Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu

Mehmet Rasih Efendi, Posta ve Telgraf Müdürü iken Suriye vilayetinde Maan sancağının merkezi olan Kerek’te Arap uğruların şiddetine maruz kalmıştır. Halife sıfatıyla Sultan Reşad’ın “cihad-ı ekber” beyannamesi kabul görmemiş, Osmanlı’nın Arapları “kavm-i necip” olarak mümtaz bir yere koyması ve muhall olan “din kardeşliği” söylemi İngilizlerle olan iş birliğini ve isyanını önleyememiştir.
Arap uğrular, Kerek’teki askeri birliğin ve mahalli hükümet mensuplarının çekilmesini fırsat bilerek resmi dairelere hücum etmişler ve yağmaya girişmişlerdir. Mehmet Rasih Efendi, postanede bulunan paraları ve defterleri kurtarmak için geldiklerinde aralarında Ermeni muhacirlerin de bulundukları bir kıt’a düşman askerinin tehditleriyle karşılaşmışlardır. Posta dairesine hücum edenler tanınmamak için başlarına keyfiye geçirmişler ve gözlerini örtüp “burada hükümet kalmadı” gibi sözlerle üzerlerine silah doğrultmuşlardır. Dairede hiç bir şey kalmamış, yakılmış-yıkılmıştır. Yaşanan bu olay Türk Devleti’nin Suriye’den ilk defa çekildiği tarihtir.
Mehmet Rasih Efendi, hiçbir ev eşyası almadan 25 Şubat 1919’da muhacir olarak Kerek’ten ayrılmış, 10 Haziran 1919’da İstanbul’a gelmiştir. Postahane müdürü Rasih Efendi, sekiz nüfustan ibaret ailesi ile birlikte barınmak için Hoca Paşa Camisine yerleşmiş ve zor günler geçirmiştir.
Mehmet Rasih Efendi, Kısıklı’da görev yaptığı sırada kendisine ve ailesine yakışan yapmış ve Kuvâ-yi Milliye saflarına katılmıştır.
İsyan Şerîf Hüseyin ve avanesi tarafından yapılmıştır Araplar katılmamıştır diyenlere yani “ay ışığında ceviz ırgalayanlara”, laik Cumhuriyeti “nevzuhur” olarak değerlendiren ulemaya (!) duyurulur…
2