Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu

Türbe sever milletizdir, vesselam!
Bilindiği üzere necip milletimiz tarafından türbelerin hemen hepsinin de kendine özgü kerametleri olduğuna inanılır.
Görelemiz’de de kuş uçmaz, kervan geçmez bir yerde öyle bir türbe var ki…
Hal böyle olunca tabi ki ziyaretçi sayısı da sıfır.
“Nasıl olur?” diyeceksiniz.
Evet, ayniyle vaki.
Öykümüzü sonuna kadar okuyun, nasıl olduğunu görün.
Karadeniz Otoyolu’nun Çömlekçi kavşağında bir karayolları tabelası dikkatinizi çeker.
Şöyle yazmaktadır üzerinde:
“Kuşçulu Köyü Türbesi”
Kuzey sınırı deniz kıyısından başlayan Kuşçulu köyü sırtını, 5 km. güneyindeki halk arasında “Haş Dağı” adıyla anılan bir tepeye yaslamıştır.
Devlet tarafından dikilen “Kuşçulu Türbesi” (!), ya da halk
arasındaki yaygın adıyla “evliya”nın, bu tepenin güneyine düştüğü iddia edilmektedir.
Giresun Valiliği’nin resmi internet sitesinde Görele’den bahisle, şöyle der:
“Kuşçulu köyündeki türbe, Çavuşlu’daki Kuğuoğlu Süleyman Ağa Türbesi kültürel değer taşıyan önemli yapılardır.”
Bu girizgahtan sonra sadede gelelim.
Çocukluğumuzda büyüklerimiz köyümüzde bir “evliya”nın varlığından bahsederlerdi.
Ama ötesi yoktu.
Nitekim 1997 yılında Şadi Kaya ile birlikte kaleme aldığımız “Tüm Yönleriyle Görele Kuşçulu Köyü” adlı kitabımızda da bir-iki satırla bu konuya değinmiştik.
Köylüm sevgili Şadi ile her memlekete gidişimizde bu tabelaya ve Giresun Valiliği’nin internet sitesinde yer alan ifadeye kafayı takardık.
“Sen tarihçisin, şu konuyu bir araştırsana” diye, bana devamlı gaz verirdi.
Ne kadar, “Yahu git işine, işim gücüm var, uğraşamam” dedi isem de…
Sivri dilinden kurtulamadım.
Çaresiz araştırdık, soruşturduk, sonunda aşağıdaki ilginç bilgilere ulaştık.
Buyurun, birlikte okuyalım!
***
Görele’nin Kuşçulu köyünün güneye bakan tarafında halk arasında Haş Dağı adıyla anılan ulu bir tepe vardır.
Bu tepeyi aşıp, Boğalı köyü istikametine doğru yüz-yüz elli metre yürüyünce, kesme taşlardan örülmüş, kapısı abanoz ağacından, üzerinde kubbe bulunan muhteşem bir yapı karşılar sizi.
İşte bu yapı, devletin resmi kaynaklarında sadece adı geçen “Kuşçulu Köyü Türbesi”dir.
Bu türbede, Çömlekçi-zade Kuşçu Ali Baba namıyla maruf bir evliya yatmaktadır. Köyün adı da ondan gelmektedir.
Rivayet odur ki, Kuşçu Ali Baba’nın çeşit çeşit kuşları varmış. Onlarla konuşur, hallaşırmış.
Bu kuşların içinde Huma Kuşu denileni diğerlerinden daha değerliymiş, Kuşçu Ali Baba için.
“Huma Kuşu yükseklerden seslenir” türküsünü çoğunuz bilir. Kuşçu Ali Baba’nın Huma kuşu da yükseklerden yani Haş Dağı’nın tepesinden seslenirmiş. Bu ses gökleri deler, bulutları aşar ülkenin dört bir yanına ulaşırmış. Sesi duyan ne kadar biçare varsa, “Kuşçu Ali Baba bizi çağırıyor” diye dertlerine derman bulmak ümidiyle akın akın buraya koşarlarmış.
Kuşçu Ali Baba’nın her sözünde, her hareketinde bir keramet varmış. Ölüm hariç her şeye çare bulur; çocuğu olmayan kadınlara, evde kalmış kızlara kuş kondururmuş!
