Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu

Benzin fiyatlarında da bir değişiklik yok. Sabah 11’e kadar günün en ucuz benzinini alıyoruz. Önceki gün saat 12.00’de yükseltilen fiyat, ertesi günün 12.00’sine kadar sadece iniyor. İndirim saat 20.00’de 5-6 centi buluyor. Sabahı bekleyemeyenler benzinini alıyor. Süper E10 benzin litre fiyatı 1,75 euro ile 1,95 euro arasında değişiyor. Otobanlarda ise 30-40 cent daha pahalı. Almak mecburiyetinde de değilsiniz; birkaç kilometre dışarı çıktınız mı, köy ve kasaba fiyatına deponuzu dolduruyorsunuz. Önceki hafta yaşadık: Otobanın 1.700 metre yanındaki benzin istasyonundan 1,79 euroya 33 litre doldurduk. Otobandaki fiyat levhası ise 2,39 euroydu. Fark tam 60 cent. Bazen böyle çarpıklıklar oluyor. 33 çarpı 60 eşittir 19,80 euro. Kahveni, çayını iç, bedava tuvalete gir, kalanını da cebine at!
GEAS (Gemeinsame Europäische Asylsystem – Ortak Avrupa İltica Sistemi) antlaşmasıyla Merz hükümetinin Almanya sınırlarında uyguladığı kontroller, diğer ülkelerde de kabul gördü. Artık sadece “ASYL” (iltica) diyerek kapağı Almanya’ya atmak bitecek. İltica kabul oranı yüzde 20’nin altında kalan ülkelerden gelen ilticacılar (mesela Türkiye), on iki haftaya kadar çadırlarda veya kapalı mekânlarda tutulacak. İltica hakkına sahip olmadıkları tespit edilenler Almanya’ya alınmayacak, memleketlerine geri gönderilecek. Öyle eskisi gibi yıllarca süren mahkeme üstüne mahkeme yapılmayacak, milletin parası yakılmayacak, huzuru ve düzeni bozulmayacak.
Önceki yılın eylül ayında polis, Polonya’dan memlekete girmek isteyen, 18 ay hapis yattığını ve tekrar memleketine giderse hapse girme tehlikesi bulunduğunu söyleyip “ASYL” diyen 29 yaşındaki Eritrelinin talebini araştırdıktan sonra haklı bulmamış, arkadaşa iki yıl Almanya’ya giriş yasağı da koyarak geri çevirmiş. Kim dinler? Mart ayında yine yakalamışlar, yine içeri alınmamış. Bunun üzerine Alman polisine dava açmış. Berlin İdare Mahkemesi vatandaşı haklı çıkarmış. Neymiş efendim; “ASYL” demiş, alınmamış ve sıkı durun, arkadaşın morali bozulmuş! Karar: Alman polisi adamı memlekete getirecek! Yeşillerin Berlin Mahkemesi hâkimi!
Önceki gün ARD’de (devlet televizyonu), Khola Maryam Hübsch isimli, memleketin bir şehrinde tesettürlü kıyafetler satan bir iş yeri sahibi türbanlı hanımefendi, Hristiyanları topa tutmuş. İslam’a önyargılarla bakılırmış, başörtülü kadınlara ayrımcılık yapılırmış, medya İslam’a negatif bakar, kötülük, aşırıcılık ve ırkçılıkla suçlarmış. Kız çocuklarının zorla evlendirilmesi normalmiş! 14 yaşındaki kız çocuğunun evlilik bilgisi almaya gönderilmesi de! Bu zırvalamalar yetmemiş, Ahmed Dastan isimli biri almış sazı eline: “Kıymetli olan korunur. Telefonumuzu bir kılıfla koruyoruz. Bir kadın da bütün vücut parçalarıyla çok kıymetlidir, vücudunu erkeklerin gözlerinin önüne bırakamayız.” Hey yavrum hey!
Mısırlı Mostafa, önce Bonn’da falafel satmaya başlamış. Mekânına Yahudi karşıtı pankartlar ve resimler asınca müşterilerini kaybetmiş. Bonn’u bırakıp komşu şehir Köln’e geçmiş. Orada da vitrinine astığı kocaman pankart ve resimlerle İsrail ve Amerika’yı terör devleti ilan ederek, bu ülkelerin ürünlerini satmayacağının altını çizmiş. Şu günlerde Köln’de de Bonn’u yaşıyor; müşterilerinin yüzde 80’i toz olmuş. Bir vatandaş, “terör devletleri” tanımına dava açmış. Mahkeme İsrail ve ABD’nin terör devleti olmadığına karar verirse Mostafacık cezasını ödeyecek, pılısını pırtısını toplayıp bir ilerideki Düsseldorf’a göçecek. Kafayı değiştirmezse, hayır kafayı değil, onun içindeki beynini değiştirmezse hep gider!
Vatandaş soruyor, cevaplıyor:
“Müslümanlar uzun yıllar önce geleneklerini, göreneklerini ve alışkanlıklarını garanti altına aldılar; sokakların, okulların görüntülerini değiştirdiler, kamu yaşamına kaos getirdiler.
Artık kaygısızca, keyifle Noel pazarlarında dolaşabiliyor muyuz? Hayır, dolaşamıyoruz.
Kız çocuklarının doğumundan başlanarak eziyet edilmesine, zorla evlendirilmesine, kadın olduğu için öldürülmesine müsaade etmek mecburiyetinde miyiz? Hayır, değiliz.
Müslüman ülkelerde din özgürlüğü ve hoşgörü var mı? Asla!
Hediye verelim, hediye edelim. Neyi? Deutschland’ı (Almanya). Veya Yeşillerin yıllardır memlekete kurmak istediği şeriat kurallı Müslüman kampını yapalım! Deutschland’ın hâlâ bizim olduğunu mu sanıyorsun? Uyan, uyan!”
Yeşiller, LKW şoförü Ulrich’in teklifiyle durmayacaklarını dün meclis kürsüsünde ilan etti. Filiz Polat isimli hanımefendi, Almanya’ya giriş hakkı olmayan bir kişinin bağlantısı olmayan bir ülkeye, mesela Faslının Tunus’a veya Irak’a gönderilebileceğini söyledi. Olabilir; çünkü Alman sınırına gelince bütün kimliklerini atıyorlar, saklıyorlar. Hepsi Suriyeli, Sudanlı vs. oluyor! Filiz Hanım, sizin, Merkel’in ve Sosyal Demokratların aymazlığı sayesinde memlekete doldurduğunuz milyonların Almanya ile gram bağlantısı var mı? Yok! O zaman ötme. Pardon!
Hür Demokratların çiçeği burnunda 70 yaşındaki genel başkanı Kubicki Bey’in, Başbakan Merz’e “yumurta götlü” (Eierarsch) demesine gülüyorlar; vatandaşın “Pinokyo” tanımına ise dava açıyorlar. Emekli bir vatandaş, Facebook hesabında Merz’i Pinokyo olarak tanımlıyor. Polis dava açıyor. Cumhuriyet Savcısı ise “fikir özgürlüğüdür” diyerek davaya izin vermiyor. Polis avucunu yalıyor. Vatandaşa haksızca uzanmaya kalkan devlete (polis teşkilatına) sınırını göstererek hukuk görevini yerine getiriyor; halkı devletten koruyor.
2