İçişleri Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Trabzon Valiliğine

  1. İÇ İŞLERİ BAKANI
  2. KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI
  3. TRABZON VÂLİSİ

Öncelikle diyorum ki;

Trabzon’un tüm Milletvekillerini, Siyâsi Partilerin İl ve İlçe Başkanlarını, Mevcut Belediye Başkanları, Medyayı ve STK’ların tamamını aynı anda elimin içine alıp kuvvetlice sıktım. Elimi açtığımda ise, avcumda bir top çamur kaldığını gördüm! Çamurdan maksat; şeklini ve özelliğini yitirmiş.

 

Trabzonluların yoğun itirazlarına rağmen, Yunan İstihbaratı, Selânik merkezli Pontus Dernekleri ve Fener Papazı Bartholomeos tarafından birlikte organize edilen 23 Ağustos 2026 günü Sümelâ’da yapılacak Pontus âyinine izin verilmesi karşısında, İç İşleri Bakanı, Kültür ve Turizm Bakanı ve Trabzon Vâlisi olmanız hesabıyla, her üçünüze de soruyoruz;

 

Trabzon ve çevre tarihi üzerinde kaç kitap, kaç makale okuyup, kaç konferans dinlediniz?

 

Bu âyinin arkasındaki Yunan İstihbaratının ve Türk düşmanı kara cübbeli Fener Papazı Bartholomeos’un kirli emellerini nasıl olur da bilmezsiniz?

 

Bartholomeos, 15 Ağustos 2010 da Sümelâ’da yapılan âyinler için, bu bir ‘’PONTUS ÂYİNİDİR’’ dediğinden de mi habersizsiniz?

 

Bugün Yunanistan’da, Yunan İstihbaratının kontrolü ve himayeleri altında, Trabzon ve bölgeden toprak talep etmek amacıyla kurulan vakıflar, Pontus derneklerinin sayıları, diğer ülkelerdeki şubeleriyle birlikte 430 civarındadır. Bundan damı haberdar olamadınız?

 

SÜMELA KİLİSE DEĞİLDİR.

Sümela, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından korunan bir ören yeri olup, müze niteliğinde tarihi ve kültürel bir mirastır.

 

Bu ören yeri, Yunan İstihbaratı ve Fener Papazının gayretleri sonucunda, dini, siyâsi ve jeopolitik bir sembole dönüştürülerek, adeta hayâli Pontus davası güdenlerin askeri karargâhı, reklâm ve propaganda malzemesi, bölgeye yayılma üssü durumuna getirilmiştir.

 

Kısacası, Sümelâ Manastırı, siyâsi ve politik bir âyinle, Pontus kimliğine büründürülmeye çalışılmaktadır. Bu duruma en büyük katkı ve destek bizzat AKP ve Dinlerarası Diyalogcular (Gülen Cemaati) tarafından verilmiştir.

 

Sümelâ’da yapılan Pontus âyinini “Din ve vicdan özgürlüğü’’ olarak değerlendirerek bu âyine izin vermek, Yunanistan’ın ve Papaz Bartholomeos’un birlikte sahneledikleri ‘’İğrenç Pontus Oyununun’’ figüranı olmak demektir.

 

*Yunanistan’da yaşayan Türklerin, Lozan’da kendilerine tanınan haklardan istifade ettirilmeyip, okullarının kapatıldığı, kendilerine Traktör ehliyeti bile verilmediği, arâzilerinin keyfi kamulaştırılmalarla ellerinden alındığı, câmilerin ahır, mübarek evliya zatların türbelerinde eğlenceler tertip edilip, erik rakısı içilerek sirtaki oynandığından, evlerinin çatısının eskiyen kiremitlerini değiştirmelerine dâhi izin verilmeyip, hastanelerde Doktorların hakaretlerine maruz kaldıklarından da mı hebersizsiniz?

 

Sn. İç İşleri Bakanı!

Sn. Kültür Bakanı!

Sn. Trabzon Vâlisi!

15 Ağustos günü yapılacak olan Pontus âyinini, 23 Ağustos’a ertelemekle ne değişti ki, Trabzon ve bölge insanlarını aptal mı sandınız?

