Hayırsever Öner Hekim portresi ve Giresun’un sessizliği- 3

AYAKTA KALAN ESERLER, KIRILAN BAĞLAR

Her hikâyede bir dönüm noktası vardır. Öner Hekim’in Giresun’la olan gönül bağında da böyle bir nokta var. Onun ismini taşıyan eserlerin bir kısmı hâlâ ayakta, hizmet vermeye devam ediyor. Ama diğer tarafta, yıllar içinde yaşanan haksızlıklar, engellemeler ve sessizlikler bu bağı inceltti, hatta zaman zaman kopma noktasına getirdi.

Öner Hekim’in hikâyesi yalnızca yapılan eserlerle değil, bu eserlerin yaşadığı kaderle de anlatılmalı. Çünkü ayakta kalan birkaç eser, hem onun memlekete olan sevgisinin kanıtı hem de kaybettiklerimizin acı bir hatırlatıcısı.

Piraziz Maden Mahallesi’ndeki Ömer Hekim İlkokulu, hâlâ eğitim veriyor. Çocukların cıvıltısı bahçesinde yankılanıyor, sınıflarda tebeşir tozu hâlâ havada.

Çayır Köyü’ndeki Ömer Hekim Çeşmesi de hâlâ su veriyor; köylü, yoldan geçen, orada durup kana kana içiyor, dua ediyor.

Bozat Köyü’ndeki Süriye Cemal Hekim Aile Sağlığı Merkezi de hizmetine devam eden nadir hayır eserlerinden biri. Bu üç eser, bir bakıma Hekim’in memleketle olan bağına tutunan son sağlam ipler.

Ama bu iplerin diğer ucu, yıllar içinde yıprandı. Ve bu yıpranmanın en belirgin kırılma noktalarından biri, Giresun Üniversitesi’ndeki Ömer Hekim Tıp Fakültesi meselesiydi.

Kendi oğlunun adını taşıyan fakülte tabelasının kaldırılması, bağışladığı arazinin geri verilmesi… Bu, yalnızca bir tabelanın sökülmesi değildi; bir gönül bağının koparılmasıydı. İnsani değerler açısından bakıldığında, bu tür kararların bir hayırseverin kalbinde nasıl yaralar açabileceğini anlamak zor değil.
Üstelik, bu süreçte suskun kalanlar oldu. Ne bir özür ne de yapılan iyiliğe saygı gösterecek bir açıklama… Sessizlik, bazen en ağır kırgınlığı yaratan davranıştır.

Bir diğer kırılma, Hekim Süt Fabrikası arazisinin ve Bulancak’taki hayvan çiftliği projesinin önü kesildiğinde yaşandı.

O yatırımlar, yalnızca üretim değil, bölge çiftçisi için umut demekti. Yeni iş sahaları açılacak, bölge ekonomisine katkı sağlanacaktı. Ama engellerle, prosedür oyunlarıyla, masa başında alınan keyfi kararlarla bu projeler heba edildi. “Memlekete yatırım yapın” denir, ama iş icraata geldiğinde yol açmak yerine taş döşenir.

Tüm bu yaşananlar, Öner Hekim’in Giresun’la olan bağını zedeledi. Bir hayırsever için en büyük mutluluk, yaptığı işin yaşatıldığını görmektir. Eserine sahip çıkıldığını, halkın faydalandığını bilmek, ona verilen en büyük teşekkürdür. Ama bu teşekkür yerine vefasızlık, ilgisizlik ve isim silme çabası gelirse, orada kalp kırılır.

Yine de Öner Hekim, memleketinden tamamen kopmadı.

Çünkü o, memleket sevgisini tek bir olaya bağlamayacak kadar derin bir yüreğe sahip. Yakın zamanda Bozat, Çayır Köyü, Tekke yanı, Meşepınarı, Sarıalan, Dermece Düzü ve Paşa Konağı gibi noktalara yeni çeşmeler yaptırma projesi başlattı. Bu çeşmelerin her biri, bir aile büyüğünün veya sevdiklerinin adını taşıyacak. Yani su hem susuzluğu giderecek hem de isimleri yaşatacak.

Bu noktada bir gerçeği kabul etmeliyiz: Ne kadar kırılmış olursa olsun, gerçek hayırseverler geri adım atmaz.

Öner Hekim de öyle yapıyor.

Ona yapılanları unutmaz ama memleketinden vazgeçmez. Çünkü onun iyilik anlayışı, karşılık beklemeyen bir vicdan meselesidir.

Yine de şunu söylemek gerekiyor: Bu şehir, onun gibi değerlerin kıymetini yaşarken bilmek zorunda. Çünkü yaşarken değer verilmeyen insanlara, öldükten sonra dikilen heykeller vicdani borcu ödemez.

Asıl vefa, hayattayken sahip çıkmak, eserlerini korumak ve yeni projelerine destek olmaktır. Gelecek kuşaklara bırakacağımız en anlamlı miras, iyi insanların adını yaşatmaktır.

(Devam edecek)

Tekil Yazı Reklamı - Alt – Masaüstü 336x280 piksel