
İnanır mısınız, siz sevgili okurlarımdan iki haftalık ayrılık bana iki asır gibi geldi.
Kürkçünün tilki fıkrasında olduğu gibi dükkânıma döndüm ve sizlere yeni bir menü hazırlığına giriştim.
Fakat Ankara’dan gelen bir telefonu sizlerle paylaşmak istedim.
Beni çok duygulandıran o telefondaki ses, politika yazılarıma ara verdiğim dönemde nostalji yazılarımı zevkle okuduğunu anlatırken, keyfime diyecek yoktu.
İsterseniz kimliği hakkında kısaca bilgilendirme yapayım.
Telefonumun arıza yapması sonrası kendisinden uzunca bir zamandır haber alamıyordum.
Nostalji yazılarımı zevkle okuyan, uzun seneler Yeşil Giresun gazetesinden takip eden, İstanbul’da yaşamını sürdüren elektrik mühendisi Hayri Yakasız’a aitti.
Asıl konumuza gelince, şöyle yayla yollarına bir gezi yapalım.
Uzun yıllar önce eşim ve kızım ile Kayadibi, Camili, Çakıroğlu, Kemaliye ve Elma Tepe üzerinden Erimez’e doğru yola çıktık.
Erimez denildiğinde ilk akla gelen ise uzun yıllar orada işletmecilik yapan efsane isim Hakkı Usta gelir.
Elleri göbeğinin üstünde, ovuşturarak konukları “Hoş geldiniz” diye karşılar ve büyük oğlu Mahmut’a seslenerek:
Bu arada diğer konuklarını da aynı nezaketle karşılar ve yeme içme faslı bittikten sonra ise yine elleri göbeğinin üstünde hesaplar alınırdı.
Erimez denildiğinde yine akıllara ilk gelen, biberi bol pancar çorbası ile fasulye turşusunun tadı damaklarda yer edinirdi.
Hakkı Usta’nın vefatı sonrasında ise Erimez’in ne tadı ne tuzu kalmış durumda.
Tarihi eski ama unutulmaz ahşap konuk evi duruyordu.
Tarihi, yıllara meydan okuyan bina; o Şebinkarahisar yolunun vurduğu yıllarda konaklayan siyasiler ve misafirleriyle hâlâ anlatılmaktadır.
Sonrasında Kulakkaya Yaylası’na doğru yola koyuluyoruz.
Ahşap binaların oluşturduğu enfes yayla evleri muhteşem görünüyordu.
Hele o bakir görüntüsü yok mu?
Ve geçen sene gittiğim Kulakkaya Yaylası, eski şahane görüntüsünden çok uzaklaşmış, beton yığınlarına dönüşmüştü.
1960’lı yıllara doğru uzanarak, yaz tatillerini orada geçiren Giresunlu aileler o ahşap binalarda oturur, vakit geçirirlermiş.
Son senelerde beton yığınına dönmüş Kulakkaya Yaylası belki de zamana ayak uydurmuştu.
Ahşap oteller yerlerini betonarme binalara bırakmıştı.
Alçakbel’de zaman geçirmemiz ve güzel vakit yaşamamız sonrası eve dönüş vakti gelmişti.
Aracım ile dönüş yoluna girdik ve Erimez yakınlarında önümüze çıkan bir domuz ve yavrularını görünce arkadan kızımın sesi:
Mümkün değildi elbette ve yolumuza devam ederek eve ulaştık.
Bir konu ise o zamanki şose yolların yerini asfalta bırakmış olmasıydı.
‘ESKİ ERİMEZ VE KULAKKAYA YAYLASI NASIL ÖZLENMEZ’….
2