Biliyor musunuz neyi özlüyorum.
O daktilonun başına oturduğumda parmaklarımın ucunda dans eden tuşlarını çok özledim.
Tüfek icat oldu mertlik bozuldu örneği bilgi sayar yaşantımıza girdi ne daktilo ne tuşları kaldı nede simsiyah şeridinden selam var.
O daktilonun başına oturduğumda çala kalem girişir acımasızlığımızı sergiledik.
Hele bu konuda Adil Şahin arkadaşımın eline hiç kimsenin su dökemeyeceğini rahatlıkla söyleyebilirim.
O bu konunun “ORDİNARYÜSÜ” idi.
Ya şimdilerde böyle çala kalem yazmak her baba yiğit gazetenin harcımı diye sorduğunuzu duyar gibiyim.
Son senelerde Çıkarılan “RTÜRK” yasaları ve bazı kendini bilmezlerin yüzünden istediğimizi yazamıyoruz desem yeridir.
Denemesi bedava istersen çala kalem birisi hakkında haber yap bakalım.
Haklı da olsan elinde belgeleri de göstersen faydasız.
Karşına çıkarlar veya telefonlar ile tehditler savunurlar.
Belki ölecek köpek cami avlusuna pislermiş diyeceksiniz ama son senelerde gazeteci arkadaşların yaşadıkları ortada.
Şunu da rahatlıkla söyleyebilirim.
Bizim dönem gazeteci arkadaşlarda bazı olumsuz tutumlar yüzünden mesleklerini bırakmak durumunda kaldılar.
Ne gazetecilik ruhu nede vatandaşların gözü kulağı durumundan bir haber durumundalar.
Örnekleme yapacak olursam bir vatandaş gidiyor ya hırsızlık yapıyor veya cinayet işliyor.
Cesaretin varsa haberini yap bakalım göreyim.
Unutmadan eskiden tehditler silah gücüyle veya kaba kuvvetle yapılıyordu.
Ya son senelerde ki değişik “TEHDİTDEN” haberiniz var mı?
“SİYASİLERE YAPTIRLAN TEHDİTLER”
Hele siyasi bir tanıdığınız veya güvenceniz yoksa var ya “YANDI GÜLÜM KETEN HELVA”
Evet zaman zaman acımasızlığım tutmuyor değil ama bilgisayarın başına geçtiğimde gözlerimin önünde canlanan olumsuzluklar vaz geçmenin nedeni oluyor ve: “BOŞVER SEN Mİ DÜZELTECEKSİN” diye iç geçiriyor ve bilgisayarı kapatıyorum.
Giresun’da şu son senelerde öyle yazılacak, haber yapılacak konu varken önümüze çıkan engeller nedeni oluyor.
Şimdi sormak istiyorum:
Daktilonun başına oturduğumuzda o çala kalem yazdığımız günleri özlemekte haksız değiliz değil mi?
No korku ne siyasi baskı ne tehdit vardı…