Yiğit Giresun, cumhuriyetin onurlu yüzü

Cumhuriyetin ilanına giden o uzun, zorlu ve destansı yolun en güçlü adımlarından biri Giresun’da atılmıştır. Bu gerçeği unutmamak, unutturmamak hepimizin boynunun borcudur. Çünkü bu toprakların insanı, yalnızca savaş meydanlarında değil; vatanın birliği, milletin onuru ve Cumhuriyetin temelleri için kalbiyle, aklıyla ve bileğiyle mücadele etmiştir.

Kurtuluş Savaşı denince, 42., 44. ve 47. Giresun Gönüllü Alaylarının destansı mücadelesi akla gelir. O alaylarda yer alan yiğitler, yalnızca Giresun’un değil, tüm Türk milletinin vicdanında bir onur nişanesi olarak yer almıştır. Komutanlarıyla, köylüsüyle, delikanlısıyla, o gönüllüler her biri vatan toprağının her karışına “Ya istiklal, ya ölüm!” ruhunu kazımışlardır. Onların çoğu köylerinden, evlerinden sessizce ayrıldı; birçoğu ise bir daha dönmedi. Ama dönenlerin de göğsünde, toprağa düşenlerin de mezar taşında bir kelime vardı: Yiğitlik.

Bu yiğitliğin kaynağını anlamak için tarih kitaplarını değil, Giresun’un damarlarında dolaşan kanı bilmek gerekir. Çünkü bu halk, Türk’ün candamarı olan Oğuz’un Çepni boyuna mensuptur. Cesaretin, direncin, onurun soyundan gelir Giresunlular. Dağlarından denizine kadar bu coğrafya, alçak gönüllülüğün ardına gizlenmiş bir kahramanlığın memleketidir. Çepni ruhu, yalnızca savaşta değil; hayatta kalmakta, üretmekte, direnmekte de kendini gösterir.

Bugün Cumhuriyetimizin 102. yılını kutlarken, geçmişe bir kez daha dönüp o kahramanlıkların izini sürmek, aslında geleceğe borcumuzdur. Çünkü Cumhuriyet, sadece bir yönetim biçimi değil; o ruhun, o mücadelenin meyvesidir. İşte bu noktada Giresun’un hakkının teslim edilmesi, sadece bir sembol değil, bir vefa borcudur.

Giresun Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği (GESOB) Başkanı Ali Kara’nın öncülüğünde başlatılan “Giresun’a Yiğit Ünvanının verilmesi” ve “İstiklal Madalyası’nın tevdi edilmesi” girişimi bu anlamda tarihsel bir çağrıdır. Bu, bir unvan arayışı değil; tarihsel adaletin sağlanması talebidir. Çünkü Giresun, “yiğit” kelimesinin içini fiilen doldurmuş bir şehirdir. Hem cephede, hem Cumhuriyet’in kuruluş sürecinde, hem de Cumhuriyet değerlerine sahip çıkma noktasında bu kentin geçmişi tertemizdir.

Cumhuriyetimizin ilanının yıldönümünde bu çağrıyı bir kez daha yüksek sesle dile getirmek gerekiyor:

Evet, Giresun Yiğit unvanını fazlasıyla hak ediyor.

Evet, Giresun’a İstiklal Madalyası çoktan verilmeliydi.

Bu mesele sadece bir şehir meselesi değil, Cumhuriyet tarihimizin eksik bir sayfasının tamamlanmasıdır.

Çünkü Cumhuriyet, yalnızca Ankara’nın kürsülerinde değil, Giresun’un dağlarında, sahillerinde, gönüllerinde kurulmuştur. O günlerde nasıl ki Giresunlular canları pahasına bir vatan yarattıysa; bugün de onların torunları aynı ruhla Cumhuriyet’e sahip çıkıyor.

Cumhuriyet kutlamalarının anlamı da tam burada gizlidir:

Unvanlardan öte, bir milletin kendine duyduğu saygıyı yeniden hatırlamakta…

Ve bu saygının, Yiğit Giresun adıyla taçlanacağı güne kadar mücadele etmekte…

Bugün yıldönümünü kutladığımız Cumhuriyetimiz kutlu ve mutlu olsun.

Tekil Yazı Reklamı - Alt – Masaüstü 336x280 piksel