 

Bölgemiz insanlarınca, PONTUS KİN VE NEFRET ÂYİNİNİN tamamen kaldırılmasını emrediyoruz, Millet ve doğrular, iki ayrı emredicidirler!

 

Türkiye Cumhuriyeti Devletinin, çok önemli ve sorumluluk taşıyan makamlarında bulunmanıza rağmen, Yunan İstihbaratı ve kara cübbeli Fener Papazı Bartholomeos’un öncülüğünde yürütülen ve 430 civarında şubesi olan Pontus Derneklerinin de dâhil olduğu hayâli Pontus faaliyetlerinden şayet haberleriniz yoksa, makamlarınıza özel olarak aşağıdaki yazımı okumanızı, okuduktan sonra da bir köşeye çekilerek sakin kafayla kendilerinize aşağıdaki şekilde bir soru sormanızı tavsiye ederim;

 

‘’Sümelâ’da Pontus âyininin yapılmasına izin vererek ne büyük bir kabahat işlemişiz! Keşke izin vermeden önce, Trabzon tarihi, kirli Pontus faaliyetleri ve bu faaliyetlerde kara cübbeli Papaz Bartholomeos’un iğrenç niyetleri hakkında bir iki kitap, birkaç makale okuyup aydınlanarak, Trabzon’a ve devletimize karşı girişilen bu saldırıda gaflete düşmeseydik. Şimdi kendilerimizi Türk milletine nasıl affettireceğiz?’’

 

TRABZON ÜZERİNDE OYNANAN KİRLİ OYUNLAR

Trabzon, M.Ö. 2100- 2000 yıllarında Turani (Türk) bir kavim olan Tiberanler tarafından kurulmuş, ilk ismi öz be öz Türkçe Tiberanzon olan bir Türk şehridir. Şehrin diğer Türkçe isimleri ise; Tıbarzon- Tarabuzan- Drabzan- Trabzan- Turabozan- Hurşidâbad- Tarabefzun’dur.

 

Yunanlılar, Türkçe olan bu ismin ilk hecesini alarak, bu ilk heceye PEZA- PEZUS- PEZANT gibi uyduruk ekler ilâve ederek kendilerine mal etmeye çalışmışlardır!

 

Tarihin her döneminde dünyada çok büyük öneme sahip iki şehrimizden biri Trabzon diğeri ise İstanbul’dur. İstanbul şehrini aynı tarihlerde kuranlar da yine bir Türk boyu olan OY-UY Türkleridir (Erenköy’de bulunan yazılı taşlar bunun delilidir. Nedense bu tarihi gerçekler milletimizden gizlenerek, hep maksatlı, yalan ve yanlış şeyler anlatılmıştır)…

 

İstanbul ve Trabzon, bu iki şehrimiz üzerinde hesapları olanlar, hummalı bir gayretin içinde olanca melânetleriyle saldırıp, en ufak bir yanlışımızı, çok küçük bir boşluğumuzu fırsat bilip, dünyanın belli merkezlerinde aleyhimizde senaryolar geliştirip kamuoyu oluşturuyorlarken; acaba idârecilerimiz ve bölge insanları olarak bizler ne ile meşgulüz ve hangi tedbirleri alıyoruz ki?…

 

Yunanistan, Trabzon üzerinde Pontus adı altında hak iddia edebilmek gayesiyle kendi ülkesinde ve dünyanın çeşitli devletlerinde 400 ün üzerinde dernek ve vakıf kurup şube açmıştır.

