
Kocaeli Giresun Dernekler Federasyonu, dört günlük bir festival düzenleyerek dikkatleri üzerine çekti. 16-19 Ekim tarihleri arasında gerçekleştirilen festival yoğun katılımla ilgi çekti. Başta Giresunlu hemşerilerimiz olmak üzere, iş, bürokrasi ve siyasal kimlikler festivale yoğun ilgi gösterdiler. Kocaeli Giresun Dernekler Federasyonu Başkanı Sayın Mehmet Elmas olmak üzere organize ekibi, misafirleri ağırlama ve güzel hatıralarla uğurlama konusunda takdire şayan bir hassasiyet gösterdiler. Kocaeli’nin Gebze ilçesindeki festival, dört gün boyunca katılımcılara keyifli saatler yaşattı.
Gerek mali boyutu gerekse ön hazırlık başta olmak üzere çok ciddi emek harcandığı ilk bakışta hissedilen organizasyon, katılımcılardan tam puan aldı. Beş yüz civarında Giresun derneğinin bulunduğu söylenen Kocaeli ve İstanbul’da tabela dernekçiliğinin ötesinde ciddi derneklerin varlığını görmek, açıkçası umutları tazeledi. Bir sivil toplum kuruluşu olarak derneklerin son derece güzel ve hayırlı işlere imza atabileceği adeta test edilmiş oldu. Katılımcıların çoğu bir sonraki festivali şimdiden beklemeye başladılar.
Yıllardır birbirini görmeyen dostlar, yeni kimliklerle tanışarak yeni dostlukların başlama zemini oluşmasının yanında eskilerle geçmişi yâd etme imkânı buldular. Çok uzun süredir hukukum olan Sayın Hatem Soysal, aktif görevli olmamasına rağmen tarifi ve tanımı neredeyse imkânsız olan ev sahipliği ile adeta gönülleri fethetti. Diğer taraftan Kenan Can gibi gencecik bir kardeşimizin Gebze’nin sosyal ve kültürel hayatındaki aktif kimliğine hayran kaldık. Oktay Bayhan’ın vefa duygusu ve adını sayamadığım onca kardeşimizin mütevazı karakterleriyle nezaketli yaklaşımları bizleri duygulandırdı. Sıla-gurbet arasındaki köprüleri oluşturmanın hazzını yaşadık. Yıllar önce hukukumuz olan kimliklerle geçmişi yâd ettik. Böylesine kalıcı hatıralarla ayrılmamıza neden olan koordinenin aktörlerini görmezden gelmeyerek onlara şükran borcumuz olduğunu anladık. Dernekçilik çok zor bir iştir; sosyal hayatınızdan, aile düzeninizden, ekonomik pozisyonunuzdan taviz vererek bu hizmeti yapabilirsiniz. Yani bu işlerin bir bedeli var. Bunları pas geçmemek gerekir.
Bu güzellikleri ifade etmek nasıl ki bir mesuliyet gerektiriyorsa, yapıcı eleştirileri de dile getirmek gerekir. Sivil toplum kuruluşlarında fonksiyon üstlenen kimliklerden, sayıları az da olsa, oraları bir sosyal statü veya atlama tahtası olarak görenlerin olması dikkatlerden kaçmamaktadır. Bu tür kimlikler, yapının ahengini zedelemekle kalmadığı gibi kopmalara veya kırgınlıklara sebep olmaktadır. Özellikle yönetim kadrosundaki kimliklerin çok dikkatli olmaları gerekir. Olabilecek olumsuzlukları önceden sezerek tedbir almaları gerekir. Olay vuku bulduktan sonra alınacak tedbirin sonuçları tartışmalı olur.
Mesela sanatçı sayısı mutlaka sınırlandırılmalı; tek seferde herkesin sahne alması gibi anormal bir tablo oluşmamalı. Herkesi memnun etmek gibi bir yanlışımız olmamalı. Bir sonraki organizasyona sıra yapmalıyız. İkincisi, özel ayrıcalık gören sanatçılar da olmamalı. Sponsorlarımız gereken takdir ve değeri görmeli. Kısacası, hakkaniyet vazgeçilmezimiz olursa problem de çözülmüş olur.