
Geçen yıl muhalefet partileri TBMM’de toplam 1302 kanun teklifi verdi. CHP 774, DEM 331, İYİ Parti 114, Yeniyol Grubu 83 teklif sundu. Peki ne oldu? Hiçbiri kabul edilmedi.
Evet, yanlış duymadınız: Sıfır.
Ve sonra bizden hâlâ “AKP’den demokrasi beklememiz” isteniyor. Bu tablo, yasamanın nasıl işlevsiz hale getirildiğini; diyaloğun, ortak aklın, hatta en asgari müzakerenin bile sistem dışına itildiğini açıkça gösteriyor.
Ama durumun absürtlüğü bununla da sınırlı değil. Meclis tatile girdi, şimdi de Anayasa Komisyonu yeniden yapılandırılıyor. CHP’den komisyona üye vermesi bekleniyor. Hangi komisyona? 1300 teklifini görmezden gelmiş, adı var kendi yok bir meclisin komisyonuna!
Dahası, DEM Parti Eş Genel Başkanı Bakırhan çıkıp “CHP komisyonda yer alırsa İmamoğlu cumhurbaşkanı adayı olabilir” diyor. Hani neredeyse, “Komisyonda oturan kazanır” yarışmasına döndü iş. AKP-MHP-DEM üçgeni fiilen ittifak yaparken, muhalefet bu tiyatroya figüranlık ediyor.
CHP Ne Yapıyor?
CHP komisyona katılmaya karar verdi. Bu karar, sadece teknik bir tercih değil, komisyonun ve sürecin meşrulaştırılmasıdır. Yarın CHP bu komisyondan ayrılsa bile “mızıkçılık yaptı” deyip suçu yine ona yükleyecekler.
AKP’nin demokrasi anlayışı 23 yıldır ortada. Aynı iktidar, daha bu sabah muhalif bir gazetecinin baldızını bile tutukladı.
O halde soruyorum:
Hangi iyi niyet, bu yapının demokratik dönüşüm sağlayacağına dair umut verebilir?
CHP neden hâlâ “nitelikli çoğunluk” hesaplarıyla kendi kendini kandırıyor?
Türkiye’nin Gerçek Gündemi Bu Değil
Bugün Türkiye’nin gerçek önceliği;
Emeklinin maaşı, gençlerin işsizliği, halkın geçim derdi.
Kürt de aynı çileyi yaşıyor, Türk de.
Ama siz halkın gündeminden kopmuşsunuz, yine Ankara koridorlarında kaybolmuşsunuz.
“Komisyonun yapısına karşıyız ama içeriğine değil” gibi çelişkili açıklamalar ise daha da trajik. Bu söylem, PKK’nın affına dolaylı rıza demek. Bu da Cumhuriyet’i kuran partiye asla yakışmaz.
Artık Yeter!
Bir yanda “milliyetçi vesayeti sonlandıralım” diyerek devletin kırmızı çizgilerini törpüleyen bir süreç yürütülüyor. Öte yanda, Atatürk’ün meşru mirasını tersyüz eden, adına “yeni anayasa” denen bir plan sahneye konuyor.
Bunun adına da “normalleşme” diyorlar. Oysa bu bir teslimiyettir.
Kurtuluşumuz; partilerle, kliklerle, kişisel hesaplarla değil; temiz yürekli, ahlaklı, vatansever Türk halkının Kuvayı Milliye ruhuyla mümkündür. Bu memleketi, 23 yıllık yoksulluk, adaletsizlik ve zulüm iktidarından yine halkın sağduyusu kurtaracaktır.
Cumhurbaşkanı adayını belirlemek için hepimiz sandık başına koştuk. Komisyona girip girmemeyi millete soramaz mıydınız? Bence partiyi sezgin tanrıkuluna bırakıp gidin
Ve son söz:
Siz Atatürkçü falan değilsiniz. Atatürk’ü sadece işinize geldiği gibi kullanan bir güruhsunuz.
Ama bu millet gerçeği görüyor. Ve sandık günü yaklaştıkça o büyük dip dalga yükseliyor.
Hangi partili olursa olsun temiz Türklerle bu işi bitirip 23 yıllık bu baskı iktidarından kurtulacağız.