Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu

Biz gazeteciler, toplumsal hayatı ilgilendiren konulardaki görüşlerimizi kamu vicdanıyla paylaşırız. İfade ettiğimiz görüşlerin vatandaşlarda ve ilgili kişi ya da kurumlarda ne kadar karşılık bulduğunu da takip etmeye çalışırız. Her ne kadar objektif olma gayretinde olsak da zaman zaman yanılgılarımız olabilir. Ne kadar hassas davranırsanız davranın, bilgi kaynaklarınız ve son dönemin en hayati basın problemlerinden biri olan “algı yönetimi” sizi yanıltabilir. Hatalarınızla yüzleşir, gerektiğinde düzeltme de yaparsınız; ancak bu, verdiğiniz zararı tamamen ortadan kaldırmaz. Maalesef ülkemizde basın, uzun yıllar bu konuda iyi bir sınav veremedi. Hatta çoğu zaman ideolojik saplantılar merkeze alındığı için günahsız insanlar bedel ödemek zorunda kaldı. Dördüncü kuvvet olarak bilinen medyanın, günlük hayatımızdan başlayarak geleceğimizi dizayn etme sevdası pahalı sonuçlar ortaya çıkardı. Bugün bile medya dünyamızın ülkenin en önemli problemleri arasında ilk sıralarda yer alması, hadisenin vahametini göstermesi açısından ciddi bir göstergedir.
Çok uzun zaman olmadı, “Espiye Emniyeti Duyarsız mı?” başlıklı bir köşe yazısı kaleme almıştım. Elbette hem bireysel tespitlerimi hem de vatandaşların görüşlerini birleştirerek problemi dile getirmiştim. Daha sonra yaşanan gelişmeleri de yakından takip ettim. Yazımdan kısa bir süre sonra İlçe Emniyet Müdürlüğümüzde idari bir değişiklik olduğunu öğrendim. Ardından çok dikkat değer uygulamalar da gözden kaçmıyordu. Yeni göreve başlayan İlçe Emniyet Müdürümüz ve ekibi, vatandaşlarımızın huzur ve mutluluğu için takdire şayan bir görev anlayışını kamu vicdanına hissettiriyordu. Hele hele Sayın İlçe Emniyet Müdürümüzün günün yirmi dört saatinde şehrin her noktasında son derece nazik, sevecen ve devletimizin şefkatli yüzünü gösteren tavırlar sergilemesi takdir toplamaya başladı. Vatandaşlar böylesi güzellikleri fark eder. Anadolu irfanı bunları atlamaz; ancak kendilerini ifade edecek zemini pek fazla bulamazlar. Buna da bizler vesile olmalıyız.
Mizacım gereği Emniyet Müdürlüğümüzle fazla bir işim olmaz. Birkaç gün önce, yanılmıyorsam adının Muhammet olduğunu söyleyen, Espiye Emniyetinde görev yapan bir polis kardeşimiz beni telefonla aradı. Kendisini tanıttıktan sonra, son derece düzgün bir İstanbul Türkçesiyle karakola uğrayıp uğrayamayacağımı sordu. O kadar güzel bir üslupla kendini ifade ediyordu ki etkilenmemek mümkün değildi. Biz, kolluk kuvvetlerinden çekinerek yetişen bir nesildik. Ayrıca Espiye Emniyetinin geçmişte yaşadığı bazı acı tecrübelere de şahit olmuştuk. Bu nedenle emniyetten aranmış olmam bende farklı düşünceler oluşturdu. Konuyu çok önemsediğim için tarif edilmesi güç bir heyecan ve memnuniyetle yola çıktım.
Tam yolu yarılamıştım ki Emniyet Müdürümüz ve Yaşar Komiserimizle karşılaştım. Her zamanki beyefendi, mütevazı ve güven veren yaklaşımıyla selamlaştık. Sayın Müdürümüze durumu anlatarak teşekkürlerimi ilettim. Kendisi ise, “Ne demek, bu bizim zaten yapmamız gereken görevimiz.” diyerek son derece mütevazı bir karşılık verdi.
Daha sonra karakola uğradım. Nasıl anlatayım; sevginin, saygının, çözüm odaklı çalışma anlayışının ve diğer vatandaşlara gösterilen aynı hassasiyetin hâkim olduğu bir ortamla karşılaştım. Olumsuzlukları yazıya dökmek nasıl mesleğimizin bir gereği ve ciddiyeti ise, rol model olacak bu güzellikleri yazmak da vicdani bir sorumluluktur.
Bir vatandaş olarak duygularımı, inşallah bu anlayışın ülke genelinde kurumsallaşması temennisiyle ifade etmeye çalıştım. Çok daha güzel sözleri hak ettiniz; ancak ben bugün sadece şunu söylemek istiyorum:
Tebrikler Espiye Emniyeti!
2