
Servet-i Fünün dönemi yazarlarından, fikir adamı, diplomat, öğretmen ve şair olan Ahmet Hikmet Müftüoğlu. 1870 yılında Süleymaniye (İstanbul) semtinde doğmuştur. Aslen Mora kökenli din alimleri yetiştirmiş bir ailenin çocuğudur. Türkçü düşünce anlayışıyla yazılarını kaleme almış Türk Yurdu, Türk Derneği ve Türk Ocaklarının kuruluşunda görev almıştır. Diplomatlığı sırasında Türk-Macar dostluğunun kuvvetlenmesinde büyük katkı sağlamıştır. Çağlayanlar adlı hikayeleri i Gönül Hanım adlı romanıyla milli edebiyatımız yazarları içerisinde kültürel manada Turancı fikrin temsilcilerindendir. Turancılık düşüncesini ‘bence Türk birliği hatta İslam birliği demek; Türk kültürünün İslam ilminin birliği demektir’ şeklinde izah etmiş Macarlar gibi müslüman olmayan Türk kökenli halkları da Turan birliğinin bir parçası olarak görmüş, bilhassa Gönül Hanım romanında bu düşünceye atıfta bulunmuştur. 1927 yılında İstanbul’da vefat eden yazarımızın dikkat çeken eserleri Gönül Hanım, Halistan ve Gülistan, Çağlayanlar, Falcı, Kadın Oyuncak Değildir…
Size bu yazımda dünyayı Türkçe okumak Türkçe düşünmek için okunması gerektiğine inandığım ve öğretmenliğimde okuttuğum ve söz ettiğim önemli bir eser olduğuna inandığım Gönül Hanım romanını tanıtmaya çalışacağım.
Gönül Hanım Türk edebiyatında Türkçülük akımının ve Turan ülküsünün işlendiği en önemli eserlerden biridir. 1920 yılında Tasvir-i Efkar gazetesinde tefrika edilmiş 1922 yılında kitap olarak basılmıştır.
Roman birinci Dünya Savaşı sırasında Kafkas cephesinde Ruslara esir düşen ve Sibirya’daki Krasnoyarsk esir kampına gönderilen Türk subayı Mehmet Tolunun hikayesiyle başlar.
Mehmet Tolun kampta Tatar bir genç kız olan Gönül hanım ve onun abisi Bahadır beyle tanışır. Gönül hanım iyi eğitim almış milli duyguları güçlü ve Türk tarihine meraklı bir kadındır. Bu üç genç Mehmet Tolun, Gönül hanım, Bahadır bey yanlarına Macar bir esir olan Türklerin soyu üzerine araştırmalar yapan Kont Zichy’i alarak esir kampından kaçarlar. Amaçları sadece hürriyete kavuşmak değil. Türklerin anayurdu olan Orta Asya’yı özellikle de Orhun abidelerini ziyaret etmektir. Zorlu tabiat şartları tehlikelerle dolu bir yolculukla, Türk yurtlarını yol boyunca ziyaret ederler. Onların hayatlarını gözlemlerler bu yolculukla Türklük üzerine derin felsefi tarihi sohbetler yaparlar. Uzun ve meşakkatli bir yolculuğun ardında Orhun abidelerine ulaşırlar. Türk’ün bu kutsal topraklarında Mehmet Tolun ve Gönül Hanım nişanlanırlar. Roman Türk birliğine duyulan inanç ve milli romantizm içerisinde devam eder.
Eser, dünyanın neresinde olursa olsun tüm Türklerin ortak bir tarih kültür ve dil bilinciyle birleşmesi gerektiğini, Türkçülük ve Turancılık düşüncesini geçmişin görkemli mirası Orhun yazıtlarını hatırlatarak okuyucularına, bu mirasın bilinçle savunularak yaşatılmasını savunur.
Bu roman klasik bir aşk romanından ziyade bir fikri seyahatnamedir. Yazar Mehmet Tolun’la Osmanlı Türkünü (Türkiye Türkünü) Gönül ve Bahadır karakteriyle dış Türkleri, Kont Zichy karakteriyle bilimsel bakış açısını ve Hristiyan Türk kimliğini temsil eder.
Eser, Türklerin ancak köklerine dönerek birbirlerini tanıyarak yükselebileceğini vurgular. Yazarımızın Macarları Türk dünyasının içinde görme öngörüsü kurulan Türk Devletler Topluluğuna Macarlarında gözlemci üye olması ile gerçekleşmiştir.
‘’Ey Türk titre ve kendine dön’’ yapacak çok işin var…
2