Hükümet yapıyor yapmalı

Yeşiller seçimi kaybedince Baerbock’u kapı dışarı ettiler ama onun arkadaşları memleketi dünyaya rezil eden madamdan aşağı kalmadıklarını gösterdiler: Hükümetin memleket ve vatandaşlarının yararına yaptığı ve yapmayı planladığı her şeye itiraz ediyorlar. İlticaya kısıtlama gelmesin, %70’inin yabancı kökenlilere (hepsi müslüman) verilen vatandaş aylığında indirime gidilmesin v.s. aman da aman. Seçim kaybedilmiş, parayı kimler ve nasıl kazanırlarmış, hiç umurlarında değil. Sadece verilen aylığın yıllık maliyeti 50 milyar Euro’yu geçiyor. Buna kira, elektrik su, beyaz eşya ve kreş ücretleri dahil değil.

Hükümet iltica yasasının çerçevesini küçültmeğe çalışıyor, sınırlarda başlattığı kontrolü sürdürüyor. Başladığında karşı çıkan en büyük komşumuz Polonya’da Almanya sınırında kontrollere başladı. Merz dijital’in getirdiklerini devlet dairelerine, kamusal alana taşımak istiyor. Trafik kayıt ve çıkışlarını tek elde toplayarak, online işlemler daha çabuk yapılacak. Memleketin rekabet gücünü arttırmak için işverenlere kolaylıklar sağlanacak. İnşaata başlangıç da, işyeri açılışlarında bürokratik işlemler azaltılacak. Ve verilen işi nedensiz kabul etmeyen, yâni çalışmadan milletin parasıyla yaşamak isteyenlere verilen aylık azaltılacak. Merz telaffuz etmiyor ama çalışmamakta inat ederlerse, aylıklarını kesmeğe kadar gidecek.

Koalisyon Putin’in saldırganlığı, Trump’ın sakatlığı (beyin) dolayısıyla ön plana çıkan silahlı kuvvetlerin memleketi koruyacak, yapılacak Nato operasyonlarına katkıda bulunabilecek güce getirebilmek için, gönüllü askerlik sistemini başlatma kararı aldı. Arzu eden genç erkek ve kız silahlı kuvvetlere katılacak. Eğer ordu bu şekilde ve kısa zaman da (gelişmeler onu gösteriyor) ihtiyacı olan personeli bulamazsa Merz eskisi gibi tekrar zorunlu askerliğe (Merkel bey kaldırmıştı) gidileceğinin altını çiziyor. Yürürlükteki kanun sadece erkeklere mecburi hizmet görevi veriyor. Kızlar için kanun değişikliği, onun için de meclisde 3/2’lik çoğunluk gerekiyor. Yeşiller ve Solcuların oylarına ihtiyaç var. Onlar da koalisyon ortağı sosyal demokratlar gibi mecburi askerliğin getirilmesini istemiyorlar.

Berlin emniyet müdiresi yahudi vatandaşların arap kökenlilerin yaşadığı yörelere gitmemelerini tavsiye ediyor. Yahudiler kippa’ları ile sokaklara çıkamaz hale geldi. Kapı zillerinin yanına kendi isimlerini yazamaz, araçlarında kendi müziklerini dinleyemez hale geldiler! Önceki hafta seyir halinde ki bir taşıta saldırdılar, içinden ibranice müzik duymuşlar. Aile hıristiyan çıktı! Hamas teröristleri İsrail’e saldırdı, 1200 kişiyi hunharca katletti, alenen kadınlara tecavü etti, 251 İsrail’liyi esir alıp, Gazze’ye götürdü. İki yıl sonra halâ elinde tuttuğu 42 esirin 25’inin hayatta olmadığı söyleniyor. Başta Berlin olmak üzere Almanya’nın çeşitli yörelerinde bu katliamı göbek atarak, şenliklerle, hava fişekleriyle kutladılar. Gazze halkı Hamas teröristlerini naralarla, alkışlarla karşıladı. Nasyonal sosyalistler önce Wehrmacht isimli ordusuyla, ardından da halkıyla yahudilere soykırımı yaptı.  Adenauer’nın öncülüğün de kurulan yeni Almanya, bir daha bu memleketten böyle bir savaş çıkmayacak pusulası ile yahudilerin memleketi İsrail’i her zaman, her yerde korumayı ilke edindi. Başbakan Schröder Almanya’nın ilk defa davet edildiği, Normandiya kutlamalarında, biz Almanlar yediğimiz haltın bilincindeyiz açıklamasını yaptı. Şimdi israil ordusu aynı haltı işliyor. Tıpkı Hitler gibi soykırımı yapıyor. Devam ederse halkı da muhakkak arkasına alacak. Almanya’nın yeni bir değerlendirme yapması gerekir.

Askerlik konusuna fazla sıcak bakmayanlarımız var: Yıllar önce Afganistan’a asker gönderdiğimiz de savunma bakanı (sosyal demokrat) hürriyetimiz Hindukuş’da korunacak diyordu. Günümüz de aynısını Ukrayna, Rusya, Letonya, İran ve diğerleri için de yutturmağa kalkıyorlar. Reichen liefern die Waffen, Armen lieferen die Toten! Zenginlerin ürettiği silahlarla, fakirlerin çocukları öldürülüyor. Kimin hürriyeti için askerlik?

İnşaatı yedi yüz yıla yakın süren, Köln Katedral’ını yolumuz Köln’e düştüğün de ziyaret ediyoruz. Gar’a komşu olan Dom Kilisesinin ziyaretçisi hiç eksik olmuyor. Tıpkı büyük yangından sonra açılan Paris’de ki Notre Dame gibi. Japonya’dan gelen grup içinde ki iki kız üniversite öğrencisi hatıra olarak, Dom’un duvarına isimlerini ve günün tarihini yazıp, memleketlerine dönüyorlar. Lokal basın çocukların yaptığını duyurunca, üniversite rektörü hemen Dom bakımcısından özür dileyip, kiliseye on bin gayme bağışta bulunuyor. Usta bu parayı hiç inşaatı, pardon bakımı bitmeyen kilisenin yeni çatı yağmurlukların da kullanıyor, boruların üstüne japonları hatırlatacak figürler oturtuyor. Açılış töreni düzenliyor. Törene rektör bir grup japonla katılıyor. grubuyla yeni bir dostluğun temeli atılıyor! Aferin duvara isimlerini yazan çocuklara! İkamet bölgesinde genç bir şoför 125  km/s ile radara yakalanıyor. Ehliyetine üç aylığına el konuluyor, 800 Euro para cezasına çarptırılıyor ve hesabına iki puan yazılıyor. Sekiz puanda ehliyet gidiyor. Tekrar almak için önce akli melike testi, (idiotentest) ardından yeni ehliyet imtihanı gerekiyor. İyi değil. Taze bir bildiri ile bitirelim: Genel merkezi Wiesbaden’da ki istatistik kurumunun açıklaması: Memlekette günde sekiz saat çalışanın ortalama brüt aylığı 4700 Euro. Emekli’nin yüzde yirmisinin eline geçen para, net aylıkları 1400 Euro’ya kadar, üstteki yüzde yirmi ayda 2800 Euro’dan fazla aylık alıyor. Kalan yüzde 60’da ikisinin arası, yâni 1400 – 2800 Euro aylık alıyor. İyi mi değil mi, siz karar verin!

Tekil Yazı Reklamı - Alt – Masaüstü 336x280 piksel
Yazarın Son Yazıları