Giresunlu ülkücü işçilerin acısı hâlâ dinmedi!

Ümraniye Katliamı, Giresun’dan İstanbul’a ekmek parası için giden 5 işçinin vahşice öldürülmesiyle Türkiye’nin hafızasına kazındı. Aradan geçen yıllara rağmen faillerin büyük bölümünün bulunamaması, olayın üzerindeki karanlığı daha da derinleştiriyor.

Giresunlu ülkücü işçilerin acısı hâlâ dinmedi!

17 Mart 1978’de İstanbul Ümraniye’de yaşanan Ümraniye Katliamı, Giresun’un Görele ilçesinden çalışmak için İstanbul’a gelen 5 işçinin hayatını kaybetmesiyle sonuçlandı. Gecekonduda yaşam kurma hayaliyle çalışan işçiler, kandırılarak İçerenköy’deki taş ocaklarına götürüldü ve burada ağır işkenceler sonrası öldürüldü.

GİRESUN’DAN ÇIKIP ÖLÜME GİTTİLER

Hayatlarını kurmak için Giresun’dan İstanbul’a gelen Sinan Koca, Cevat Koca, Bahri Bilgin, Ömer Bayraktar ve Salih Ulu, kendi hallerinde, çalışkan insanlar olarak tanınıyordu. Ancak bu yolculuk, onlar için geri dönüşü olmayan bir sona dönüştü.

İddiaya göre işçiler, “yardım edeceğiz” bahanesiyle götürüldükleri taş ocaklarında önce darbedildi, ardından işkenceye maruz kaldı. Saatler süren eziyetin ardından başlarına sıkılan tek kurşunla infaz edildiler. Olayın ardından ortaya çıkan detaylar, vahşetin boyutunu gözler önüne serdi.

GAZETE MANŞETLERİNE YANSIYAN VAHŞET

Katliam, dönemin basınında da geniş yankı buldu. 19 Mart 1978 tarihli Hürriyet Gazetesi, birinci sayfasını tamamen bu olaya ayırdı. Haberde, Giresunlu işçilerin kaçırılarak işkenceyle öldürüldüğü ve otopsi raporlarında insanlık dışı bulgulara rastlandığı ifade edildi.

Geride kalan tablo ise en az olay kadar sarsıcıydı. Katledilen işçilerin eşleri ve çocukları bir anda hayatın en ağır yüküyle baş başa kaldı. Toplamda 11 çocuk yetim kalırken, Giresun’da büyük bir acı ve yas yaşandı.

CENAZELER SESSİZLİK İÇİNDE DEFNEDİLDİ

Olayın ardından İstanbul’da cenaze töreni yapılmasına izin verilmedi. Giresunlu işçiler, memleketlerine getirilerek sessiz sedasız toprağa verildi. Bu durum, hem ailelerde hem de Giresun kamuoyunda derin bir kırgınlık yarattı.

Giresun’da cenazeler büyük bir hüzünle karşılanırken, yaşananların uzun yıllar unutulmayacak bir travmaya dönüştüğü ifade edildi.

RESMİ AÇIKLAMALAR TARTIŞMA YARATTI

Katliam sonrası yapılan resmi açıklamalar ise kamuoyunda tepki çekti. Dönemin İçişleri Bakanı İrfan Özaydınlı, olayın ideolojik değil çıkar çatışması olabileceğini öne sürdü. İstanbul Valisi İhsan Tekin ise öldürülen kişilerin herhangi bir örgütle bağlantısının bulunmadığını açıkladı.

Bu açıklamalara karşı çıkan Ülkü Ocakları Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu, olayın siyasi bir cinayet olduğunu savundu ve sorumluların ortaya çıkarılması gerektiğini belirtti.

MECLİS GÜNDEMİNE GELDİ AMA AYDINLATILAMADI

Ümraniye Katliamı, yıllar sonra Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşındı. MHP İstanbul Milletvekili Mehmet Gül’ün verdiği soru önergesine yanıt veren dönemin İçişleri Bakanı Saadettin Tantan, olayın TKP/ML-TİKKO mensubu 8 kişi tarafından gerçekleştirildiğinin belirlendiğini açıkladı.

Tantan, bu kişilerden yalnızca üçünün yakalanarak yargılandığını, diğer faillerin ise firari olduğunu ifade etti. Aradan geçen uzun yıllara rağmen bu kişilerin akıbetine dair net bir sonuca ulaşılamadı.

GİRESUN’UN HAFIZASINDA SİLİNMEYEN YARA

Ümraniye Katliamı, sadece Türkiye’nin değil, Giresun’un da hafızasında silinmeyen bir yara olarak kaldı. Ekmeğinin peşinden giden 5 Giresunlu işçinin hayatını kaybettiği bu olay, adaletin tam anlamıyla sağlanamadığı dosyalar arasında yer alıyor.

Bugün hâlâ Giresun’da bu katliamın acısı konuşuluyor, kaybedilen hayatların hesabının sorulması gerektiği vurgulanıyor. Yıllar geçse de bu karanlık dosya, cevap bekleyen sorularla varlığını sürdürüyor.

 

 


2
Bir Yorum Yazın
Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.