

Bu harita 143 yıllık bir çizimdir. Çizimden önce de bu görünüme sahip olan alanların, bugün artık tanınmayacak hâle gelişini ve vahşi şehirleşmenin izlerini takip edebilmek açısından önemli bir veri kaynağıdır.
Göç olgusu elbette Osmanlı döneminde de vardı ve bu duruma karşı bir dizi önleyici tedbir alınmaktaydı. İstanbul’a göç ise 1950’li yıllardan sonra plansız bir şekilde gelişmiştir. ABD’nin yönlendirmesiyle kurulacak fabrikaların İstanbul’a yığılması ve köylerin bilinçli biçimde boşaltılması, bugünkü tabloyu hazırlamıştır. Üretmeyen Türkiye’nin temelleri de o yıllarda atılmıştır. Özal’lı yıllarda ise tarımda kendi kendine yetebilen bir ülke konumundan çıkılması için gereken adımlar atılmış; bugün mercimekten nohuda, buğdaydan samana kadar hemen her ürün ithal edilir hâle gelmiştir. Eskiden bu durum “iğneden ipliğe” şeklinde ifade edilirdi.
1/100.000 ölçekli bu harita 1883 tarihlidir. Göç olgusu yaşanmadan önce tarım yapılan Dudullu, Sultan Çiftliği, Alemdağı, Samandıra, Küçükbakkalköy, Kayışdağı, Büyükbakkalköy, Başıbüyük, Bostancı, Maltepe, Soğanlık ve Kartal’ın bulunduğu kesimi göstermektedir. Sadece İstanbul değil; artık yaylalarımız, köylerimiz ve kasabalarımız da plansız yerleşimin kurbanı olmuştur. Günümüzde ise bilhassa Giresun ili ve ilçeleri bu kez “vahşi madencilik” tehlikesiyle karşı karşıyadır. Gel gör ki tabiat, kendisine yapılanı asla affetmez. Bu defa da böyle olacak ve bedelini halk ödeyecektir. İşte örnek haritada bütün bunlar okunmaktadır.