Arap isyanında bir Türk postacısı: Mehmet Rasih Efendi…

  1. Dünya Savaşı’nda Osmanlı İmparatorluğu’na karşı başlatılan Arap Ayaklanması’nda Şerîf Hüseyin liderdir. Günümüzde Arap hayranlığından olacak çoğu kimse bu isyanı Arapların tümüne mal etmez. Murat Bardakçı doğrudan isyanda Arapların olduğunu ve Arapların kendisinin kardeşi olmadığını, çünkü Mehmetçik’in kanını döktüklerini açık şekilde ifade der. Cumhuriyetle sorunu olan bir kesim “ümmet” politikasının “Cumhuriyet projesiyle yaşanan tarihsel kırılmadan sonra bu unsurlar arasındaki bağlantı kopmuştur” der ve “Laik Cumhuriyeti” de “nevzuhur bir kimlik” olarak tanımlar. Ama Arap milliyetçiliğinin daima diri kaldığını söylerken tevil yoluna giderek üzerine örtü çekmekten geri durmaz!?! Laik Cumhuriyet neden nevzuhur olsun ki? Osmanlı’da Türklerin geri plana itildiği ve küçük görüldüğünü bilmemezliğe gelmek için sakladığı başka bir nedeni mi var (Ayizi Dergisi, sy. 26, s. 6).

Mehmet Rasih Efendi, Posta ve Telgraf Müdürü iken Suriye vilayetinde Maan sancağının merkezi olan Kerek’te Arap uğruların şiddetine maruz kalmıştır. Halife sıfatıyla Sultan Reşad’ın “cihad-ı ekber” beyannamesi kabul görmemiş, Osmanlı’nın Arapları “kavm-i necip” olarak mümtaz bir yere koyması ve muhall olan “din kardeşliği” söylemi İngilizlerle olan iş birliğini ve isyanını önleyememiştir.

Arap uğrular, Kerek’teki askeri birliğin ve mahalli hükümet mensuplarının çekilmesini fırsat bilerek resmi dairelere hücum etmişler ve yağmaya girişmişlerdir. Mehmet Rasih Efendi, postanede bulunan paraları ve defterleri kurtarmak için geldiklerinde aralarında Ermeni muhacirlerin de bulundukları bir kıt’a düşman askerinin tehditleriyle karşılaşmışlardır. Posta dairesine hücum edenler tanınmamak için başlarına keyfiye geçirmişler ve gözlerini örtüp “burada hükümet kalmadı” gibi sözlerle üzerlerine silah doğrultmuşlardır. Dairede hiç bir şey kalmamış, yakılmış-yıkılmıştır. Yaşanan bu olay Türk Devleti’nin Suriye’den ilk defa çekildiği tarihtir.

Mehmet Rasih Efendi, hiçbir ev eşyası almadan 25 Şubat 1919’da muhacir olarak Kerek’ten ayrılmış, 10 Haziran 1919’da İstanbul’a gelmiştir. Postahane müdürü Rasih Efendi, sekiz nüfustan ibaret ailesi ile birlikte barınmak için Hoca Paşa Camisine yerleşmiş ve zor günler geçirmiştir.

Mehmet Rasih Efendi, Kısıklı’da görev yaptığı sırada kendisine ve ailesine yakışan yapmış ve Kuvâ-yi Milliye saflarına katılmıştır.

İsyan Şerîf Hüseyin ve avanesi tarafından yapılmıştır Araplar katılmamıştır diyenlere yani “ay ışığında ceviz ırgalayanlara”, laik Cumhuriyeti “nevzuhur” olarak değerlendiren ulemaya (!) duyurulur…


2
Bir Yorum Yazın
Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.