Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu

Giresun Belediyesi bu yıl da “Aksu Festivali” adı altında bize göre “Mayıs Yedisi”ni kutlamak için program hazırladı. Artık doğaçlama değil de resmi kurum ve kuruluşların organize ettiği eğlenceye dönüşen ve halkın uzaktan baktığı programlara dönüştü. Geçmişte elbet de böyle değildi. Özellikle Giresun’da kırsal kesimden gelenler 4-5 saatlik yolu teperek sahile Aksu deresinin ağzında atalarından gördükleri ritüelleri uygularlardı. Her fındık ocağının altında bir muhabbet kümesi kurulur, kemençe, bağlama, ud, cümbüş çalınır, dertler ve gâdâlardan kurtulmak için denize 7 çift bir 1 tek taş atılır, sacayağından geçilirdi. Bu ritüeller birçok sahil kasabalarda uygulanırdı. İç kesimlerde ise dereler kullanılırdı.
Bu zamana kadar hep söylenegelen bu geleneğin Hititler’den ya da Amazonlardan kaldığına dair söylemdir. Artık bu muhal söylemlerden kurtulmak gerekmektedir. Hititlerin Doğu Karadeniz coğrafyasına hakimiyetlerinin ve kültürün ulaşmadığı konuya vakıf araştırmacılar tarafından ortaya konulmuştur. Kaldı ki biz kültür olarak Hititlilerle karşı karşıya gelmedik ve Kumanları, Kimmerleri bir kenara bırakırsak bugünkü anlamda önce dağlık kesimlerde 13. yüzyıl sonrası coğrafyayı yurt tuttuk. Biz geldiğimizde muhatabımız Rumlardı. Eğer bir alıntı var ise Rumlarla iletişim olmalıdır. Bir var ki Mayıs 7’si kutlanılan sahaların ağırlıklı olarak başta Çepniler olmak üzere diğer Oğuz boyları tarafından yurt tutulduğu bir gerçektir.
Su ve taş kültü Gök Tanrı’ya inanan eski Türk boylarında İslamiyete girilmesine rağmen devam etmiş bir kültür bâkiyesidir. Burada Hititlilerden medet umarak fikir ortaya atmak ve hiç ilgisi olmayan kavimleri öne çıkarmak Batı ve Arap kültür emparyelizmi daha da yüzeye taşıyacaktır. Biz Türklerin kendi kültürünü yaşatmasına kadı günah mı yazar?
Tirebolu’da Mayıs 7’si denizin ortasında Çifte Taş’ı dolaşmakla yapılır. O gün kırsal kesimden birçok kişi gelirler ve taşa ekmek, para, yumurta atarak tüm dertlerinden kurtulacağına inanırlar. İmdi Oğuz boyuna mensup Tirebolu halkının Hititlilerle alakası olsun denilerek hayali bir derinlik icat edilsin… Derinlik aranacaksa bu da
izleri hâlâ görülen Kuman/Kıpçak Türklerinde aramak lazım gelir…
Kendi Türk toplumunun değerlerinden habersiz yeni bir kültür yaratmaya çalışanlara karşı Ahmet Gürsoy, M. Akif Korkmaz ve Koray Genç-Oğuz Türkay ve tarafımdan karşı çıkılmış ve Hititlilerle bir bağlantı olmadığı dile getirilmiştir. Onun için eğlenceye yönelik programlarının yanında Giresun’da bulunan Ahmet Gürsoy’un ve M. Akif Korkmaz’ın Mayıs 7’sinin kültürel alt yapısını anlatmaları için çağrılmaları gerekirdi. Bakalım bu yıl da yetkililer 4000 yıllık Hititlilerden kalma gelenek diyerek Türk kültürünü “es” mi geçecekler? Bir de şunu unutmamak gerekir: Tarım toplumlarında doğaya karşı korunma hissi olur ve yapılan ritüellerden yardım beklenir. 14 Mart yılbaşı; 21/22 Mart Nevruz/Yılbaşı; 6 Mayıs Hıdrellez; 20 Mayıs Mayıs 7’si ile daha farklı bir gelenek uygulama. Buna benzer ritüellerin devreye girdiği elbet de başka ülkelerde de yapılıyordur. Bağ bozumu şenlikleri gibi, Melikli’nin değirmen taşını yuvarlaması gibi Hollanda’da peynirin yuvarlanması… Giresun, Ordu ve Trabzon’a inmemiş Hititlilerden kalma demek yanlış. Eğer bir miras aranıyorsa yukarıda değindiğim üzere kültürel izleri hâlâ kaybolmamış Hıristiyan Kuman/Kıpçak Türkleri olmalıdır.
2