Bir türlü çocuk sahibi olamadığı için tahtının veliahtsız kalmasından korkan Selçuklu Sultanı Alaattin Keykubat’ın bile karısını, okunmak, üflenmek üzere Kuşçu Ali Baba’ya gönderdiği rivayet edilir.
Kuşçu Ali Baba uzun yıllar yaşamını burada sürdürür. Sonra Hicri 640 yılında hak vaki olur, 105 yaşında rahmeti rahmana kavuşur. Buraya gömülür. Selçuklu Sultanı Alaattin Keykubat onun için muhteşem bir türbe yaptırır.
Türbe, Selçuklu mimarisinin en güzel örneklerini sergilemektedir. Duvarları kesme taştan olup, üzerinde bir de kubbesi vardır. Abanoz ağacından olan kapısı adeta yıllara meydan okumaktadır. (Ancak, zamanla yıpranan kapısını, dostum ve köylüm Halil Palak’a rica edip, restore ettireceğim)
Yeşil bir çuhayla örtülü sandukasında şöyle bir ibare vardır:
“Hüvelbaki. Fenadan bakaya eyledi rıhlet. Kabrini ide Hakk ravza-i cennet. Çömlekçizade Kuşçu Ali Baba. Ruhuna Fatiha. Sene 640”
Kuşçu Ali Baba türbesinin temelinde birkaç küp altın olduğu da rivayet edilmektedir.
Ha unutmadan söyleyeyim. Bu türbenin çok önemli bir özelliği vardır. Çıplak gözle değil, ancak gönül gözüyle görebilirsiniz. Türbeyi çıplak gözle görebilmek için, en az Kuşçu Ali Baba ayarında bir ermiş olmak gerektiği söylenir. Bu da mümkün olmadığından, devletin resmi kaynaklarında (bkz. T.C.Giresun Valiliği resmi internet sitesi) şu sözcüklerle adından bahsedilir:
“Kuşçulu köyündeki türbe, Çavuşlu’daki Kuğuoğlu Süleyman Ağa Türbesi kültürel değer taşıyan önemli yapılardır.”
Başkaca da bir ayrıntı yoktur.”
Sevgili Kuşçululular!
“Ne saçmalıyor bu adam. Burada türbe- mürbe diye bir yapı yok.” diyeceğinizi duyar gibiyim.
“Nasrettin Hoca’ya sormuşlar; ‘Hocam gökte kaç yıldız var?’
Hoca onlara, ‘şu kadar’ diye kafadan bir rakam söylemiş.
Soruyu soranlar verilen rakamı saçma bulunca, Hoca onlara şöyle cevap vermiş:
‘-İnanmıyorsanız sayın.”
Biz de diyoruz ki, Giresun Valiliği’nden daha mı iyi bileceksiniz. O var diyorsa,
vardır. İnanmıyorsanız, açın bir telefon, envanter kayıtlarını öğrenin!
Ha, devletimizden bir de ricamız olacak. Madem ki burada bir türbe olduğunu iddia ediyorsunuz, o halde, “Tabiat ve Kültür Varlıklarını Koruma Kanunu” uyarınca burayı sit alanı ilan edip, çevre düzenlemesi yaparsanız seviniriz.
Ondan sonra gelsin türbe sever turistler, aksın paralar!
Ne o sevgili Şadi, kıs kıs gülüyorsun di mi!
Gül köftehor gül, köye akacak peşin parayı görünce nasıl da gülersin!
Uzun süredir beni sıkıştırıp, başımın etini yiyordun, “bu türbeyle ilgili bir öykü yaz da tam olsun”, diye.
Öyle ya, koskoca devletin internet sitesine alıp, turizm rehberlerinde ve trafik tabelalarında adından bahsettiği böyle bir türbenin bir de öyküsü olması gerekmez mi?
Uysa da uymasa da, biz de böyle bir hikaye uydurduk işte!
Öyle bir havaya girdim ki, sormayın dostlar.
Ula biri beni çimdiklesin.
Yoksa, attığım palavraya ben de inanacağım!
2