 

Dünyada hiçbir devletin, başka bir devletin her hangi bir şehrini ele geçirmek maksadıyla, kendi içinde ve başka ülkelerde 400 ün üzerinde dernek ve vakıf kurduğu vaki değildir…

 

Yunan Devleti, Trabzon ve havâlisi üzerindeki Pontus’u yeniden kurma faaliyetlerini askeri bir disiplin ve hiyerarşi ile yürütmekte olup, bütün faaliyetlerini Selânik’te bulunan Kolordunun askeri karargâhından yönetmektedir…

 

Yunanistan, Trabzon ve havalisi üzerinde sözde Pontus faaliyetlerini yürütebilmek için ödenek ayırmış ve sırf bu işle ilgili olarak ‘’Pontus Küçükasya Bankası’’nı kurmuştur…

 

İlk kez 1997 de Patmos Adası`nda düzenlenen ‘’Vahiy Ve Çevre Toplantısı’’nda Rum Patriği Bart holomeos ‘’Mübâdele ile Trabzon` dan gönderilenlerin mutlaka Trabzon `a geri döndürülmesi gerektiğini ve bunun üzerinde titizlik çalışılmasını” söyledi…

 

‘’Yunan Dilini Ulusallaştırma Derneği’’ 10-12 Ağustos 2002 de düzenlediği ve faaliyet sahasına aldığı gezinin güzergâhını, Merzifon- Amasya- Bafra- Samsun- Ordu- Giresun- Trabzon- Rize olarak açıkladı ve özellikle Trabzon’un altını çizdi ve de ‘’Trabzon, bizim için çok büyük bir öneme sahiptir’’ dedi…

 

1993 Ağustosunda ‘’Sümela Meryem Ana Vakfı’`nın düzenlediği TRABZON ve PONTUS TOPLANTISI`NDA, Yunan Başbakanı şöyle diyordu; “Dedeleriniz Karadeniz Bölgesinde ki Pontus topraklarına dönüş hayalini size miras bırakarak öldüler. Bu mirası kalbinizde koruyun. Pontus`u, Karadeniz’i asla unutmayın”…

 

New York valisi, 6 Ekim 2002 de “Kadın Yazarlar Ödülünü“ Trabzon ve civarı Pontus’tur diyen kitaba verdi…

 

1992 de Yunanistan Kültür Bakanı Melina Merküri, “Anavatan Pontus’u Kurtarma Dünya Komitesi” adına bir harita dağıttı. Bu haritada, Trabzon merkezli Karadeniz bölgesi toprakları Pontus Rumlarına, Kalan Anadolu toprakları ise Ermeni, Süryani ve Kürtlere paylaştırılıyordu. Bu harita Yunan ders kitaplarına konulmuş olup, halen Yunanlı öğrencilere okutularak, onlarda Pontusçuluk şuuru geliştiriliyor…

 

Yunanistan İlkokullarının 6. sınıflarında okutulan ‘’Yeni Dönem Yunan Tarihi’’ ders kitaplarında, “Trakya- Batı Anadolu- İstanbul- Karadeniz Yunan toprağıdır” diye okutulmaktadır ve özellikle Trabzon ve havalisine vurgu yapılmaktadır…

 

Yunan ‘’İlkokul Antolojisi’’nde şu satırlara rastlanmaktadır; “…Gözlerim, beni bir Türk’ün öptüğünü görmektense, kanımla toprak kızıla boyansın. Ben kitap filân istemem. Ben barbar Türklerle savaşmak istiyorum. Türkleri sapanımla vurup silahlarını alacağım. (….) Bu imansız Türkler…. Köpekler…”…

 

Yunan Başbakanı Kostantin Karamanlis, 1974 de Selânik Fuarı`nın açılışında demişti ki;

“Bugünkü gücümüzle, Türkleri savaşarak yenmemize imkân yok. Mücâdelemizi her çareye başvurarak sürdüreceğiz. Onların içinde adamlarımız olacak, onlar içeriden bize hizmet ederlerken, Türklerin yaralarını kaşıyarak kanatacağız”…

 

Bu tarihten sonra yarayı kaşıyıp kanatmak için Yunan Hükumetlerinin kurduğu vakıf ve dernek sayısı 400 den fazladır. Bu 400 dernek ve vakıfların 230 tanesi sadece Trabzon üzerinde hak iddia etmek ve Pontus faaliyetlerini yürütmek içindir…

 

Selânik şehrinin Belediye Meclisince, kent merkezindeki Agia Sofia Meydanına PONTUS SOYKIRIMI ANITI diktirilmiştir…

 

