
1-4 Nisan 2026 tarihleri arasında Osman Ağa’yı anma etkinlikleri nedeniyle Giresun’da bulundum. Bir günüm nısf da olsa memleketimde geçti. Em. Öğretmen Mehmet Öztürk (nâm-ı diğer Hançer) Ağabeyin cenazesine katıldım. Tanrı rahmet eylesin!
Osman Ağa’nın şehadet yıl dönümünde yapılan anma ve Kale’de okunan Kur’ân tilavetini dinledik. Kur’ân tilavet edenin dua sırasında Cumhuriyetin bânîsi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının adlarının zikredilmemesi basına da yansıdı. Bilinçli yapılmadığını düşünüyorum!?! Bilinçli yapıldıysa bu adevâtı anlamak mümkün değil? Osman Ağa’nın torunu Kent Konseyi Başkanı Dr. Cem Feridunoğlu ailesi adına bu etkinliğin içinde yer aldı. Törene Vali Bey’in, Belediye Başkanı’nın ve Giresun ahalisinin katılımı güzel bir tablo oluşturdu.
Ertesi günü Veysel Usta ve Levent Ünal ile birlikte Giresun Üniversitesi’nde panelde yer aldık. Levent Ünal’ın cephe safahatını krokilerle anlatımı oldukça ilgi gördü. Katılanlar adım adım cephede manen yer alındı. Şalpazarlı Çepni Veysel Usta, Osman Ağa’nın Millî Mücadeledeki yerini tam bir vukufla anlattı. Biz de Osman Ağa’nın Millî Mücadele öncesi İmparatorluğun durumunu, Osman Ağa’ya ait belgeler ve Osman Ağa kaynakçasını, ailesinin Doğu Karadeniz’de hangi coğrafyada yurt tuttuklarını anlatmaya çalıştım. Panelde Rektör Prof. Dr. Yılmaz Can, Milletvekili Ali Temür, akademisyenler, basın mensupları yer aldılar.
Konuşmalardan sonra soru-cevap kısmına geçildi ki bunlardan iki soru tarafıma tevdi edildi. Birisi Mustafa Kemal Paşa-Osman Ağa Havza buluşması; diğeri de Çanakkale ve Harşit mukayesesi. Bu sorular deneyimli gazeteci Remzi Mamaşoğlu’ndan geldi. Havza buluşmasının olmadığını kesin bir dille izah ettim. Çanakkale Savunması ve Harşit Savunması için “bir Çanakkale geçilmedi bir de Harşit geçilmedi” sloganının bazı mahreçlerce “kıyasa” dönüştüğünü vurguladım. Çanakkale’de İtilaf devletleri ve Osmanlı Devletinin asker sayısı 500 bini buluyor ve orada bir ülkenin kaderine dair ölüm-kalım savaşı yaşanıyor. Şehit sayısı, yaralı, kaybolan, esir düşenlerle birlikte bu rakam 250 bine baliğ oluyor. Gel gör ki Harşit Savunmasında vadide şehit sayısı resmi rakamlara göre 55 diyelim ki 100 olsun bu sayıyı 600 bine baliğ edenler olunca da denksizlik oluyor. Kamil Patan’a işin içine abartılı rakam girince bir kıyas ortaya çıkıyor görüşümü ilettim. Harşit Savunması sadece bugünkü Harşit/Doğankent’e mal edilmiş oluyor. Halbuki o dönemde Harşit işgal altındadır ve bir köy statüsündedir. Bu yönüyle Tirebolu’nun Harşit Vadisi Savunmasında Rusların Maria zırhlısı tarafından taş taş üstünde bırakılmayan Tirebolu’nun konumu hiçe sayılıyor. O Tirebolu ki Mustafa Reşit Tarakçıoğlu’nun “gazilik” yakıştırması da yok farz ediliyor. Onun için yapılacak ilk iş bu abartılı rakamı ortaya atanlara bir cevap vermeleridir. Kamil Patan Harşit ismine dair bir “sav” olduğunu söyledi ki bu da onları ilgilendirir. Aslında yapılacak iş Harşit Savunmasında yer alan çete reislerini, şehit ve gazi olanları, komuta kademesini derleyip toparlayıp Harşit’i savunanlara olan vefa borcunu ödemek.
2