Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu

LOZAN- HİLAFET-LÂİKLİK- MEDENİ KANUN
***Atatürk’e saldırı, karalama ve atılan iğrenç iftiralara karşı görüyorum ki bilgi eksikliğinden dolayı çokları gereken cevabı vermekten acizler. Çünkü okumayı sevmiyor, bilgiyi külfet görüyoruz***
Lozan görüşmelerinde İngiliz heyeti Başkanı Lord George, Türk Devlet şeklinin ‘’İSLÂMİ DEVLET’’ olmasında günlerce ısrar eder. Hatta İngilizler, iki Hintli Müslümana ‘’Hilâfet kaldırılmasın’’ diye Lozan’da ki Türk heyetine mektuplar yazdırır. Türk heyetinin 2. derecede yetkili azası olan RIZA NUR, Atatürk’ün isteği üzerine bu teklife şiddetle karşı çıkarak ”Devletin şeklinin LÂİK olacağını” söyler.
LORD GEORGE’UN SİNSİ PLÂNI;
Türk Devleti’nin İslâmi usullerle ‘’İslâm Hukuku ile” idâre edilmesi karşısında her azınlığa ayrı bir hukuki statü tanınıp ‘’ÇOK HUKUKLU’’ bir yapıyı getirerek, devlet içinde devletler oluşturmaktı.
Devletin şekli LÂİK olunca, azınlıklar tek hukuku tanımak zorunda bırakıldılar.
GÜNÜMÜZDE ABD, AKP’YE NE DİYOR;
Ulus devletler dönemi sona erdi, Atatürkçülük öldü. Türkiye, Osmanlı’da ki gibi çok uluslu, çok milletli, çok dilli, çok kültürlü ve çok hukuklu bir sisteme geçmelidir. İşte bugün Türkiye, ‘’Terörsüz Türkiye’’ tezgâhı ile çok kimlikli, çok dilli, çok kültürlü ve çok hukuklu bir tuzağın içine çekilmek istenmektedir.
BİR DİĞER ÖNEMLİ HUSUS İSE;
İsviçre Medeni Hukukunu alınca, Batılı devletlere azınlık konusunda söz söyleme hakkını ortadan kaldırdık. Azınlıklar ise durumu kabullenmek zorunda kaldılar.
ATATÜRK’ÜN BİR DEHASI;
Atatürk, azınlıklar konusunu kökünden hallederek ileride Türk milletinin zora sokulmasını istemiyordu. İşte bu sebeple, CEMİYET-İ AKVAM’a, bugünün Birleşmiş Milletler Kuruluşuna girmek için müracaatta bulunmayıp, onların davet etmesini bekledi.
NİÇİN Mİ;
Çünkü Cemiyet-i Akvam’a sen müracaat edersen senden ‘’Azınlıklar meseleni halletmeni’’ isteyecekler. Lâkin onlar bizi davet etmekle ‘’Azınlıklar meselesini’’ hallettiğimizi kabul etmiş olacaklar.
İŞTE ATATÜRK’ÜN BÜYÜK DEHASI!
Böyle bir siyâset gütmekle, ileri tarihlerde Batılıların azınlıkları ileri sürerek Türk Devletini zora sokma şanslarını ellerinden almış oldu.
BÜYÜK SELÇUKLU DEVLETİ LÂİKTİ!
Büyük Selçuklu Sultanı Tuğrul Bey, Halifenin yetki ve görev alanını sınırlandırıp, Halifenin devlet işleriyle bağını tamamen koparmasının sonucu, İslâm’da devlet işleri ile din işleri birbirinden ayrılmıştır.
SULTAN TUĞRUL’UN HALİFE KAİM BİEMRİLLAH İLE KONUŞMASI;
1054 yılında Büyük Selçuklu Sultanı Tuğrul Bey’in Bağdat bir ziyaretinde, Halife Kaim Biemrillah ile aralarında geçen konuşma;
Ey halife ben kimim?
Halife’nin cevabı; ‘’Ey Sultan, sen Doğunun ve Batının en büyük sultanısın’’
Sultan Tuğrul tekrar sorar; ‘’Ey Halife sen kimsin?’’
Halife cevap verir; ‘’Ben de yeryüzünün Halifesiyim’’
Sultan Tuğrul Halifeye döner ve şöyle der.
‘’Ey Halife bundan sonra dünyevi işler bana, uhrevi işler sana. Devlet yönetimine asla karışmayacaksın’’
FRANSIZ BALONU!
Laîkliğin babası ve mucidi olduklarını iddia ile caka satan Fransızlar o günlerde yazı yazmaktan bile acizdiler. Laikliği Fransızlarının icât ettiği koca bir yalan ve büyük bir safsatadan ibârettir.
Semavi dinlerde laiklik tamamen Türk icadıdır.
Fransız Devrimi’nde bile Tuğrul Bey’in etkisi vardır. (Tarihçi Cengiz Özakıncı)
Tuğrul Bey, hem din işleriyle, devlet işlerini ayırmış, hem de halifenin muhatabı olarak vezirini göstermiştir.
Atatürk 1922’de saltanatla hilafeti ayırırken, Tuğrul Bery’in 1050’li yıllardaki bu yaptığını Nutuk’ta ‘’İşte biz aynen böyle yapıyoruz’’ diyerek, bu yaptığında SELÇUKLU SULTANI TUĞRUL BEY’İ izlediği örneğini tüm dünyaya ilan etmiştir.
BURAYA DİKKAT BUYURUN!
Fransız Devrimi’nin ünlü kuramcılarından Voltaire de, Tuğrul Bey’in yaptığı devrimi çok iyi kavramış ve Fransız Devrimi’nin öncesindeki eserlerinde buna yer vermiştir.
Vahye dayalı dini toplumlarda laiklik devrimi dünyada ilk kez 1050-1060 yıllarında Türkler- Tuğrul Bey tarafından gerçekleştirilmiştir.
Tuğrul Bey’in devrimi yalnızca Atatürk’ün lâiklik devrimine değil, Fransız Devrimi’ne de örnek olmuştur.
Fransız Devrimi’nin fikri temellerini kuran isimlerden Fransız Doğu Bilimci Joseph de Guignes’in de eserlerinde Tuğrul Bey’in yaptıklarından büyük bir övgüyle söz eder.
KISACASI- ÖZET OLARAK;
Fransız Devrimi’nde Türk etkisi, Tuğrul Bey’in damgası var ve de Atatürk bu devlet şeklini Fransa’dan değil, bizzat Büyük Selçuklu Sultanı TUĞRUL BEY’den almıştır.
BÜTÜN BU GERÇEKLERDEN SONRA;
Yine de ileri geri konuşup zihinleri çelmeye çabalayanlar olacaklardır. Herkesin kanına göre konuşması (HAVLAMASI) normaldir!
2