Yunanistan Dışişleri Bakanlığı bünyesinde faaliyet gösteren ‘’Dış Yunanlılar Genel Sekreterliği’’ tarafından yapılan açıklamada; Karadeniz ve Trabzon civarında yapılan Pontus Soykırımı için yapılacak bütün faaliyetlerin destekleneceğini ilan etmiştir…

 

Yunan Kalkınma Bakanı Akis Cohacopus, Türkiye’nin, Trabzon ve civarında yapılan Pontus Soykırımını tanıması gerektiğini ısrarla söylemiştir…

 

Yunan Dışişleri Bakan Yardımcısı Yannis Magriotis, Pontus Soykırımının tanınması için mücâdele edeceklerini ve bu mücâdeleden mutlaka zaferle çıkacaklarını dünya kamuoyuna ilân etmiştir…

 

  1. İÇ İŞLERİ BAKANI, KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI VE TRABZON VÂLİSİ!

Size özel yazdığım yukarıdaki Trabzon üzerindeki kirli Yunan emellerini, hayâli Pontus faaliyetleri ve kara cübbeli Fener Papazının düşmanca entrikalarını şayet bilmiş olsaydınız, Sümelâ’da yapılacak olan âyin maskeli Pontus gövde gösterisine asla izin veremezdiniz.

 

Bu kirli Pontus âyinine gaflete düşerek izin vermenizin mesuliyetinden nasıl kurtulacaksınız?

 

SÜMELA MANASTIRI

TÜRKLERİN TOPLUCA ÖLDÜRÜLDÜĞÜ İĞRENÇ MEZBAHA

Trabzon’un Maçka ilçesindeki

Sümela Manastırı’nı

Bilirsiniz…

‘Manastır’

Dediğimize bakmayın,

Aslında,

Zindan ve işkencehâne…

 

Türkleri

Zorla hristiyan yapmak için

Kullanılan zindan…

 

Ortodoksluğu

Kabul etmeyen Türkler

Pencerelerden atılır,

Uçurumda parçalanarak

Katledilirdi.

 

Sümelâ kayalıkları,

İşkence altındaki Türklerin

Feryatlarından kararmıştı…

 

İslam öncesi Türklerin çoğu

Hanif idi.

Göktengri inancına sahipti.

Anadolu Türklerinin bir kısmı

Uzun ve sistemli baskılarla

Ortodoks yapıldı.

Özellikle Kıpçak Türkler

Gregorianlaştırıldı.

 

Karadeniz bölgesinde

Ortodoksluğu

Kabul etmeyenler için

Topluma korku yaymak

Ve cezalandırmak amacıyla

İşkence merkezi olarak

Zindanlar yapıldı.

Sümela,

Bu korkunun sembolüydü…

 

‘Bizim dinimizi

Kabul etmezseniz

O sarp kayalıklardan

Sizin çığlıklarınız yankılanır’

Diyorlardı.

 

Türkler’i,

Sümela’ya kapatmakla

Tehdit ediyorlardı.

 

Sümela,

Bir manastır değildir.

Sadece Türkleri hedef alan

Bir hapishanedir.

İşkencehânedir.

Zindandır…

(Ethem Söylemez’den alıntıdır)

 

NOT;

Yukarıda Trabzon ile ilgili okuduğunuz yazıda verilen bilgilerin tamamı gerçektir. Bu bilgiler çeşitli ilmi konferanslarda defalarca konuşulmuş, değerli bilim adamları tarafından kitap ve dergilerde yazılmıştır. Birileri ‘’Burada verilen bilgilere ben inanmıyorum’’ derse ki diyenler olacaktır. Onları mazur görüp hoş karşılamak gerekir. elbette ki okumayan, araştırmayan, milli endişe taşımayan insanlar nereden bilecekler ki…

 

Devletinin ve milletinin geleceği adına istiklâl ve istikbâl endişesi taşıyanlar, kendisinden sonra bu topraklarda yaşayacak olan torunlarını ve hatta 1000 yıl sonra bu vatan üzerinde dünyaya gelecek kız çocuklarının iffet, namus ve bekâretlerini düşünenler, bu olayları ve vatanımız üzerinde oynanan kirli oyunları okuyup araştırmalılar.


2
Bir Yorum Yazın
Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.