
Türkiye’nin en yüksek maliyetle üretilen, en üstün kaliteli ürünü hangisidir diye sorsanız, tereddütsüz bir cevap veririm: Giresun fındığı.
Peki biz ne yaptık? Bu fındık için belirlenen fiyatı, başka bölgelerde yarı maliyetle ve daha düşük kaliteyle üretilen ürünlere de aynen uyguladık. Sonra doğrudan desteklemeyi hem giresuna hem de diğer bölgelere aynen uyguladık. Halbuki2844 sayılı kanunun öngördüğü 16 ilde fındık dikimi serbest ama doğrudan gelir desteğini 43 il alıyor. Bu kanuna bile aykırı.
Sonra da dönüp “Üretici neden fakirleşti?” diye sorduk.
Bu tabloyu öngörmek zor muydu? Kendi ürünümüze karşı haksız rekabet yaratmanın, başka bir ifadeyle bindiğimiz dalı kesmenin sonucunu fark edemez miydik?
Ekolojik Bölge Yerine Verimli Ovalar
Fındık artık sadece doğal ekolojik kuşağında üretilmiyor.
Bugün her türlü yaş meyve, sebze, pirinç ve ayçiçeğinin yetiştiği geniş ve verimli ovalarda da fındık var.
Bu bölgelerde:
Ancak fiyat aynı.
Ortaya çıkan sonuç açık:
Düşük maliyetli bölgeler piyasayı baskılıyor, yüksek maliyetli ekolojik bölgeler eziliyor. Devlet Destekleme Alımları ile korunması amaçlanan üretici, tam tersine fakirleşiyor.
Bu politika, kaliteyi değil miktarı ödüllendiriyor.
Maliyet gerçeğini değil, ortalamayı esas alıyor.
Sonuç: Giresunlu üretici rekabet edemez hale geliyor.
Fiyat Desteğinden Doğrudan Gelir Desteğine… Ama Sonuç Aynı
Fiyat desteğiyle hedeflenen sonuç alınamayınca sistem değiştirildi.
Bu kez “doğrudan gelir desteği” getirildi.
Ama destek gerçekten ihtiyacı olana mı gitti?
Gerçek şu ki; küçük üretici yine ayakta kalma mücadelesi verirken, büyük ölçekli üretici sistemden daha fazla pay aldı.
Destek mekanizması, ölçeği büyüyeni ödüllendirdi; ekolojik zorluk içinde üretim yapanı değil.
Politika değişti ama sonuç değişmedi.
5200 Sayılı Kanun: Kağıt Üzerinde Güçlü, Sahada Zayıf
2004 yılında kabul edilen 5200 sayılı Tarımsal Üretici Birlikleri Kanunu’nun amacı netti:
Üretici ürün bazında örgütlenecek, pazarlama gücü artacak, üretim planlanacak.
Bugün Türkiye’de birçok üretici birliği var. Kanun yürürlükte. ULUSAL FINDIK KONSEYİ var. Hiç dedi mi ki 2844 de sayılmayan illere DGD verilmesin
Tarım camiasında sık dile getirilen eleştiriler şu noktada toplanıyor:
Pratikte güçlü olan hâlâ kooperatifler.
5200 kapsamındaki birlikler ise çoğu üründe belirleyici değil.
Bu nedenle “kanun uygulanmıyor” deniyor.
Oysa kanun var; etkinlik yok.
Asıl Soru
Biz gerçekten kaliteyi mi korumak istiyoruz, yoksa toplam üretim rakamlarını mı?
Ekolojik zorunlulukla üretim yapanı mı destekleyeceğiz, yoksa verimli ovada alternatif ürün yetiştirebilecek olanı mı?
Fındık politikası, miktar merkezli olmaktan çıkmadıkça;
destekleme mekanizması kaliteyi ve bölgesel maliyet gerçeğini esas almadıkça;
örgütlenme yapısı pazarda söz sahibi hale gelmedikçe…
Giresun fındığı sadece bir “isim” olarak kalır.
Değer üretmez, değer kaybeder.
Asıl mesele fiyat değil.
Asıl mesele, hangi üreticiyi yaşatmak istediğimizdir.