günahkarlıktan ötedir. Meleklere inanmak, imanın şartlarındandır.

Şeytan aslında bir melektir. Bakara suresi 34.ayette, Allah meleklere: Adem’e secde edin! demiştik. İblis hariç hepsi derhal secde ettiler. Fakat o secde etmekten kaçındı, büyüklük tasladı ve kafirlerden oldu. Buyurmaktadır. Bu ayetin devamındaki 35-37. Ayetlerde: İblisin Adem’i kandırdığı, yasaklı meyveden yemesini sağladığı, cennetten kovulduğu, bir zaman sonra Adem’in Allah’tan af dilediği, tövbe ettiği, tövbesinin kabul edildiği bildirilmekte; Allah’ı rehber edinenlerin mahzun olmayacağı, İblise (şeytan) uyup yanlışta ısrarcı olanların cehennemlik olup, ebedi kalacakları ifade edilmektedir.

Yukarıda geçen Bakara 34. Ayete göre, şeytanın başlangıçta melek olduğu kabulü vardır. Ateşten yaratıldığını öne sürerek; topraktan yaratılan Adem’e secde etmemesi sonucu melek rütbesini kaybettiği cinler sınıfına dahil olduğu, hatta melek ve cin dışında yeni bir ruhani türün atası olduğunu ileri sürüp kabul edenler vardır.

İnsan ve cinler, yaratılış itibariyle iyilik ve güzelliklere talip olma veya onu aşağılık yapacak süfli duygulara da sahip olma özelliğine sahiptir. Bu duygular Allah tarafından yaratılmış; insanın fıtratında vardır.

İnsan, iyiliğe veya kötülüğe yönelme, birini öncelikle seçme hürriyetine sahip bir varlıktır. Bu yönelme, Allah’ın insana verdiği akıl, vicdan ve irade ile olur. İnsan bu değerleri olumlu yönde de olumsuz yönde de kullanma özgürlüğüne sahiptir. Toplumları büyük ölçüde etkileyip değiştirecek durumlar dışında; Allah kişinin bu yönelme iradesine karışmaz, engel olmaz.

İnsanda akıl, vicdan ve irade dışında birde nefis vardır. İnsanları iyiliğe ve güzele yönelten melekler yanında; kötülüğe yönlendiren şeytanı da Allah yaratmıştır. Allah, Adem’e secde etmeyen İblis’i yanından kovunca İblis şeytan, Allah’tan kullarını azdırması için izin ister. Sad suresi (81-85) ayetlerde: (Şeytan) Dedi ki: Senin izzetin adına andolsun. Ben, onların tümünü mutlaka azdırıp kışkırtacağım. Ancak onlardan muhlis olan kulların hariç! (Allah) “İşte bu haktır ve Ben bu hakkı söylerim” dedi. Andolsun, senden ve sana tabi olacak olanlardan tümüyle cehennemi dolduracağım.

                Bu ayetten, Şeytanın Allah’ın kullarına vesvese vererek azdıracağı, Allah’ın da kendine gerçekten inanan kullarını ise hiçbir şekilde kandırıp iyilik yolundan döndüremeyeceği anlaşılmaktadır.

Şeytan gibi bazı cinlerin, insanlara güzeli çirkin; çirkini güzel gösterme özellikleri ve kabiliyetleri vardır. İnsanları doğru yoldan çıkarmak için onlara her türlü vesveseyi verirler. İnanan Müslüman böyle durumlarda hemen besmeleyi tam haliyle ve muhafaza sureleri olan Felak ve Nas surelerini okuyarak Allah’a sığınmaları O’ndan yardım istemeleri gerekir.

Besmele de ve muhafaza surelerinde kovulmuş şeytanın şerrinden ve gece gündüz vesvese verenlerin vesvesesinden, Allah’a sığınma vardır. İçten söylenirse karşılığı görülür.

İnsanın iç yapısında bir de nefis vardır. Nefis de iyiye ve kötülüğe taliptir. Nefis iyi terbiye edilmişse iyiliğe, edilememişse kötülüğe meyili artar. Yine böyle durumlarda akıl, vicdan ve irade devreye girer. Nefsi kontrol altına almaya çalışır.  Şu iyi bilinmeli ki nefis içten; şeytan ise dıştan müdahale yapar. Birbirine karıştırmamak gerekir.

Bazı dindar geçinen kişiler büyük yanlışlıklar yaptıkları zaman, “Şeytana uydum” derler. Yani suç kendilerinde değil de şeytandaymış havası verirler. Allah, şeytana tabi olanların cehennemlik olduğunu ayetlerinde açık açık belirtmektedir.

Bazılarınca yanlış bir inanç vardır. Şeytanın çok güçlü olduğu, musallat olduğuna istediğini yaptırabileceği görüşü. Bu görüş yanlıştır. Şeytan çok güçlü değildir. Onun gücü inancı zayıflara geçer. Nisa suresi 7. Ayet: Onun gücünün zayıf olduğu insanlar üzerinde önemli bir yaptırım gücünün bulunmadığı bildirilmektedir.

                Bu ayetten de hareketle: Günümüzde hiç inancı olmadığı halde; hak, hukuk, adalet, kul hakkına riayet, iyilikte yarışma, hayvan hakları, yeşili koruma, toplum menfaatlerini şahsi menfaatlerin üzerinde tutma konularında inançlı toplumlara göre önde olan toplumlar vardır. Bu toplumlar daha huzurlu ve rahat bir hayat sürerler. O insanlara ve toplumlara şeytan yaklaşamaz. Çünkü çok iyi bir nefis terbiyesi almışlar ve Akıl, irade, vicdanlarını iyi yönde kullanmaktadırlar.

Allah, biz Müslümanlara da nasip etsin.

Selam ve dua ile

 

Nurettin Bölük 14.06.2026

 

 


2
Yazarın Son Yazıları
Bir Yorum Yazın
Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.